Yükseköğretim hukuku alanında avukatlık ve danışmanlık leventsuayp@gmail.com İletişim
Hakkımızda İletişim
İçeriğe geç
Yükseköğretim Hukuku

Akademisyenlerin Sosyal Medya Faaliyetleri: YÖK Yazısı, Disiplin Sorumluluğu ve Unvan Kullanımı

Akademisyenler ve sosyal medya: video, gelir ve hukuki sınırlar

Av. Arb. Şuayp LEVENT
Yükseköğretim Hukuku

Akademisyenlerin sosyal medya faaliyetleri hakkında Eylül 2026’da başlayan tartışma, üniversitelerde ağır sonuçlar doğurabilecek bir disiplin hukuku meselesini gündeme getirdi. Bir hesabın gelir modeli, akademik unvanın kullanılış biçimi ve içerik üretiminin görevle ilişkisi, soruşturmanın farklı başlıklarını oluşturabilir. Bu nedenle hem idarenin hangi fiili soruşturabileceği hem de öğretim elemanının hangi güvencelere sahip olduğu açıkça konuşulmalıdır.

Özellikle akademik faaliyetle ilgisi bulunmayan, gündelik hayatı ve eğlenceyi konu alan yayınlarda profesörlük unvanının sürekli öne çıkarılması üzerinde durulmaya değer. Bir akademisyenin kişisel hayatı olabilir. Bununla birlikte, mesleki sıfatını izlenmenin, ürün tanıtımının veya kişisel kazancın başlıca aracına dönüştürmesi, faaliyetin kamu göreviyle bağlantısını da incelemeye açar.

Disiplin değerlendirmesi; içeriğin niteliği, ekonomik ilişki, unvanın işlevi ve kanunda tanımlanan fiil birlikte incelenerek yapılmalıdır.

YÖK Yazıları Ne Diyor, Son Açıklama Neyi Değiştiriyor?

Yazışma süreci, YÖK’ün 17 Haziran 2026 tarihli görüş talebine dayanıyor. Üniversitelere iletilen belgelerde şu sıra görülüyor:

TarihBelgeİşlevi
17 Haziran 2026YÖK, 40217 sayılı yazıGörüş talebi; ekli cevapta atıf yapılıyor.
20 Ağustos 2026Gelir İdaresi Başkanlığı, 88682 sayılı yazıCumhurbaşkanlığı görüşünde ilgili değerlendirmesi aktarılıyor.
26 Ağustos 2026Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, 404632 sayılı yazıDijital faaliyetlerin ticaret yasağı kapsamında değerlendirilmesi.
1 Eylül 2026YÖK, 61822 sayılı yazıGörüşün bütün devlet üniversitelerine iletilmesi.

Ekli görüş; dijital içerik ve uygulama gelirlerini, Gelir Vergisi Kanunu ile 657 sayılı Kanun’un 28. maddesindeki ticaret yasağı çerçevesinde ele alıyor. Vergi istisnasının, faaliyetin ticari niteliğini ortadan kaldırmadığı belirtiliyor.

Metindeki kazanç potansiyeli değerlendirmesi, bütün unsurlarıyla ele alınan emek ve sermaye organizasyonuna ilişkin. Buradan, ileride para kazanma özelliği açılabilecek her hesabın bugün yasak ticari faaliyet yürüttüğü sonucu çıkarılamaz. Fiilen gelir oluşmaması da mevcut bir ticari organizasyonu tek başına ortadan kaldırmaz. YÖK yazısı ve ekindeki Cumhurbaşkanlığı görüşü

YÖK, 11 Eylül 2026 tarihli açıklamasında yeni bir düzenleme yapmadığını, bir devlet üniversitesinin başvurusu üzerine alınan görüşü üniversitelerle bilgilendirme amacıyla paylaştığını bildirdi. Bu açıklama, yazının hukuki niteliğini değerlendirirken esas alınmalıdır. Açıklamada görüşün geri çekildiği veya bütün gelir modellerine izin verildiği de söylenmiyor. 11 Eylül açıklamasını aktaran Anadolu Ajansı haberi

Kanaatimce burada üniversitelerin cevaplaması gereken soru, her öğretim elemanına aynı yasak cümlesinin gönderilip gönderilmeyeceğinden önce, somut faaliyetin mevcut kanunlardaki hangi sınıra girdiğidir. Görüş yazısı, bu incelemede dikkate alınabilir; öğretim elemanının fiili ve uygulanacak disiplin hükmü hakkında yapılması gereken değerlendirmeyi ikame edemez.

