Denklik Başvurularında Ana Dil İstisnası: Hangi Hâllerde Dil Belgesi ve Puanı İstenmez?
Yurt dışı diploma denklik dosyalarında “dil şartı” denildiğinde çoğu kez tek bir belgeden söz edildiği düşünülür.
Yurt dışı diploma denklik dosyalarında “dil şartı” denildiğinde çoğu kez tek bir belgeden söz edildiği düşünülür. Oysa Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Tanıma ve Denklik Yönetmeliği iki farklı dil yükümlülüğü öngörür. Biri, başvuruda öğrenim görülen programın diline ilişkin puan veya belgedir. Diğeri ise yabancı dil ve edebiyat, bu dillerin öğretmenliği, filoloji ile mütercim-tercümanlık alanlarında aranan özel sınav puanıdır.
28 Şubat 2026 tarihli Yönetmelik değişikliği her iki yükümlülük için de ana dile dayalı bir istisna getirdi. Ancak bu değişiklik, denklik başvurularında yabancı dil şartının bütünüyle kaldırıldığı anlamına gelmez. Hangi belgenin istendiği, başvurulan programın niteliği ve başvurucunun ana dili ayrı ayrı belirlenmeden istisnanın kapsamı anlaşılamaz.
28 Şubat 2026 değişikliği ne getirdi?
28 Şubat 2026 tarihli ve 33182 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik, ana Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi ile 9. maddesinin ikinci fıkrasına birer cümle ekledi.
Yönetmeliğin 4/1-(ğ) bendinde, öğrenim görülen program dilinde Yükseköğretim Kurulunca kabul edilen sınavlardan Kurulun belirlediği puan veya belgenin başvuruya eklenmesi öngörülür. Yeni hükme göre programın öğretim dili başvuru sahibinin ana diliyle aynıysa bu belge istenmez.
Yönetmeliğin 9/2. maddesi ise KKTC’deki yükseköğretim kurumları hariç olmak üzere, yurt dışındaki yabancı dil ve edebiyat, ilgili dilin öğretmenliği, filoloji ve mütercim-tercümanlık programlarını düzenler. Bu alanlardan alınan ön lisans, lisans ve yüksek lisans diplomalarında, program dilinde YÖK’ün kabul ettiği ulusal veya uluslararası sınavlardan belirlenen puanın alınması kuraldır. 2026 değişikliğinden sonra, bu alan başvuru sahibinin ana diliyle aynıysa söz konusu puan aranmaz.
Her iki hükümde “ana dil” ölçütü kullanılmasına rağmen hukuki işlevleri farklıdır. Birinci hüküm genel başvuru belgesine, ikinci hüküm ise belirli yabancı dil alanlarına özgü puana ilişkindir.
Program dili ile alan dili arasındaki fark
4/1-(ğ) bendinde karşılaştırma başvurucunun ana dili ile öğrenim gördüğü programın öğretim dili arasında yapılır. Örneğin ana dili Arapça olan bir kişinin öğretim dili Arapça olan bir iktisat programından mezun olması hâlinde, diğer şartlar saklı kalmak üzere, bu bent kapsamındaki Arapça sınav belgesi istenmez.
9/2. maddede ise programın yalnız hangi dilde okutulduğuna değil, diplomanın ait olduğu akademik alana bakılır. Ana dili Farsça olan kişinin Fars Dili ve Edebiyatı diplomasında özel sınav puanı aranmazken, aynı kişinin İngiliz Dili ve Edebiyatı diploması ana dil istisnasından yararlanmaz. Üniversite, kişinin yükseköğretime başladığı yıl YÖK’ün esas aldığı dünya sıralamalarının en az üçünde ilk 400 içinde bulunuyorsa, 9/2. maddesindeki sıralama istisnası ayrıca gündeme gelebilir.
Bu ayrım özellikle çift dilli ve ortak programlarda önemlidir. Programın adında bir dilin yer alması, eğitimin bütünüyle o dilde yürütüldüğünü göstermez. Başvurucunun öğrenim gördüğü tarihteki resmî öğretim dili; zorunlu derslerin dili, diploma eki, transkript ve gerektiğinde üniversitenin resmî yazısı üzerinden saptanmalıdır. Derslerin bir kısmının başka bir dilde verilmesi hâlinde ise ağırlıklı öğretim dili ve programın resmî statüsü dosyaya özgü biçimde incelenir.
İstisna hangi belgeyi ortadan kaldırır?
Ana dil istisnası, programın hangi dilde yürütüldüğünü gösteren üniversite yazısını değil, Yönetmelikte aranan dil yeterliği puanı veya belgesini ortadan kaldırabilir.
