Kamu Görevine İade Edilen Akademisyen Eski Üniversitesine Dönebilir mi?
Kamu görevine iade kararı, öğretim elemanının kamu görevlisi statüsünün yeniden kurulmasını sağlar. Fakat bu kararın hangi üniversitede ve hangi akademik birimde uygulanacağı ayrıca belirlenir.
Kamu görevine iade kararı, öğretim elemanının kamu görevlisi statüsünün yeniden kurulmasını sağlar. Fakat bu kararın hangi üniversitede ve hangi akademik birimde uygulanacağı ayrıca belirlenir. Özellikle olağanüstü hâl döneminde kamu görevinden çıkarıldıktan sonra göreve dönen akademisyenler bakımından, “iade” ile “eski üniversiteye atama” işlemlerinin birbirinden ayrılması gerekir.
Ayrımın kadro tekniğini aşan bir yönü vardır. Akademik faaliyet belirli bir bölüm, bilim alanı ve araştırma çevresi içinde yürütülür. Üniversite değişikliği; devam eden projeleri, laboratuvar veya klinik imkânlarını, lisansüstü tez danışmanlıklarını, yayın ortaklıklarını ve aile düzenini doğrudan etkileyebilir. Atama yerinin belirlenmesi de idarenin hiçbir gerekçe göstermeden kullanabileceği sınırsız bir tercih alanı olarak görülemez.
İade kararı ile atama işlemi neden ayrıdır?
Göreve dönüşün hukuki etkisi, öncelikle iade kararının dayanağına göre belirlenir. Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonunun kabul kararı üzerine yapılan iadeler bakımından 7075 sayılı Kanun’un 10. maddesi özel bir uygulama düzeni kurmuştur. Doğrudan mahkeme kararıyla gerçekleşen iadelerde ise hüküm fıkrası ile kararın gerekçesi birlikte değerlendirilir. İdarenin kendi işlemini geri alması veya başka bir hukuki sebebe dayanması hâlinde de uygulanacak usul değişebilir.
Dosyada önce şu soruya cevap verilmelidir: İade hangi karar üzerine ve hangi mevzuat hükmü uygulanarak yapılmıştır? Komisyon kararı, yargı kararı ve idari geri alma aynı hukuki sonuçları doğurmaz.
İkinci mesele kadro statüsüdür. Öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi kadroları aynı rejime tabi değildir. İade yazısında unvanın belirtilmiş olması, önceki fakülteye veya ana bilim dalına dönüşü tek başına açıklamaz. Önceki atama onayı, kadro kaydı, yeni atama işlemi ve göreve başlama belgesi birlikte okunmalıdır.
7075 sayılı Kanun’un 10. maddesi nasıl değişti?
7075 sayılı Kanun’un 10. maddesi, kamu görevine iade edilenlerin eski kadro veya pozisyonlarına atanması yönünde genel bir esas benimsemişti. Aynı maddede öğretim elemanları için farklı bir yol öngörülmüş; bunların eski yükseköğretim kurumları yerine Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek kurumlara atanması düzenlenmişti. Eski üniversiteye dönüşü dışlayan, Ankara, İstanbul ve İzmir’deki kurumları kapsam dışında bırakan ve belirli tarihten sonra kurulan üniversitelere öncelik veren bu yapı anayasal denetime konu oldu.
Anayasa Mahkemesi, 30 Haziran 2022 tarihli E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararıyla öğretim elemanlarının eski kurumlarına atanmasını kategorik biçimde engelleyen kısmı iptal etti. İptal gerekçesinin merkezinde, her akademisyenin kişisel ve mesleki koşullarını değerlendirmeye imkân vermeyen genel yasak bulunuyordu.
Normun iptal edilmiş olması, geçmişte yapılmış bütün atamaları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İdari işlemlerin hukuka uygunluğu kural olarak tesis edildikleri tarihteki mevzuata göre denetlenir. Bununla birlikte devam eden davalarda, yeniden yargılama süreçlerinde ve iptalden sonra yapılacak yeni değerlendirmelerde oluşan anayasal durum göz ardı edilemez.
Anayasa Mahkemesinin 4 Mart 2026 tarihli kararı ne söylüyor?
Anayasa Mahkemesi, Hacı Mehmet Şahin başvurusunda verdiği 4 Mart 2026 tarihli ve B. No: 2021/28709 sayılı kararda, göreve iade edilen bir öğretim üyesinin eski üniversitesine atanmamasını özel hayata saygı hakkı yönünden inceledi. Mahkeme, daha önceki norm denetimi kararında ortaya koyduğu ölçütlerden hareketle ihlal kararı verdi.
Kararın kapsamı doğru okunmalıdır. Anayasa Mahkemesi, bütün akademisyenlerin doğrudan eski üniversitelerine atanması gerektiği yönünde genel bir atama hükmü kurmadı. Tespit edilen sorun, önceki görev yerine dönüşü somut koşullar değerlendirilmeksizin dışlayan uygulamaydı. Başka bir ifadeyle idare, atama yerini belirleme yetkisini korumakla birlikte bu yetkiyi kişiselleştirilmiş, ölçülü ve yargısal denetime elverişli bir gerekçeyle kullanmalıdır.
