Yükseköğretim hukuku alanında avukatlık ve danışmanlık leventsuayp@gmail.com İletişim
Hakkımızda İletişim
İçeriğe geç
Yükseköğretim Hukuku

YÖK Kararlarına Karşı İptal Davası: Süre, Yetkili Mahkeme ve Yargısal Denetim

Yükseköğretim Kurulundan gelen olumsuz kararlar çoğu zaman birkaç cümleden ibaret bir yazıyla bildirilir.

Av. Arb. Şuayp LEVENTYükseköğretim Hukuku
YÖK Kararlarına Karşı İptal Davası: Süre, Yetkili Mahkeme ve Yargısal Denetim

Yükseköğretim Kurulundan gelen olumsuz kararlar çoğu zaman birkaç cümleden ibaret bir yazıyla bildirilir. Oysa o kısa yazı; diploma denkliğini, bir mesleğe giriş imkânını, öğrencilik statüsünü veya akademik kariyerin devamını doğrudan etkileyebilir. Böyle bir karar karşısında dava açmadan önce cevaplanması gereken ilk soru “Haklı mıyım?” değil, hangi işlemin, hangi gerekçeyle ve hangi süre içinde dava konusu edileceğidir.

YÖK uyuşmazlıklarında dilekçenin kuvveti kadar, dava konusu işlemin doğru teşhis edilmesi de önemlidir. Yanlış makamın işlemini YÖK kararı sanmak, hazırlık işlemini nihai karar gibi dava etmek veya idareye başvurunca dava süresinin baştan başlayacağını düşünmek, uyuşmazlığın esası incelenmeden davanın usulden sonuçlanmasına yol açabilir.

Kararı gerçekten hangi idari makam verdi?

Yükseköğretim alanındaki her olumsuz işlem YÖK tarafından kurulmaz. Üniversiteler, Üniversitelerarası Kurul, ÖSYM ve YÖK birbirinden ayrı idari makamlardır. İşlemin üst yazısında YÖK’ten söz edilmesi veya kararın YÖK mevzuatına dayanması, işlemi kendiliğinden YÖK kararı hâline getirmez.

Denklik başvurusunu karara bağlayan makam YÖK olabilir. Buna karşılık akademik kadro ilanı ve atama işlemleri kural olarak ilgili üniversite tarafından yürütülür. Doçentlik unvanına ilişkin başvuru ve eser incelemesi sürecinde ise Üniversitelerarası Kurulun yetkileri vardır. Bir üniversite yönetim kurulunun kararına karşı açılacak davada husumetin doğrudan YÖK’e yöneltilmesi, daha ilk aşamada usul tartışması doğurur.

Karar yazısında antetten daha fazlasına bakmak gerekir:

  • kararı alan kurul veya makama,
  • karar tarih ve sayısına,
  • işlemin dayandığı mevzuata,
  • kararı tebliğ eden birim ile kararı kuran makam arasındaki ayrıma

bakılmalıdır.

Her yazışma tek başına dava konusu edilemez

İptal davası, kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlemlere karşı açılır. İdarenin görüş istemesi, dosyayı bir komisyona göndermesi, eksik belge bildirmesi veya incelemenin sürdüğünü açıklaması genellikle hazırlık işlemi niteliğindedir. Bu yazışmalar kişiyi henüz kesin bir hukuki sonuca bağlamıyorsa tek başlarına dava konusu edilmeleri mümkün olmayabilir.

Buna karşılık denklik talebinin reddedilmesi, başvurucunun Seviye ve Yeterlik Belirleme Sistemi kapsamındaki bir işleme tabi tutulması, başvurunun iptali veya tanıma talebini başvurucunun statüsünü belirleyecek biçimde sonuçlandıran karar icrai nitelik taşıyabilir.

Kararın adında “ret” yazmaması da sonucu değiştirmez. İdare bazen “dosyanın işlemden kaldırılması”, “başvurunun kapatılması” ya da “başvurunun değerlendirmeye alınmaması” ifadelerini kullanır. Önemli olan kullanılan başlık değil, yazının başvurucunun hukukunda doğurduğu sonuçtur.

Altmış günlük süre nasıl hesaplanır?

Özel bir kanunda farklı süre öngörülmemişse idare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür. Süre, yazılı bildirimi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Ancak özellikle elektronik bildirimlerde, bildirimin ekranda görüldüğü tarih ile hukuken tebliğ edilmiş sayıldığı tarih aynı olmayabilir.

Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yapılan tebligat, elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu sebeple UETS kaydındaki “teslim” tarihi ile “tebliğ tarihi” ayrı ayrı görülmelidir. Kararın e-posta ile gönderilmesi, e-Devlet ekranında görünmesi veya telefonla öğrenilmesi de her dosyada aynı hukuki sonucu doğurmaz. Somut olayda kullanılan bildirim yönteminin mevzuata uygunluğu incelenmelidir.

Dava açma süresinin son günü tatil gününe rastlarsa süre, tatili izleyen çalışma gününün sonunda biter. Bununla birlikte sürenin son gününe güvenerek hareket etmek gereksiz risk doğurur. Tebligat mazbatası, UETS işlem kaydı ve kararın eki birlikte saklanmalıdır.

İdareye itiraz edilmesi yeni bir dava süresi vermez

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi, dava açmadan önce işlemin kaldırılmasının, geri alınmasının, değiştirilmesinin veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan; üst makam yoksa işlemi yapan makamdan istenmesine imkân tanır. Bu yol kural olarak zorunlu değildir.

Başvuru, dava açma süresi içinde yapılmışsa işlemekte olan süreyi durdurur. İdare otuz gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır. Açık veya zımni ret üzerine dava süresi yeniden sıfırdan başlamaz; başvuru yapılıncaya kadar kullanılmamış olan kısım kaldığı yerden işlemeye devam eder.

Örneğin kararın tebliğinden sonra yirminci günde idareye başvurulmuşsa, başvurunun reddinden sonra altmış günlük yeni bir süre değil, kullanılmamış kırk günlük süre söz konusu olur. Bu hesap yapılırken başvuru ve cevap tarihlerinin belgeyle ortaya konulması gerekir.

İdareden kararın gerekçesini veya işlem dosyasını istemek de her durumda dava süresini durdurmaz. Başvurunun hukuki niteliği ve talep sonucu ayrıca değerlendirilmelidir. “Dosya gelsin, sonra dava açarım” yaklaşımı, dava süresinin kaçırılması riskini taşır.

İşlem dosyası neden son karar kadar önemlidir?

YÖK’ün tebliğ ettiği karar çoğu kez değerlendirme sürecinin tamamını göstermez. Dosyada başvuru formu, diploma ve transkript, teyit yazışmaları, uzman veya komisyon görüşleri, Bilim Alanı Danışma Komisyonu raporu, üniversitelerden alınan görüşler ve kurul gündemine sunulan değerlendirme notları bulunabilir.

Ret yazısında “program kazanımlarının yetersiz olduğu” belirtilmişse, hangi dersin veya uygulamanın yetersiz görüldüğü işlem dosyasından anlaşılmalıdır. “Yurt dışında yeterli süre bulunulmadığı” söylenmişse hesabın hangi akademik takvime ve hangi giriş-çıkış kayıtlarına dayandığı görülmelidir. Komisyon görüşü başka bir kampüsün müfredatına veya başvurucuya ait olmayan verilere dayanıyorsa, hukuka aykırılık kısa karar metninden değil hazırlık belgelerinden ortaya çıkar.

İşlem dosyasına bilgi edinme başvurusu veya mahkeme aracılığıyla ulaşılabilir. Ancak dosyaya erişim beklenirken dava süresi kaçırılmamalıdır. Gerekirse eldeki belgelerle süresinde dava açılıp işlem dosyası geldikten sonra açıklama ve karşılaştırmalar tamamlanabilir.

Akademik takdir yetkisi sınırsız değildir

Denklik, tanıma ve benzeri konularda idarenin akademik değerlendirme yapması gerekir. Mahkeme idarenin yerine geçerek dersleri tek tek eşleştirip doğrudan denklik belgesi düzenlemez. Fakat bu durum, “akademik değerlendirme” denilen her sonucun yargısal denetim dışında kalacağı anlamına gelmez.

Mahkeme, işlemi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden inceler. Bu kapsamda;

  • doğru mevzuatın ve doğru geçiş hükmünün uygulanıp uygulanmadığı,
  • incelemenin başvurucuya ait gerçek bilgi ve belgelere dayanıp dayanmadığı,
  • değerlendirmeyi yapan kurulun usulüne uygun oluşturulup oluşturulmadığı,
  • başvurucunun sunduğu temel belgelerin dikkate alınıp alınmadığı,
  • bilimsel görüşün somut, tutarlı ve denetlenebilir olup olmadığı,
  • tespit edilen eksiklik ile ret veya tamamlayıcı işlem arasında ölçülü bir ilişki bulunup bulunmadığı

denetlenebilir.