Disiplin Cezasının Dayanağı: 2547 Sayılı Kanun

Öğretim elemanları bakımından doğrudan ceza hükmü, 2547 sayılı Kanun’un 53/b-(4)-(m) bendidir. Kanun şu fiili düzenliyor:

“İlgili kanunların tanıdığı istisnalar dışında ticaret yapmak, yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak.”

Bu bent, kınama cezası başlığı altında yer almıyor. Öngörülen yaptırım:

  • Devlet yükseköğretim kurumlarında aylıklı öğretim elemanları için bir ila üç yıl kademe ilerlemesinin durdurulması;
  • Vakıf yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanları için üç ila altı ay boyunca brüt ücretten 1/30 ile 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır. 2547 m.53/b-(4), resmî üniversite yayını

Dolayısıyla konu, mesleki nezaket tavsiyeleriyle sınırlanamayacak kadar somut bir yaptırım riski taşımaktadır.

2914 sayılı Kanun’un 20. maddesi, hüküm bulunmayan hâllerde 2547 ve 657 sayılı kanunlara başvurulmasını öngörür. Bununla birlikte, akademik personelin disiplin yaptırımı belirlenirken 657’nin ceza hükümleri doğrudan aktarılmamalı; 2547’deki özel düzenleme esas alınmalıdır. 2914 m.20, İTÜ disiplin soruşturması rehberi

Soruşturmada hangi ekonomik faaliyetin yürütüldüğü, bunun hangi nedenle yasak olduğu ve kanuni bir istisnanın bulunup bulunmadığı gösterilmelidir. Vergisel sınıflandırma, personel hukukundaki bu incelemenin bütün cevaplarını kendiliğinden vermez.

Bilimsel Yayın, Telif ve Ticari İçerik Aynı İncelemeye Tabi Tutulabilir mi?

Güncel tartışmada, ücretsiz derslerin ve bilim iletişiminin belirsizlik nedeniyle zarar görebileceği kaygısı öne çıktı. Bu kaygı dikkate alınmalıdır; özellikle ticari faaliyetin sınırı açık kurulmadığında, hiçbir gelir elde etmeyen öğretim elemanı da yayın yapmaktan çekinebilir. 11 Eylül tarihli tartışma dosyası

YÖK’ün Bilim İletişimi Ofisi girişimi de üniversitede üretilen bilginin toplumla buluşmasını amaçlıyor. Bu amaç, dijital yayınların hukuki niteliğini anlaşılır biçimde ayıran bir uygulamayı gerekli kılıyor. YÖK Bilim İletişimi Ofisi hakkında Yıldız Teknik Üniversitesi duyurusu

Bir araştırmayı kamuoyuna açıklamak, özgün bir eserin mali haklarını kullandırmak, ücretli eğitim hizmeti sunmak ve sponsorlu ürün tanıtımı yapmak farklı ilişkiler doğurur. İncelemede sözleşme, ödemenin karşılığı ve faaliyetin nasıl örgütlendiği belirlenmelidir.

Bir videonun eser niteliğinde olması, etrafında kurulan reklam veya hizmet faaliyetinin de kendiliğinden telif faaliyeti sayılmasını sağlamaz. Öte yandan, her ödemeyi sırf internet üzerinden yapıldığı için aynı ticari kategoriye yerleştirmek de yeterli değildir.

