İran’dan Türkiye’ye Yatay Geçiş: YÖK’ün Kabul Şartları, Ukrayna Örneği ve Öğrencilerin Hakları
Av. Arb. Şuayp LEVENT
Yükseköğretim Hukuku
İran’da aynı üniversitede, aynı bölümde öğrenim gören iki öğrencinin Türkiye’ye yatay geçiş başvurusu farklı sonuçlanabilir. Öğrencilerden birinin kayıt yılında aldığı YKS puanı, diğerinin uluslararası sınav sonucu veya üniversitenin o yılki dünya sıralaması, başvurunun değerlendirilmesinde farklı hukuki dayanaklar oluşturabilir.
Yükseköğretim Genel Kurulunun 27 Ağustos 2026 tarihli ve 2026.12.272 sayılı kararı, İran’daki Türk öğrencilerin Türkiye’de eğitimlerine devam edebilmeleri için yatay geçiş ve özel öğrencilik imkânı getiriyor. Öğrencinin hangi imkândan yararlanabileceği; kayıt tarihi, programa kabul edilme biçimi, sınav sonucu, üniversitenin tanınması ve ilgili yıldaki sıralama şartları birlikte incelenerek belirleniyor.
Başvuru hazırlığının bu ayrıntılar üzerinden yapılması gerekiyor. Çünkü aynı karar, bazı öğrencilere Türkiye’de bir diploma programına geçiş imkânı sağlarken, bazı öğrenciler bakımından eğitimlerini özel öğrenci olarak sürdürmelerine olanak tanıyor.
Kayıt yılı neden belirleyici?
Karar, İran’daki tanınan yükseköğretim kurumlarının örgün eğitim programlarına 2026–2027 güz dönemi ve önceki dönemlerde kayıt yaptırmış öğrencileri kapsıyor. Hazırlık sınıfında, ara sınıflarda veya son sınıfta bulunmak, tek başına başvuruya engel oluşturmuyor.
Kabul şartları incelenirken öğrencinin İran’daki diploma programına kayıt yaptırdığı döneme ait ÖSYS/YKS kılavuzu esas alınıyor.
Örneğin 2022 yılında İran’da öğrenime başlayan bir öğrencinin başvurusu değerlendirilirken, kayıt yılına bağlanan şartlar bakımından 2022 kılavuzunun incelenmesi gerekiyor. Başvurunun 2026’da yapılması, bütün öğrencilere 2026 yılı şartlarının uygulanacağı anlamına gelmiyor.
Bu nedenle öğrencinin kayıt tarihini gösteren belge, dosyanın hukuki değerlendirmesinde doğrudan önem taşıyor.
ÖSYS/YKS üzerinden başvuracak öğrenciler için aranan şartlar
Kararın ilk kabul yolu, öğrencinin kayıt yılındaki ÖSYS/YKS sonucuna dayanıyor. Burada programın niteliğine göre üç ayrı ölçüt bulunuyor:
- Başarı sıralaması şartı aranan programlarda, ilgili yıl için belirlenmiş başarı sırasının karşılanması gerekiyor.
- Başarı sıralaması şartı aranmayan programlarda, Türkiye’de o yılki eşdeğer diploma programlarının en düşük taban puanı aranıyor.
- Özel yetenek programlarında, ilgili yıl için ilan edilmiş en düşük merkezî sınav puanı esas alınıyor. Üniversitenin ayrıca özel yetenek sınavı yapma yetkisi de korunuyor.
Türkiye’de aldığı önlisans eğitimini İran’daki bir lisans programına saydırarak kayıt yaptırmış olan öğrenciler de kararın bu konudaki şartlarına tabi.
Ayrıca İran’daki bir programa kayıtlı öğrenciler, hazırlık sınıfında bulunanlar dâhil, kayıt yılındaki YGS/TYT puanlarıyla başvuracakları önlisans programının aynı yılki taban puanını karşılıyorlarsa Türkiye’deki önlisans programlarına da yatay geçiş başvurusu yapabiliyor.
