Yükseköğretim hukuku alanında avukatlık ve danışmanlık leventsuayp@gmail.com İletişim
Hakkımızda İletişim
İçeriğe geç
Disiplin ve Etik

Akademik Personel Hakkında Disiplin Soruşturması: İsnat, İfade ve Savunma Hakkı

Bir öğretim elemanı hakkında disiplin soruşturması açılması, fiilin sabit olduğu veya ceza verileceği anlamına gelmez.

Av. Arb. Şuayp LEVENTYükseköğretim Hukuku
Akademik Personel Hakkında Disiplin Soruşturması: İsnat, İfade ve Savunma Hakkı

Bir öğretim elemanı hakkında disiplin soruşturması açılması, fiilin sabit olduğu veya ceza verileceği anlamına gelmez. Soruşturmanın amacı, önceden verilmiş bir karara gerekçe hazırlamak değil; olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, gerçekleşmişse kimin sorumlu olduğunu ve fiilin kanundaki hangi hükme karşılık geldiğini delilleriyle ortaya koymaktır.

Akademik personelin disiplin sorumluluğu esas olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53 ve devamı maddelerinde düzenlenir. Üniversite içi yönerge, senato kararı veya genelge usulü açıklayabilir; fakat kanunda bulunmayan yeni bir disiplin suçu ve cezası yaratamaz.

9 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7592 sayılı Kanun, savunma usulünde önemli bir değişiklik yaptı. Artık soruşturmacı önünde verilen ifade ile ceza vermeye yetkili makam önündeki savunma açıkça birbirinden ayrılmıştır. Güncel bir dosya incelenirken eski formlarla yürütülen uygulamanın devam edip etmediği özellikle kontrol edilmelidir.

Soruşturmayı kim başlatabilir?

Disiplin cezası verilmesini gerektiren bir fiili öğrenen yetkili disiplin amiri, yazılı olarak soruşturma başlatır. Hangi makamın disiplin amiri olduğu, soruşturulan kişinin unvanına ve görev yaptığı birime göre belirlenir. Dekan, müdür, rektör veya YÖK Başkanı her personel ve her fiil bakımından aynı yetkiye sahip değildir.

Üst disiplin amirinin soruşturma açtığı veya açtırdığı olayda alt disiplin amiri aynı konuda ayrıca soruşturma yapamaz; daha önce açılmış soruşturma varsa birleştirme gündeme gelir. Aynı olay hakkında birbirinden habersiz iki dosya yürütülmesi, çelişkili rapor ve mükerrer işlem riskini doğurur.

Soruşturma emrinde soruşturulan kişi, olay ve iddia anlaşılır biçimde gösterilmelidir. “Bölümde yaşanan usulsüzlüklerin araştırılması” gibi sınırı belirsiz bir görevlendirme, soruşturmacıya bütün geçmişi tarayıp dilediği fiili ceza teklifine dönüştürme yetkisi vermez.

Bilimsel araştırma ve yayın etiği iddiasında önce etik inceleme gerekir

2547 sayılı Kanun, bilimsel araştırma ve yayın etiğine ilişkin disiplin cezasını gerektiren fiiller bakımından özel bir sıra öngörür. Bu tür bir iddiada disiplin soruşturması başlatılmadan önce ilgili bilimsel araştırma ve yayın etiği kurulunca inceleme yapılması zorunludur.

Etik kurul incelemesi ile disiplin soruşturması aynı işlem değildir. Etik kurul, eserin veya akademik davranışın etik ilkelere uygunluğunu değerlendirir. Disiplin makamı ise kanunda tanımlanan disiplin suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığını ve hangi yaptırımın uygulanacağını belirler.

Etik kurulun bir ihlal tespit etmesi, disiplin cezasının otomatik olarak verilmesi sonucunu doğurmaz. Kararda fiilin hangi disiplin hükmüne karşılık geldiği, kusurun ve sorumluluğun nasıl kurulduğu ayrıca açıklanmalıdır. Tersine, kanunen zorunlu etik inceleme yapılmadan doğrudan disiplin soruşturmasına geçilmesi de işlemi usul yönünden sakatlayabilir.