2547’nin 36. maddesi, öğretim elemanının göreviyle bağlantılı sunduğu hizmet karşılığında “telif ücreti” adıyla bedel alması durumunda 58. maddenin uygulanmasını öngörüyor. Kurumdan istenen bilimsel görüş, proje, araştırma ve benzeri hizmetler bakımından 37. madde de incelenmelidir. Ödeme adının değil, gerçek ilişkinin belirleyici olması gerektiği yönündeki değerlendirmem bu hükümlere dayanıyor. 2547 m.36–37

Akademiyle İlgisiz Vloglarda Unvanın Kullanılması

Bir öğretim elemanının alışverişini, tatilini veya gündelik eğlencesini paylaşması mümkündür. Fakat içerikte akademik bilgi sunulmadığı hâlde profesörlük sıfatı başlıkta, kapakta ve anlatımda sürekli vurgulanıyorsa, unvanın burada hangi işlevi gördüğü sorgulanabilir.

Kanaatimce, akademik unvanın yalnızca izlenme ve kişisel tanıtım sağlamak için sürekli öne çıkarılması, mesleki itibarın kullanımına ilişkin ciddi bir sorundur. Özellikle görünürlük, reklam ve kazanç ilişkisiyle birleştiğinde değerlendirme disiplin hukukuna da taşınabilir. Burada mesleki sıfatın, kişinin gündelik beğenilerine hak etmediği bir uzmanlık ağırlığı kazandırıp kazandırmadığı da önemlidir.

Bunun hukuki incelemesi, “vlog çekmiş” tespitinden daha ayrıntılı olmalıdır. Örneğin:

Somut iddiaİncelenebilecek disiplin hükmü
İçerik çevresinde yasak ticari faaliyet yürütülmesi2547 m.53/b-(4)-(m)
Görevi sebebiyle veya görev sırasında menfaat sağlanması2547 m.53/b-(4)-(b)
Öğrenci veya meslektaşın özel hayatının rızası dışında yayınla açıklanması2547 m.53/b-(4)-(e)
Görev gereği gizli tutulması gereken bilgi veya belgelerin açıklanması2547 m.53/b-(4)-(n)
Kanunda belirtilen kişilere hakaret veya tehdit2547 m.53/b-(4)-(o)

Bu eşleştirmeler, fiilin bütün unsurlarının gerçekleştiği varsayımıyla inceleme yönünü gösterir; her unvan kullanımı, öğrenci görüntüsü veya eleştiri bu bentleri ihlal etmez. İlgili bentlerin metni

İçerik üretmek amacıyla öğrencilerin, çalışma ilişkilerinin veya kurum imkânlarının kullanıldığı iddia ediliyorsa bunlar ayrıca araştırılmalıdır. Hesabın açıklamasında “kişisel” yazması, görevle kurulmuş gerçek bir bağlantıyı ortadan kaldırmaz. Unvanın biyografide doğru biçimde belirtilmesi de tek başına bütün faaliyetleri mesleki faaliyete dönüştürmez.

YÖK’ün etik ilkeleri; mesleki konumun kişisel çıkar için kullanılmaması, bilimsel bulgularla kişisel görüşlerin ayrılması, ticari reklam aracı olmaktan kaçınılması ve üniversite dışındaki faaliyetlerde meslek saygınlığının korunması bakımından bu incelemeye yardımcı olur. Etik rehberin işlevi, kanuni dayanağı bulunmayan yeni bir disiplin suçu yaratmak değildir. YÖK Yükseköğretim Kurumları Etik Davranış İlkeleri, 2.3(d), 2.4(b), 5.1(d–e)

“Unvana Yakışmıyor” Gerekçesinin Hukuki Sınırı

Bu tartışmada Anayasa Mahkemesinin önemli bir iptal kararı gözden kaçırılmamalıdır. Mahkeme, 28 Aralık 2023 tarihli E.2020/55, K.2023/228 sayılı kararıyla, 2547 m.53/b-(2)-(t)’deki sıfatın gerektirdiği özen ve genel ahlak/edep üzerinden kurulan disiplin hükmünü iptal etti.