Kabul edilen uluslararası sınavlar ve diplomalar
Kararda uluslararası sınav veya diploma sonucuyla kayıt yaptıran öğrenciler için ayrı bir kabul yolu düzenleniyor. Açıkça sayılanlar şunlar:
- SAT — karar metnindeki adıyla SAT1
- ACT
- Abitur
- Fransız Bakaloryası
- GCE A Level Sertifikası
- Uluslararası Bakalorya — IB
- Avusturya Matura Diploması
- İtalya Maturita Diploması
Karar, bu sınavların her biri için bütün Türkiye’de geçerli ortak bir taban puan belirlemiyor. Öğrencinin, başvurduğu Türk üniversitesinin ilgili yılda, başvurulan program için kabul ettiği uluslararası sınav asgari puanını sağlaması gerekiyor.
Dolayısıyla “SAT sonucum var” bilgisiyle başvurunun kabul edilip edilmeyeceği söylenemez. İran’daki programa bu sonuçla kayıt yaptırılıp yaptırılmadığı, başvurulan üniversitenin ilgili yılda SAT kabul edip etmediği ve aradığı asgari puan birlikte incelenmelidir.
Karardaki ifade, İran’daki diploma programına uluslararası sınav sonucuyla kayıt yaptırılmış olmasını arıyor. Sonradan alınmış bir sınav sonucunun bu kayıt şartını kendiliğinden karşıladığı kabul edilemez.
Başvuru dosyasında sınav sonuç belgesinin yanında, İran’daki üniversitenin öğrenciyi hangi kabul şartıyla kaydettiğini gösteren belgelerin bulunması bu nedenle önemlidir.
Üniversitenin dünya sıralaması üzerinden başvuru
Karar, İran’daki üniversitenin uluslararası sıralamalardaki yerine dayanan bir başvuru yolu da tanıyor.
Burada da öğrencinin programa kayıt yaptırdığı yılın ÖSYS/YKS kılavuzunda belirtilen sıralama kuruluşları ve aranan sıralama şartı esas alınıyor. Başarı sıralaması aranan diploma programları dışındaki alanlarda ise kararda, ilgili kılavuzda belirtilen sıralama kuruluşlarının listelerinde ilk 1000’de bulunma şartı yer alıyor.
Üniversitenin bugün bir sıralama listesinde bulunması, kayıt yılındaki şartı sağladığını tek başına göstermez. Aynı şekilde herhangi bir internet sitesindeki sıralama veya bir alan sıralaması da kılavuzda aranan liste yerine kullanılamaz.
YÖK tarafından tanınma ile dünya sıralaması şartı ayrı incelemelerdir. Üniversitenin tanınması, sıralamaya dayalı kabul yolunun şartlarının da karşılandığını göstermiyor.
Ukrayna uygulaması bu şartların yorumuna nasıl katkı sağlıyor?
YÖK’ün 28 Mart 2022 tarihli Ukrayna kararı, İran kararının birçok hükmüyle örtüşüyor. Her iki düzenlemede de kayıt yılındaki merkezî sınav şartları, uluslararası sınavla kabul, üniversitenin sıralaması, intibak ve özel öğrencilik birlikte ele alınıyor.
Ukrayna kararında yabancı uyruklu öğrenciler hakkında da hükümler bulunuyordu. İran kararı ise Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrenciler için düzenlenmiş durumda. Bu nedenle önceki uygulamanın kapsamı ve sonuçları, İran’daki her öğrenciye aynen aktarılamaz.
Ukrayna uygulamasının yargıya taşınmış olması ise somut bir değerlendirme imkânı sunuyor.
Danıştay 8. Dairesinin 29 Ocak 2025 tarihli, E.2022/3587, K.2025/200 sayılı kararında; merkezî sınav, uluslararası sınav ve üniversite sıralamasına ilişkin üç şarttan herhangi birini sağlayan öğrencinin yatay geçiş başvurusu yapabileceği kabul ediliyor.
Bu yaklaşım, şartların birbirine eklenerek bütün öğrencilerden aynı anda istenemeyeceğini gösteriyor. İran kararındaki benzer hükümler bakımından da öğrencinin hangi kabul yoluna dayanabileceğinin ayrı ayrı incelenmesi gerekir.