7592 sayılı Kanun ayrıca, kişinin kendi emeğine ve akademik birikimine dayanmayan, başkalarınca ücretli ya da ücretsiz hazırlanan yayın ve çalışmaları atama, yükselme, unvan veya derece kazanılmasında kullanmasını üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasına eklemiştir. Başkası adına bu nitelikte çalışma hazırlama veya buna aracılık etme de ayrıca düzenlenmiştir. Yeni hükmün yürürlük tarihi ile isnat edilen eylemin tarihi birlikte değerlendirilmelidir; sonradan yürürlüğe giren daha ağır disiplin hükmü geçmişteki fiile uygulanamaz.

Soruşturmacı nasıl belirlenir?

Disiplin amiri soruşturmayı kendisi yapabilir veya bir soruşturmacı ya da komisyon görevlendirebilir. Soruşturmacının görev ve unvanı, soruşturulanın görev ve unvanının üstünde veya onunla aynı düzeyde olmalıdır. Kurum içinde bu niteliğe sahip kişinin bulunmadığı zorunlu hâllerde, rektörlük aracılığıyla başka birimden soruşturmacı istenebilir.

Unvan eşitliği tek başına tarafsızlığı garanti etmez. Soruşturmacı ile soruşturulan arasında olaydan önceye dayanan ciddi husumet, menfaat çatışması veya soruşturmanın sonucundan doğrudan etkilenme durumu bulunuyorsa bu husus somutlaştırılmalıdır. Her mesleki anlaşmazlık soruşturmacının reddini gerektirmez; ancak objektifliği makul biçimde tartışmalı hâle getiren ilişkiler göz ardı edilmemelidir.

Soruşturmacı, görevlendirme yazısında belirtilen olayla sınırlı inceleme yapar. Soruşturma sırasında başka bir disiplin fiiliyle karşılaşırsa yeni fiili gecikmeden disiplin amirine bildirir. Yetkili makamın ayrıca karar vermesi gereken bu aşama atlanarak, yeni olayın doğrudan rapora eklenmesi savunma hakkını ve soruşturma emrinin sınırını zedeler.

Soruşturmacının görevi delil toplamaktır

Soruşturmacı yalnızca şikâyeti doğrulayacak malzemeyi toplayan bir iddia makamı değildir. Olayı aydınlatan lehe ve aleyhe bütün delillerin araştırılması gerekir. Tanık beyanları, kurum yazışmaları, elektronik kayıtlar, toplantı tutanakları, ders ve sınav belgeleri, kamera kayıtları veya bilimsel çalışma dosyaları olayın niteliğine göre incelenebilir.

Bir e-posta zincirinin yalnızca son cümlesini almak, toplantı kaydının öncesini dışarıda bırakmak veya aynı olayı gören kişilerden yalnızca şikâyetçiye yakın olanları dinlemek, maddi gerçeği eksik yansıtabilir. Soruşturulan kişinin gösterdiği deliller toplanmayacaksa bunun neden sonuca etkili görülmediği açıklanmalıdır.

Soruşturma işlemleri tutanakla kayıt altına alınır. Soruşturma, görevlendirme yazısının tebliğinden itibaren kural olarak iki ay içinde tamamlanır. Süre yetmiyorsa soruşturmacı gerekçeli ek süre istemeli; disiplin amiri de zamanaşımı sürelerini gözeterek karar vermelidir. İki aylık sürenin aşılması tek başına her dosyada cezayı hükümsüz hâle getirmese de, gerekçesiz ve sınırsız uzama zamanaşımı ve adil usul bakımından ayrıca incelenir.

2026 değişikliğiyle ifade aşaması nasıl düzenlendi?

7592 sayılı Kanunla değişen 53/A maddesine göre soruşturmacı, soruşturulana önce ifadeye davet yazısı gönderir. Bu yazıda hakkındaki iddialar açıkça belirtilmeli ve yedi günden az olmamak üzere verilecek süre içinde sözlü veya yazılı ifade verebileceği bildirilmelidir. Süre içinde ifade verilmezse dosyadaki mevcut delillere göre işlem yapılacağı da yazıda yer almalıdır.

Bu aşamada kişinin hangi olaya cevap vereceği anlaşılmalıdır. “Görev gereklerine aykırı davrandığınız iddiası hakkında ifadenizi veriniz” şeklindeki genel bir cümle; olayın tarihi, yeri ve davranış belirtilmiyorsa etkili bir açıklama imkânı sağlamaz.