İptalin gerekçesi, görevle ve kamu hizmetinin işleyişiyle ilgisiz mahrem özel hayatın da cezalandırılabilmesine imkân verilmesiydi. Mahkeme, mesleki hayatla bütünleşen özel yaşam unsurlarının ise anayasal güvenceler korunarak sınırlandırılabileceğini kabul ediyor. AYM kararı, özellikle §§49 ve 53–56

Bu nedenle bir yayını beğenmemek veya akademik ciddiyete uygun bulmamak, iptal edilmiş hükmün yerine geçemez. İdare, yürürlükteki somut fiili ve görevle bağlantıyı ortaya koymalıdır. Öğretim elemanının savunması da yalnız hesabın kişisel olduğunu söylemekle sınırlanmamalı; isnadın maddi ve hukuki unsurlarına somut cevap vermelidir.

AYM’nin 24 Ekim 2024 tarihli, B. No: 2021/59006 sayılı kararı da başka bir güvenceyi hatırlatıyor: Televizyon açıklamalarına, açıklamaların yapıldığı tarihten sonra getirilen disiplin hükmünün uygulanması ifade özgürlüğünü ihlal etmiştir. Fiilin tarihi ve o tarihteki kanuni dayanak, sosyal medya soruşturmalarında da ayrı ayrı belirlenmelidir. AYM bireysel başvuru kararı

Vakıf Üniversitelerindeki Öğretim Elemanları

YÖK’ün 1 Eylül yazısının muhatabı devlet üniversiteleridir. Ancak bu durum, vakıf üniversitelerindeki öğretim elemanlarının disiplin sorumluluğunun bulunmadığı anlamına gelmez. 2547’nin disiplin hükümleri vakıf öğretim elemanlarını da kapsar. İTÜ disiplin rehberi

Faaliyetin yasak olup olmadığı değerlendirilirken kişinin statüsü, uygulanabilir özel hükümler ve sözleşme ilişkisi birlikte incelenmelidir. Devlet memurları için hazırlanmış görüşün bütün sonuçlarını vakıf öğretim elemanına aynen aktarmak da onu bütünüyle sorumluluk dışında görmek de yeterli bir hukuki inceleme oluşturmaz.

Fransız Resmî Kaynaklarından Sınırlı Bir Karşılaştırma

Fransız kamu personeline ilişkin resmî bilgilendirme, eser üretimiyle diğer özel kazanç faaliyetlerini ayrı ele alıyor. Edebî, bilimsel ve sanatsal eser üretimi için tanınan alanın yanında, başka ek faaliyetlerde izin veya bildirim koşulları bulunabiliyor. Bu ayrım, akademisyenin her üretimini aynı ekonomik kategoriye koymadan incelemek bakımından yararlı. Service Public: Kamu görevi yanında özel faaliyet

Fransız Yükseköğretim ve Araştırma Etik Kurulunun 29 Mart 2024 tarihli görüşü ise unvanın ve özellikle kurum adının kullanılmasıyla açıklamanın konusu arasında asgari mesleki bağlantıya önem veriyor. Uzmanlık dışındaki tartışmalı açıklamalarda kişisel görüş ile kurumsal sıfatın ayrılmasını öneriyor. Bu, bir etik görüşüdür; genel bir video yasağı koyan disiplin hükmü olarak sunulamaz. Fransız Bakanlığının yayımladığı görüş, II.2–3

Bu iki resmî kaynaktan hareketle kurulabilecek sınırlı karşılaştırma şudur: Faaliyetin ekonomik niteliği ile mesleki sıfatın kullanılması ayrı incelenebilir; kişisel ifade özgürlüğü de her iki incelemede korunmalıdır.