Bireysel başvuruda verilen ihlal kararı da atama işleminin Anayasa Mahkemesince yapılması anlamına gelmez. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa yeniden yargılama yoluyla giderim sağlanır. İlgili idare ve mahkeme, ihlalin dayandığı anayasal değerlendirmeyi dikkate alarak dosyayı yeniden ele alır.
İdare hangi koşulları değerlendirmelidir?
“Kadro durumu” veya “hizmet gereği” biçimindeki genel ifadeler, akademisyenin neden belirli bir kuruma atandığını açıklamaya her zaman yetmez. Atama dosyasında en azından önceki üniversite, fakülte, bölüm ve ana bilim dalı; iade tarihindeki unvan ve kadro; eski birimde uygun çalışma imkânı; yeni kurumun seçilme sebebi ve bilim alanıyla uyumu anlaşılabilmelidir.
Devam eden proje, yayın, klinik çalışma ve lisansüstü danışmanlıklar da akademik faaliyetin gerçek unsurlarıdır. Aile birliği ve sağlık durumunun atama üzerinde ağır bir etkisi varsa bunlar da değerlendirmeye alınmalıdır. Bu unsurların varlığı her dosyada eski kuruma dönüş hakkı doğurmaz; fakat idarenin tercihini neden makul gördüğünü ortaya koyması gerekir.
Akademisyenin başka bir kuruma atanması hâlinde şu sorular cevapsız bırakılmamalıdır:
- Eski kurumda kadro veya fiilî çalışma imkânı araştırılmış mıdır?
- Atanılan birim, kişinin bilim alanı ve unvanıyla uyumlu mudur?
- Kurum seçiminin dayandığı somut personel ihtiyacı nedir?
- Akademik faaliyet ve kişisel yaşam üzerindeki ağır etkiler tartılmış mıdır?
- Daha elverişli bir çözüm mümkünken neden tercih edilmemiştir?
İdari yargı, idarenin yerine geçerek üniversite seçmez. Ancak işlemi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları bakımından denetler. Dava, soyut biçimde “eski üniversiteme dönme hakkım var” iddiasına değil; somut atama işleminin hangi olgu ve hukuk kuralı yönünden sakat olduğuna dayanmalıdır.
Başvuru ve dava süreleri nasıl ele alınır?
Bu uyuşmazlıklarda tarihler, esasa ilişkin tartışma kadar önemlidir. Kamu görevinden çıkarma, iade, atama onayı, göreve başlama, eski kuruma dönüş başvurusu, ret işlemi ve tebliğ tarihleri ayrı ayrı belirlenmelidir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre, özel kanunda başka bir süre gösterilmemişse idare mahkemesinde dava açma süresi altmış gündür. Sonradan yapılan her başvuru, geçmişte sona ermiş dava süresini yeniden başlatmaz. Buna karşılık idare güncel hukuki duruma göre yeni, kesin ve icrai bir işlem kurmuşsa bu işlemin kendi tebliğ tarihi üzerinden ayrıca değerlendirme yapılabilir.
İYUK’un 11. maddesi kapsamında süresinde yapılan kaldırma, geri alma veya değiştirme başvurusu işlemekte olan dava süresini durdurabilir. Yalnızca belge istemek veya dosyanın durumunu sormak aynı etkiyi doğurmaz. Dilekçenin içeriği ile kayıt tarihi bu nedenle önemlidir.
Bir yargı kararının uygulanması söz konusuysa İYUK’un 28. maddesi de dikkate alınmalıdır. İdare, kararın gereklerine göre gecikmeksizin işlem tesis etmek; maddede öngörülen genel otuz günlük üst sınıra uymak zorundadır. Mahkeme gerekçesi somut bir yeniden değerlendirme yapılmasını gerektiriyorsa önceki kararın başka kelimelerle tekrarlanması yargı kararının gereğini karşılamaz.
Dosyada hangi belgeler bulunmalıdır?
İade kararı ile atama onayı ayrı işlemler olduğu için dosyanın tek bir yazıyla incelenmesi çoğu zaman yanıltıcıdır. Kamu görevinden çıkarma kaydı, iade kararının tam metni ve tebliğ belgesi, YÖK ile üniversiteler arasındaki yazışmalar, önceki ve yeni kadro kayıtları, atama onayı, göreve başlama tutanağı ve eski kuruma dönüş için yapılan başvurular birlikte temin edilmelidir.
Akademik faaliyetin etkilenmesi ileri sürülüyorsa proje sözleşmeleri, tez danışmanlıkları, laboratuvar veya klinik çalışma kayıtları ile bilim alanı ve birim uyumunu gösteren belgeler dosyaya eklenmelidir. Aile birliği ve sağlık mazereti gibi kişisel koşullar da yalnızca ileri sürülmemeli, tarihli ve doğrulanabilir belgelerle ortaya konulmalıdır.
Göreve iade edilen akademisyenin uyuşmazlığı, iade kararının varlığından çok bu kararın hukuken ve fiilen nasıl uygulandığı noktada yoğunlaşır. Göreve iade ve yeniden atama uyuşmazlığında görev alan bir YÖK avukatı, dosyayı iade kararının dayanağı, kadro bağlantısı, işlem tarihleri, atama gerekçesi ve anayasal ölçülülük yönlerinden birlikte incelemelidir.
Av. Arb. Şuayp LEVENT
Yükseköğretim Hukuku
www.levent.av.tr