“Komisyonca uygun görülmemiştir” veya “eğitim yetersiz bulunmuştur” biçimindeki kalıp ifadeler, dosyaya özgü bir karşılaştırma göstermiyorsa tek başına yeterli gerekçe sayılmayabilir. Takdir yetkisi, idareye gerekçesiz karar verme serbestisi tanımaz.

Yetkili ve görevli mahkeme nasıl belirlenir?

YÖK tarafından kurulan bireysel işlemlere karşı açılacak davalar kural olarak idare mahkemesinde görülür. Ancak yer bakımından yetkili mahkeme her uyuşmazlıkta otomatik olarak aynı değildir. İşlemi yapan idari merciin bulunduğu yer genel yetki kuralını oluşturur; kamu görevlileri ve taşınmazlarla ilgili uyuşmazlıklar gibi kanunda özel yetki kuralı bulunan hâller ayrıca değerlendirilir.

YÖK’ün ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemleri bakımından ise ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevli olup olmadığı ayrıca incelenir. Bireysel karar ile o kararın dayandığı düzenleyici işlemin birlikte dava konusu edilmesi, görev ve yetki değerlendirmesini değiştirebilir.

Ayrım biçimsel görünse de pratik sonucu vardır. Yanlış yerde açılan dava görev veya yetki yönünden gönderilse bile, özellikle birden fazla işlem ve farklı süreler söz konusu olduğunda gereksiz zaman kaybı doğurur.

Yürütmenin durdurulması hangi hâllerde istenebilir?

İptal davası açılması, işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Dava sonuçlanmadan önce bir kayıt döneminin, mesleki sınavın veya başvuru imkânının kaybedilmesi söz konusuysa yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

Mahkemenin yürütmeyi durdurabilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir: işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması. Bu iki şart soyut cümlelerle değil, dosyaya ait belgelerle açıklanmalıdır.

Örneğin yaklaşan kayıt tarihi, kabul yazısı, iş sözleşmesi, ruhsat başvurusu veya akademik takvim zararın güncelliğini gösterebilir. Hukuka aykırılık yönünden de yanlış yılın sıralamasının esas alınması, açık hesap hatası, dikkate alınmayan staj belgesi veya kararın kanunda bulunmayan bir koşula dayanması somutlaştırılmalıdır.

İptal kararı doğrudan denklik veya atama sonucu doğurur mu?

Mahkemenin işlemi iptal etmesi, her dosyada başvurucuya doğrudan talep ettiği statünün verilmesi anlamına gelmez. İptal kararı, hukuka aykırı işlemi tesis edildiği tarihten itibaren hukuk düzeninden kaldırır. İdare, kararın gerekçesine ve hukuki sonuçlarına uygun yeni işlem yapmak zorundadır.

2577 sayılı Kanun uyarınca idare, mahkeme kararının gereklerini gecikmeksizin ve en geç otuz gün içinde yerine getirmelidir. Ancak karar yalnızca eksik inceleme veya yetersiz gerekçe nedeniyle verilmişse idare çoğu zaman dosyayı yeniden değerlendirir. Mahkemenin kesin biçimde çözdüğü hukuki veya maddi meseleler göz ardı edilerek aynı gerekçenin tekrarlanması ise kararın uygulanması sayılmaz.

İşlem nedeniyle doğan maddi ve manevi zararların tazmini ayrıca tam yargı davasının konusunu oluşturabilir. İptal davası ile tazminat talebinin birlikte mi, yoksa ayrı mı ileri sürüleceği; zararın doğduğu tarih ve belgelenebilirliği üzerinden belirlenmelidir.

YÖK kararlarına karşı açılan davalarda çok sayıda mevzuat hükmünü art arda sıralamaktan önce, idarenin gerekçesi ile başvurucunun dosyası arasındaki kopukluk gösterilmelidir. Dava konusu işlem, tebligat, idari başvuru, işlem dosyası ve talep aynı kronoloji içinde kurulmadan yapılan bir başvuru, haklı bir iddiayı dahi zayıflatabilir.

Bir YÖK avukatı için inceleme ret yazısıyla sınırlı kalmaz; tebligat kaydı, idari başvuru, komisyon görüşleri ve kararın dayandığı güncel yükseköğretim mevzuatı aynı dosyada okunur. Dava stratejisi, işlem dosyasındaki somut aykırılığın doğru talep ve süre içinde mahkemeye taşınmasına dayanır.

Av. Arb. Şuayp LEVENT
Yükseköğretim Hukuku
www.levent.av.tr

Tüm makaleler