Diploma, diploma eki ve transkriptte öğretim dili açıkça görünmüyorsa YÖK, mezun olunan üniversiteden açıklayıcı yazı isteyebilir. Bu yazı başvurucunun dil düzeyini ölçmez; istisnanın maddi şartı olan program dilini kanıtlar. Dolayısıyla YÖK’ün öğretim dili yazısı istemesi, sırf ana dil istisnası bulunduğu gerekçesiyle hukuka aykırı sayılamaz.
Öte yandan kurumun istediği belgenin adı kadar amacı da önemlidir. Eksik belge bildiriminde yalnız “dil belgesi” denilmişse, bunun sınav sonucu mu, programın öğretim dili yazısı mı, yoksa ana dil iddiasını doğrulayacak kayıt mı olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. İdare de hangi belgeyi hangi Yönetmelik hükmüne dayanarak istediğini anlaşılır biçimde göstermelidir.
Ana dil nasıl kanıtlanır?
Yönetmelik, ana dilin yalnız belirli bir belgeyle kanıtlanacağını söyleyen kapalı bir liste içermiyor. Vatandaşlık kaydı önemli olmakla birlikte her dosyada kesin ölçüt sayılamaz. Aynı ülkenin vatandaşları farklı ana dillere sahip olabilir; bir ülkede birden fazla resmî dil bulunabilir; kişinin vatandaş olduğu devletin resmî dili ile çocukluk ve eğitim hayatında edindiği ana dil farklı olabilir.
Ana dil iddiası; kimlik ve vatandaşlık kayıtları, doğum ve yerleşim belgeleri, önceki eğitim kademelerinin dili, diploma ve diploma eki, üniversitenin öğretim dili yazısı ve ilgili ülke makamlarından alınan resmî kayıtlar aracılığıyla ortaya konulabilir. Her başvurucudan bu belgelerin tamamının istenmesi gerekmez. Aranan şey, ana dil ile program veya alan dili arasındaki bağlantıyı güvenilir ve birbiriyle uyumlu kayıtlarla göstermektir.
Başvurucunun tek cümlelik beyanı her zaman yeterli olmayabilir. Buna karşılık YÖK, sunulan belgeleri yetersiz buluyorsa eksikliğin ne olduğunu belirtmeli; aynı olguyu doğrulayabilecek tamamlayıcı belgenin sunulmasına imkân tanımalıdır. “Ana dili kanıtlanamamıştır” biçimindeki soyut bir ret gerekçesi, özellikle dosyada ilk ve ortaöğrenim dilini gösteren resmî kayıtlar varken, işlemin denetlenmesini güçleştirir.
Çift vatandaşlık ve çok dilli ülkeler bakımından değerlendirme daha da dikkatli yapılmalıdır. Pasaportta yazılı vatandaşlık, kişinin ana dilini otomatik biçimde tayin etmez. İdarenin kararı, genel varsayıma değil başvurucuya ait somut belgelere dayanmalıdır.
Yabancı uyruklu başvurucular bakımından istisna
Ana dil istisnasının özellikle yabancı uyruklu kişiler bakımından uygulama alanı bulması, hükmün yalnız yabancılara özgü olduğu anlamına gelmez. Yönetmelik “yabancı uyruklu” veya belirli bir ülke vatandaşlığı yerine doğrudan başvuru sahibinin ana dili ölçütünü kullanır. Türk vatandaşı, çift vatandaş veya yabancı uyruklu herkes, somut şartları taşıdığı ölçüde bu düzenlemeye dayanabilir.
Yabancı uyruklu başvurucunun denklik başvurusunda, ön lisans, lisans veya yüksek lisans denklik belgesini hangi amaçla istediğine ilişkin beyan da Yönetmelikte sayılan başvuru belgeleri arasındadır. Bu beyan; ana dil, öğretim dili veya akademik yeterlik belgesinin yerine geçmez. Kişinin Türkiye’de meslek icra etmek, lisansüstü eğitime başlamak ya da başka bir resmî işlem yürütmek istemesi, dil istisnasının koşullarını değiştirmez.
Geçici koruma, uluslararası koruma veya vatansızlık gibi statülerde ise kimlik ve eğitim kayıtlarına erişim güçlüğü doğabilir. İdare, diplomanın ve dil bilgilerinin güvenilir biçimde doğrulanmasını istemekte haklıdır; fakat başvurucunun statüsü nedeniyle fiilen edinemeyeceği tek bir belgeyi zorunlu tutmak yerine, aynı olguyu doğrulayabilecek resmî ve tutarlı alternatifleri de değerlendirmelidir. Ana dil kavramının Yönetmelikte ayrıca tanımlanmamış olması, idareye keyfî takdir yetkisi vermez.
Ana dil istisnası denklik hakkı verir mi?
İstisnanın hukuki sonucu sınırlıdır: İlgili dil belgesi veya puanı aranmaz. Bundan doğrudan denklik verilmesi gerektiği sonucu çıkmaz.