Avukatlar Bakımından Benzer Sorun

Mesleki unvanın gündelik yaşam içerikleri üzerinden tanıtıma dönüştürülmesi avukatlıkta da somut kurallara bağlanmıştır. TBB Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin 7(b) maddesi, mesleki kimlikle ilişkilendirilen yaşam, kazanç ve faaliyet paylaşımlarının reklam niteliği taşımasını yasaklıyor; avukat unvanıyla yapılan özel yaşam paylaşımlarında mesleki itibara özen gösterilmesini istiyor. Yönetmeliğin 12. maddesi, aykırılığın disiplin boyutunu da düzenliyor. TBB Reklam Yasağı Yönetmeliği

Tatil, tüketim veya eğlence içeriğinin avukatlık sıfatıyla iş edinmeye yöneltilmesi bu nedenle ayrıca incelenebilir. Akademisyen açısından da benzer sorular sorulabilir; uygulanacak disiplin hükmü ise her mesleğin kendi mevzuatından belirlenmelidir.

Soruşturma Açılırsa Nasıl Bir Savunma Hazırlanmalı?

Savunmanın merkezine somut yayın ve somut hukuki ilişki konulmalıdır. Videonun tamamı, yayın tarihi, ilgili bölümler, hesap ve para kazanma ayarları, sözleşmeler, gelir kayıtları ve varsa kurumla yazışmalar birlikte korunmalıdır. Reklam, sponsorluk, telif ve hizmet ilişkileri birbirinden ayrılmalıdır.

Görevle bağlantı iddiası varsa; çekimin nerede ve ne zaman yapıldığı, öğrencilerin veya çalışanların katılım biçimi, kurum araçlarının kullanımı ve içeriğin hangi sıfatla sunulduğu açıklanmalıdır. Başvuruyu inceleyen üniversite de birkaç ekran görüntüsüyle yetinmeyerek lehe ve aleyhe delilleri birlikte değerlendirmelidir.

9 Ağustos 2026’da yürürlüğe giren 7592 sayılı Kanun, 2547 m.53/A’daki usulü bu açıdan daha da önemli hâle getirdi:

  1. Soruşturmacının ifadeye davetinde iddialar açıkça bildirilmeli ve en az yedi gün verilmelidir.
  2. Ceza vermeye yetkili makamın savunmaya davetinde eylem ve karşılığı olan disiplin cezası belirtilmeli, yine en az yedi gün tanınmalıdır.
  3. Savunma öncesinde soruşturma evrakını inceleme imkânı bildirilmelidir.

Soruşturmacının ifade almış olması, ceza makamı önündeki savunma aşamasının yerine geçirilmemelidir. 7592 sayılı Kanun m.6, TBMM metni, Yürürlük ve değişiklikler hakkında KTÜ duyurusu

Ceza verilmesi hâlinde yetki, usul, deliller, fiilin kanundaki karşılığı ve yaptırımın ölçülülüğü üzerinden hukuki denetim istenebilir. Devlet üniversitesinin disiplin cezasına karşı iptal davasında genel süre, özel bir düzenleme bulunmadıkça yazılı bildirimi izleyen günden itibaren 60 gündür. İdari başvurunun süreye etkisi ayrıca hesaplanmalıdır. Dava açılması cezayı kendiliğinden durdurmaz; yürütmenin durdurulması için açık hukuka aykırılık ile telafisi güç veya imkânsız zarar koşulları birlikte değerlendirilir. 2577 sayılı Kanun m.7, 11 ve 27

Akademik unvan, toplumsal güven taşır. Bu güvenin kişisel görünürlük ve kazanç ilişkilerinde nasıl kullanıldığını sorgulamak, üniversitenin sorumluluk alanına girebilir. Disiplin yetkisinin hukuka uygun kullanılması ise eleştirinin ağırlığına değil, kanuni dayanağın, somut fiilin ve usul güvencelerinin birlikte ortaya konulmasına bağlıdır.

Av. Arb. Şuayp LEVENT
Yükseköğretim Hukuku

İçerik örnekleri varsayımsaldır; herhangi bir kişi veya kanala ilişkin tespit içermez.

Tüm makaleler