İfade, soruşturmacının delilleri topladığı aşamada alınır. Soruşturmacı, ifade ve diğer delilleri değerlendirdikten sonra raporunda bir teklifte bulunur. Henüz bu aşamada verilmiş bir disiplin cezası yoktur. Bu nedenle ifade tutanağı ile nihai savunma istemi birbirinin yerine kullanılamaz.

Nihai savunmayı soruşturmacı değil, yetkili makam ister

Soruşturma tamamlandıktan sonra ceza verilmesi düşünülüyorsa ikinci aşama başlar. Savunmaya davet yazısı, soruşturmacı tarafından değil, disiplin cezası vermeye yetkili makam tarafından gönderilir.

Bu yazıda;

  • teklife esas alınan eylemin ne olduğu,
  • bu eyleme karşılık gelen disiplin cezası,
  • savunma için yedi günden az olmayacak süre,
  • süresinde savunma yapılmazsa savunma hakkından vazgeçilmiş sayılacağı ve mevcut delillere göre karar verileceği

açıkça bildirilmelidir.

Soruşturma sırasında ifade alınmış olması, bu ikinci savunma aşamasını gereksiz hâle getirmez. İfadede kişi kendisine yöneltilen iddialara cevap verir; nihai savunmada ise soruşturma sonunda hangi eylemin sabit görüldüğünü ve hangi cezanın teklif edildiğini bilerek savunma yapar.

Yetkili makam soruşturmacının teklif ettiği fiilden veya hukuki nitelendirmeden farklı bir sonuca yönelecekse, kişinin bu yeni isnat ve yaptırıma cevap verebilmesi sağlanmalıdır. Savunma bir fiilden alınarak başka fiilden ceza verilmesi, savunma hakkını şeklen var fakat fiilen etkisiz hâle getirir.

Soruşturma dosyasını inceleme hakkı

Güncel 53/A maddesi, savunmaya davet yazısında soruşturulana savunmasını vermeden önce soruşturma evrakını inceleyebileceğinin bildirilmesini zorunlu kılmıştır. Bu, 2026 değişikliğinin en önemli güvencelerinden biridir.

Kişinin erişimi soruşturma raporunun sonuç kısmıyla sınırlandırılamaz; aleyhine kullanılan delilleri ve bunların bağlamını da görebilmelidir. Kişisel veri, üçüncü kişilerin mahremiyeti veya korunması gereken başka bir bilgi varsa gerekli bölümler sınırlanabilir; ancak sınırlama savunmanın esasını imkânsız kılacak ölçüye ulaşmamalıdır.

Dosyanın kapsamlı olması, çok sayıda dijital kayıt içermesi veya inceleme imkânının savunma süresinin sonuna bırakılması hâlinde ek süre talebi gündeme gelebilir. Kanundaki yedi gün alt sınırdır. Her dosyada yedi günün yeterli olduğu kabul edilemez; etkili savunma için makul süre somut dosyanın hacmine göre değerlendirilmelidir.

Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma veya kamu görevinden çıkarma cezası istenen kişiler bakımından savunma güvenceleri daha geniştir. Soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme ve disiplin kurulunda kendisi ya da vekili aracılığıyla sözlü veya yazılı savunma yapma hakları ayrıca gözetilmelidir.

Disiplin suçunda kanunilik ilkesi

Disiplin cezası, kanunda tanımlanan fiile dayanmalıdır. Üniversitenin kurumsal geleneği, yöneticinin talimatı veya iç yönergedeki genel ifadeler, tek başına yeni bir disiplin suçu yaratamaz.

Kararda sadece kanun maddesinin yazılması yeterli değildir. Somut davranışın hükümdeki hangi unsuru karşıladığı açıklanmalıdır. Örneğin “görevin gereğini yerine getirmemek” ile “emre itaatsizlik” veya “bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık” aynı maddi unsurlara dayanmaz. Fiilin yanlış nitelendirilmesi, cezayı veren makamı ve uygulanacak yaptırımı da etkileyebilir.

Kıyas yoluyla yeni suç yaratılamaz. Bununla birlikte kanunda nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer fiillere aynı tür ceza verilmesine izin veren hükümlerin uygulanması söz konusu olabilir. Böyle bir durumda benzerliğin hangi fiil ve hangi ortak özellik üzerinden kurulduğu gerekçede gösterilmelidir.