Danıştay aynı davada, ilgili asgari şartları sağlamayan öğrencinin başvurusunun reddini hukuka uygun bulmuş ve davayı reddetmiştir. Dolayısıyla bu kararın öğrenci açısından değeri, alternatif kabul yollarının doğru değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymasıdır. Savaş nedeniyle eğitim kesintisine uğramış olmak, mahkemece kendiliğinden ve koşulsuz yatay geçiş hakkı olarak kabul edilmemiştir.
Şartları sağlamak, kontenjan ve sınıf sorununu ortadan kaldırmıyor
Üniversiteler, her diploma programı için ayrıca kontenjan belirleyecek. İran kararında, ortaöğretimini Türkiye’de tamamlayan öğrenciler bakımından bu kontenjanın sınıfların tamamı için toplam 40 öğrenciyi geçemeyeceği düzenleniyor.
Başvurular değerlendirilirken, öğrencilerin kayıtlarında esas alınan ulusal ve uluslararası sınavlardaki puan üstünlüğü dikkate alınacak. Bu nedenle başvuru şartını karşılayan bir öğrencinin kontenjan dışında kalması da mümkün.
Kabul edilen öğrencinin hangi sınıftan devam edeceği ise intibak incelemesiyle belirlenecek. Özellikle tıp, diş hekimliği, eczacılık, mühendislik ve hukuk gibi meslek icrasına ilişkin programlarda, teorik ve uygulamalı ders kazanımları ayrıca değerlendirilecek.
Örneğin İran’da tıp fakültesinin dördüncü sınıfında bulunan bir öğrencinin Türkiye’de doğrudan dördüncü sınıfa yerleştirilmesi garanti edilmiyor. Buna karşılık, öğrencinin aldığı dersler ve klinik uygulamalar incelenmeden eğitim geçmişinin topluca göz ardı edilmesi de hukuki denetim konusu olabilir.
Yatay geçişin reddi ile kabul sonrasında yapılan sınıf ve ders intibakı, ayrı ayrı incelenebilecek işlemlerdir. Öğrencinin Türkiye’de bir programa kabul edilmiş olması, intibak kararındaki olası hatalara karşı başvuru hakkını ortadan kaldırmaz.
Savaş nedeniyle temin edilemeyen belgeler
Karar, olağanüstü şartlar nedeniyle öğrenci belgesi, transkript, pasaport veya giriş-çıkış kayıtlarının hemen sunulamaması ihtimalini ayrıca düzenliyor. Üniversitelere, bu belgeleri denetimlerde hazır bulundurmak üzere en kısa sürede temin ve muhafaza etme yükümlülüğü getiriliyor.
Bu hüküm, belge eksikliği gerekçesiyle yapılacak değerlendirmelerde dikkate alınmalıdır. Öğrencinin hangi belgeyi neden temin edemediğini açıklaması, mevcut kayıtları sunması ve belgenin sonradan tamamlanmasına ilişkin talebini başvurusunda belirtmesi gerekir.
Üniversitenin öğrenciliği ve öğrenim geçmişini doğrulama yükümlülüğü devam eder. Ancak kararın öngördüğü belge tamamlama imkânının somut olayda neden uygulanmadığı da açıklanabilmelidir.
Özel öğrencilikten yararlanacakların bilmesi gerekenler
Yatay geçiş hakkı elde edemeyen öğrenciler için özel öğrencilik yolu bulunuyor. Karar; yerleştirme puanı, akademik ortalama, öğrenimde geçirilen asgari süre, kayıtlı üniversitenin onayı ve akademik takvim bakımından üniversitelerin gerekli kolaylığı sağlamasını öngörüyor.
Özel öğrencilik, Türkiye’de derslere ve sınavlara katılmayı sağlayabiliyor. Dönem sonunda alınan dersleri, kredileri ve başarı durumunu gösteren onaylı belge veriliyor.
Özel öğrencilik, süresi ne olursa olsun, öğrencinin eğitim aldığı Türk üniversitesinden diploma veya unvan talep etme hakkı doğurmuyor.