YÖK; diplomayı veren kurum ve programın tanınmasını, belgenin gerçekliğini, öğrenimin düzeyini ve süresini, ders ve kredi yapısını, öğretim biçimini, uygulama ve stajları, yurt dışında fiilî bulunma durumunu ve programın Türk yükseköğretim sistemindeki karşılığını incelemeye devam eder. Akademik farklılık tespit edilirse Seviye ve Yeterlik Belirleme Sistemi kapsamında sınav, ders veya staj tamamlama gibi işlemler de uygulanabilir.
“Ana dilim program diliyle aynı olduğuna göre denklik verilmelidir” biçimindeki çıkarım bu bakımdan eksiktir. Doğru hukuki talep, 4/1-(ğ) veya 9/2. madde kapsamındaki dil şartının uygulanmaması; dosyanın kalan yönlerden genel denklik esaslarına göre incelenmesidir.
Değişiklikten önceki başvurular
28 Şubat 2026 değişikliği aynı gün yürürlüğe girdi ve değişikliğe özgü ayrıca bir geçiş maddesi getirilmedi. Bununla birlikte ana Yönetmelikte daha önce kabul edilmiş geçiş hükümleri bulunduğundan, bütün eski başvurular için tek bir cevap verilemez.
Yönetmeliğin Geçici 3. maddesine göre 20 Ekim 2023’ten önce yapılmış ve henüz karara bağlanmamış başvurularda 4/1-(ğ) bendi uygulanmaz. Böyle bir dosyada önce bu geçiş hükmü gözetilir; 2026 yılında (ğ) bendine eklenen istisnanın uygulanıp uygulanmadığı tartışmasına geçmeden, bendin kendisinin o başvuruya uygulanabilir olup olmadığı belirlenir. Geçici madde 9/2. hükmünü kapsam dışında bırakmadığı için yabancı dil alanlarına özgü puan şartı ayrıca incelenir.
20 Ekim 2023 ile 27 Şubat 2026 arasında yapılmış ve değişiklik tarihinde hâlâ devam eden başvurularda; başvuru tarihi, eksik belge bildirimi, verilen sürenin dolup dolmadığı ve nihai karar tarihi birlikte ele alınmalıdır. Yeni hükmün bir belge yükümlülüğünü hafifleten niteliği, devam eden dosyada uygulanmasını destekleyebilir. Yine de dosyanın iade edilmiş, esastan reddedilmiş veya henüz karar aşamasına gelmemiş olması aynı hukuki durumda değildir.
Değişiklikten önce verilmiş ret kararı ise yeni düzenlemeyle kendiliğinden ortadan kalkmaz. Kararın hangi gerekçeye dayandığı, ne zaman tebliğ edildiği, idari ve yargısal başvuru sürelerinin işleyip işlemediği ile yeniden başvuru imkânı ayrı ayrı değerlendirilir.
Eksik belge veya ret yazısının denetimi
Ana dil istisnasına ilişkin bir uyuşmazlıkta önce YÖK yazısında talep edilen belgenin niteliği belirlenmelidir. Ardından dayanak madde, başvurucunun ana dili, programın resmî öğretim dili, diplomanın alanı ve işlemin tarihi karşılaştırılır. Aynı bilgi daha önce diploma ekinde veya üniversite yazısında bulunuyorsa, neden yeniden belge istendiği de dosyadan anlaşılmalıdır.
Dil şartındaki hukuka aykırılık, kararın diğer gerekçelerini otomatik olarak geçersiz kılmaz. Ret aynı zamanda kurumun tanınmamasına, fiilî kalış süresine veya programın akademik karşılığına dayanıyorsa her gerekçe kendi hukuki dayanağı içinde incelenir. İncelemede başvuru formu, eksik belge yazıları, sunulan cevaplar, tebliğ kayıtları ve nihai karar birlikte okunmalıdır.
Ana dil istisnası, bilinen bir dilin tekrar sınavla kanıtlanmasını belirli koşullarla önler; vatandaşlığa bağlı genel bir muafiyet yaratmaz. Uyuşmazlığın çözümü, “dil şartı var mı?” sorusundan çok, hangi dil şartının, hangi program için ve hangi belgeyle uygulandığının doğru tespitine bağlıdır.
Bir denklik uyuşmazlığında hukuki çalışma, eksik belge yazısının tek başına okunmasından ibaret değildir. Denklik avukatı ana dil, program dili, akademik alan, geçiş hükmü ve karar tarihlerini aynı dosyada karşılaştırır. YÖK işlemleri alanında çalışan avukatın burada üstlendiği iş, muafiyetin kapsamını varsayımla genişletmek değil, Yönetmelikteki istisnanın başvurucuya ait somut kayıtlara doğru uygulanıp uygulanmadığını denetlemektir.
Av. Arb. Şuayp LEVENT
Yükseköğretim Hukuku
www.levent.av.tr