Akademik ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkı

Üniversitelerde disiplin yetkisi, akademik özgürlük ve ifade özgürlüğü göz ardı edilerek kullanılamaz. Bir öğretim elemanının bilimsel yöntemi, bölüm kararını, üniversite yönetimini veya kamusal bir yükseköğretim politikasını eleştirmesi tek başına disiplin suçu sayılmaz.

İfadenin sert veya rahatsız edici olması da otomatik olarak ceza verilmesini haklı kılmaz. Açıklamanın bağlamı, kamusal tartışmaya katkısı, kullanılan aracın niteliği, hedef alınan kişinin konumu ve sözlerin hakaret, tehdit ya da kişisel saldırı sınırına ulaşıp ulaşmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Akademik özgürlük, görevle ilgisi olmayan her davranışı koruyan sınırsız bir alan değildir. Ancak idare, bilimsel veya kurumsal eleştiri nedeniyle yaptırım uyguluyorsa müdahalenin kanuni dayanağını, meşru amacını ve ölçülülüğünü özellikle açıklamalıdır.

Zamanaşımı hangi tarihten başlar?

2547 sayılı Kanun, disiplin soruşturmasına başlama ve disiplin cezası verme bakımından ayrı zamanaşımı süreleri düzenler. Uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme ile kademe ilerlemesinin durdurulması ya da birden fazla ücretten kesme cezalarında fiilin öğrenilmesinden itibaren bir ay; üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarında altı ay içinde soruşturmaya başlanması gerekir.

Ceza verme süresi, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiillerde fiilin işlendiği tarihten itibaren altı yıl; diğer disiplin fiillerinde ise iki yıldır. Bilimsel eserin akademik atama ve terfilerde kullanılması veya kısmen ya da tamamen yeniden yayımlanması gibi Kanun’da ayrıca düzenlenen hâller saklıdır.

“Öğrenme tarihi” kurumda herhangi bir kişinin olayı duyduğu tarih olarak mekanik biçimde belirlenmez. Soruşturma açmaya yetkili disiplin amirinin, fiil ve fail hakkında soruşturma başlatmaya elverişli ölçüde bilgiye ne zaman ulaştığı somut belgelerden tespit edilmelidir. Şikâyet dilekçesi, iç denetim raporu, tutanak veya resmî yazının evrak kaydı bu bakımdan önem taşır.

Eylemin kesintisiz, zincirleme veya sonuçları devam eden bir fiil olup olmadığı da zamanaşımı başlangıcını etkileyebilir. Eski tarihli tek bir davranışın etkilerinin bugün sürmesi, fiili kendiliğinden yeni tarihli hâle getirmez.

Ceza soruşturması ile disiplin soruşturması ayrı süreçlerdir

Aynı olay hakkında savcılık soruşturması bulunması, kural olarak disiplin soruşturmasının yürütülmesine ve ceza verilmesine engel değildir. Gerektiğinde ceza kovuşturması bekletici mesele yapılabilir; bu durumda kanunda öngörülen biçimde zamanaşımı süreleri durabilir.

Ceza mahkemesinin kararı ile disiplin makamının değerlendirmesi her zaman aynı sonucu doğurmaz. Ceza yargılamasındaki beraat, gerekçesine göre farklı etkiler gösterebilir. Fiilin hiç gerçekleşmediği veya kişi tarafından işlenmediği kesin olarak belirlenmişse idarenin bunun tersini kabul etmesi mümkün değildir. Buna karşılık suçun kanuni unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat, davranışın disiplin hukuku bakımından ayrıca değerlendirilmesini her durumda engellemez.

Ceza soruşturmasında alınan ifade de disiplin dosyasındaki ifade ve savunmanın yerine geçmez. Kişiye, disiplin isnadını ve uygulanması düşünülen yaptırımı bilerek savunma yapma imkânı ayrıca tanınmalıdır.

Soruşturma raporu kararı veren makamı bağlar mı?

Soruşturmacı delilleri değerlendirir ve raporunda bir teklif sunar. Ancak disiplin amiri veya kurulu bu teklifi otomatik olarak onaylayan makam değildir. Dosyada eksiklik varsa tamamlatabilir; fiilin sabit olmadığı sonucuna ulaşabilir veya hukuki nitelendirmeyi mevzuat çerçevesinde yeniden değerlendirebilir.