Ücret konusu da başvuru öncesinde açıklığa kavuşturulmalıdır. Vakıf üniversiteleri, özel öğrenciden ilgili programa kayıtlı Türk öğrencilerin dönem başına ödediği tutardan fazlasını isteyemez. Yatay geçişle kabul edilen öğrencilerin ücretleri ise kararın ayrı hükümlerine tabidir.
Özel öğrencilikten yararlanılması, yatay geçiş başvurusunun reddine karşı hukuki yollara başvurulmasından kendiliğinden vazgeçildiği anlamına gelmez.
Başvuru takvimindeki ayrım
Yatay geçiş başvuruları 14–18 Eylül 2026 tarihlerinde yapılacak. Sonuçlar en geç 25 Eylül’de açıklanacak; asil kayıtları 28–29 Eylül’de, yedek kayıtları 1–2 Ekim’de gerçekleştirilecek.
Özel öğrencilik bakımından ise iki ayrı tarih bulunuyor:
- Yatay geçiş şartlarını sağlamayan öğrenciler: 14–18 Eylül 2026.
- Yatay geçişe başvurup bu imkândan yararlanamayan öğrenciler: 1–2 Ekim 2026.
Bu ayrım nedeniyle özel öğrencilik düşünen herkesin ekim ayını beklemesi, başvuru imkânının kaybedilmesine yol açabilir.
Başvurusu reddedilen öğrenci hangi noktaları incelemeli?
Ret kararı alındığında, önce öğrencinin hangi şartı sağlamadığı gerekçesinin belirlenmesi gerekir. Dosyada özellikle şu soruların cevapları aranmalıdır:
- Öğrencinin kayıt yılı ve o yıla ait kılavuz doğru belirlenmiş mi?
- Uluslararası sınavla kabul veya üniversite sıralaması üzerinden başvuru imkânı değerlendirilmiş mi?
- İlgili yıl ve program için geçerli asgari puan doğru uygulanmış mı?
- Kontenjan sıralaması, ilan edilen ölçütlere uygun yapılmış mı?
- Eksik belgeler bakımından olağanüstü şartlara ilişkin hüküm dikkate alınmış mı?
- İntibak yapılmışsa hangi derslerin, hangi gerekçeyle kabul edilmediği açıklanmış mı?
Öğrenci, başvurusunu ve eklerini, başvurunun teslim edildiğini gösteren kaydı, üniversite ilanını, sonuç listesini ve kendisine bildirilen kararı saklamalıdır. Sözlü olarak verilen “başvuramazsınız” cevabıyla yetinilmesi, sonradan hangi talebin hangi gerekçeyle reddedildiğinin ortaya konulmasını güçleştirebilir.
Ret işlemine karşı iptal davası açılması mümkündür. YÖK kararındaki bir hükmün hukuka aykırı olduğu ileri sürülüyorsa, bu iddianın üniversitenin kararı yanlış uyguladığı iddiasından ayrı kurulması gerekir.
Dava süresi, işlemin bildirim veya öğrenilme biçimi dikkate alınarak hesaplanmalıdır. Genel dava açma süresi altmış gün olmakla birlikte, üniversiteye veya YÖK’e yapılan her başvuru bu süreyi durdurmaz. İdari başvurunun süre üzerindeki etkisi, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesindeki şartlara göre değerlendirilir.
Eğitim döneminin kaybedilmesi tehlikesi bulunan dosyalarda yürütmenin durdurulması da talep edilebilir. Bunun için eğitim kaybının yanında, işlemin açık hukuka aykırılığının da somut belgelerle ortaya konulması gerekir.
İran’daki öğrenciler bakımından hukuki inceleme; kayıt yılına ait kılavuzun, sınav sonucunun, üniversitenin sıralama kaydının ve ret gerekçesinin aynı dosyada karşılaştırılmasını gerektiriyor. Öğrencinin başvuru hakkının hiç değerlendirilmemesi, yanlış ölçütle elenmesi ve doğru ölçütler uygulanmasına rağmen kontenjan dışında kalması farklı hukuki durumlardır. Başvuru ve dava hazırlığının da bu farklılıkları ortaya koyacak şekilde yapılması gerekir.