Karar merciinin savunmadaki temel itirazlara cevap vermesi gerekir. Soruşturulan kişi belirli bir belgenin kendisine ait olmadığını, tanığın olay yerinde bulunmadığını veya işlemin başka makamın talimatıyla yapıldığını belgelediyse, kararın bu iddiaları hiç tartışmadan yalnızca raporu tekrar etmesi yeterli gerekçe oluşturmaz.

Soruşturmacı, aynı dosyada karar veren disiplin kurulunun toplantısına katılamaz ve oy kullanamaz. Soruşturmayı yürüten kişi ile nihai kararı veren makamın rollerinin ayrılması tarafsızlık bakımından önemlidir.

Cezanın ölçülü olması gerekir

Fiilin kanundaki karşılığı belirlendikten sonra uygulanacak cezanın ölçülü olup olmadığı da incelenir. Eylemin ağırlığı, oluş biçimi, göreve ve kuruma etkisi, kastın derecesi ve kanunun dikkate alınmasına izin verdiği diğer unsurlar gerekçede yer almalıdır.

Geçmiş hizmetlerin olumlu olması veya ödül ve başarı belgelerinin bulunması, kanuni şartları varsa bir derece hafif ceza uygulanmasında değerlendirilebilir. Bu imkânın talep edilmesine rağmen neden uygulanmadığının açıklanmaması, özellikle benzer olaylarda farklı uygulamalar varsa, eşitlik ve gerekçe yönünden tartışma doğurur.

Ölçülülük yalnızca cezanın adında aranmaz. Tedbiren görevden uzaklaştırma, erişim yetkisinin kesilmesi veya görev dağılımının değiştirilmesi gibi işlemler de amaçla bağlantılı, gerekli ve süre yönünden makul olmalıdır.

İtiraz ve iptal davası

Disiplin cezasına karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde, cezanın türüne ve cezayı veren makama göre kanunda gösterilen disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtiraz mercisi kural olarak altmış gün içinde karar verir. İtiraz, dava açma süresi üzerindeki etkisiyle birlikte değerlendirilmelidir; yalnızca kurum içi başvuruya güvenilerek idari dava süresi kaçırılmamalıdır.

Disiplin cezası idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir. Mahkeme yalnızca “fiil işlendi mi?” sorusuna bakmaz. Soruşturma emrinin yetkisini ve kapsamını, etik inceleme zorunluluğunu, soruşturmacının unvan ve tarafsızlığını, delillerin toplanmasını, ifade ve savunma aşamalarını, dosyaya erişim hakkını, zamanaşımını, kanuni nitelendirmeyi, karar merciini ve ölçülülüğü birlikte denetler.

Bir disiplin cezasının usul nedeniyle iptal edilmesi, olayın esası hakkında hiçbir karar verilemeyeceği anlamına gelmeyebilir. 2547 sayılı Kanun, yargı kararı sonrasında kalan zamanaşımı süresine ve belirli hâllerde üç aylık süreye bağlı olarak yeniden işlem kurulmasına imkân tanımaktadır. İdare yeni işlem yaparken mahkeme kararındaki bağlayıcı tespitlere uymalı ve iptal edilen usul hatasını tekrar etmemelidir.

Akademik disiplin dosyasında olayın anlatılması savunmayı tamamlamaz. Yetki, soruşturma emri, delil, ifade, nihai savunma, dosya inceleme, zamanaşımı, kanunilik ve ölçülülük aynı kronoloji içinde ele alınmalıdır. Çoğu uyuşmazlık, isnat edilen fiil ile verilen ceza arasındaki bağın usulüne uygun kurulamadığı noktada ortaya çıkar.

Bir akademik disiplin avukatı, son kararla yetinmeyip görevlendirme yazısından savunma istemine kadar bütün işlem zincirini incelemelidir. Özellikle 7592 sayılı Kanun ile birbirinden ayrılan ifade ve nihai savunma aşamalarının doğru yürütülüp yürütülmediği, disiplin cezasının hukuki denetiminde doğrudan önem taşır.

Av. Arb. Şuayp LEVENT
Yükseköğretim Hukuku
www.levent.av.tr

Tüm makaleler