Yükseköğretim hukuku alanında avukatlık ve danışmanlık leventsuayp@gmail.com İletişim
Hakkımızda İletişim
İçeriğe geç
Öğrenci İşlemleri

Doğum Yapan Lisansüstü Öğrenciye İki Dönem Ek Süre

Lisansüstü eğitimde süre hesabı yalnız kayıt yenilenen yarıyılların toplanmasından ibaret değildir.

Av. Arb. Şuayp LEVENTYükseköğretim Hukuku
Doğum Yapan Lisansüstü Öğrenciye İki Dönem Ek Süre

Lisansüstü eğitimde süre hesabı yalnız kayıt yenilenen yarıyılların toplanmasından ibaret değildir. Ders aşaması, yeterlik sınavı, tez önerisi, tez izleme toplantıları, savunma ve düzeltme için öngörülen tarihler aynı takvim içinde işler. Doğumun bu takvime rastlaması hâlinde ise kayıt dondurma, izin ve azami süre kurumlarının hangisinin uygulanacağı uzun süre üniversitelerin kendi düzenlemelerine göre ele alındı.

6 Mart 2026 tarihinde Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğine eklenen hüküm, doğum yapan lisansüstü kadın öğrencilere talepleri üzerine doğum sonrasında iki dönem ek süre verilebilmesini ve verilen sürenin azami süreden sayılmamasını öngördü. Böylece doğum, yalnızca üniversitenin genel kayıt dondurma sebeplerinden biri olmaktan çıkarak ana Yönetmelikte ayrıca düzenlenen bir süre güvencesine kavuştu.

Yeni hükmün kapsamı ve hukuki niteliği

6 Mart 2026 tarihli ve 33188 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle, Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinin 35. maddesine dokuzuncu fıkra eklendi. Hükme göre doğum yapan lisansüstü kadın öğrenciye talebi hâlinde doğum sonrası iki dönem ek süre verilebilir ve bu dönemler azami süre hesabına katılmaz.

Düzenlemenin dört unsuru vardır. Öğrencinin lisansüstü bir programa kayıtlı olması, doğumun gerçekleşmiş bulunması, öğrencinin yazılı talepte bulunması ve verilecek iki dönemin azami süreden çıkarılması gerekir. Hüküm otomatik biçimde işlemez; fakat metindeki “verilebilir” sözcüğü de üniversiteye gerekçesiz biçimde ret yetkisi tanımaz. Şartları taşıyan bir başvuru, düzenlemenin amacı, eğitim hakkı, eşitlik ve ölçülülük ilkeleri gözetilerek karara bağlanmalıdır.

Düzenleme, daha önce verilmiş ilişik kesme kararlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz ve programdaki başarısız dersleri silmez. Öğrencilik statüsü devam eden kişinin süre hesabını korur. Öğrenciliği önceden sona ermiş kişi bakımından ise eski işlemin tarihi, tebliği ve yeni hükmün zaman bakımından uygulanabilirliği ayrıca değerlendirilir.

Hangi lisansüstü programlarda uygulanır?

Yönetmelik “lisansüstü kadın öğrenciler” ifadesini kullandığından tezli ve tezsiz yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik programları kural olarak hükmün kapsamındadır. Ancak iki dönemlik sürenin akademik takvime etkisi programın yapısına göre değişir.

Tezli yüksek lisansta ders ve tez aşamasının; doktorada yeterlik, tez önerisi, tez izleme ve savunma tarihlerinin ayrı ayrı yeniden hesaplanması gerekir. Tezsiz yüksek lisans daha kısa normal ve azami süreye sahip olduğundan, iki dönemin dönem projesi ve mezuniyet takvimine nasıl işlendiği açıkça gösterilmelidir. Öğrenci bilimsel hazırlık aşamasındaysa, bilimsel hazırlığın azami süreye etkisi ile doğum sonrası ek sürenin program süresine etkisi birbirine karıştırılmamalıdır.

Öğrencinin tam zamanlı veya belirli bir burs programı kapsamında bulunması, doğum sonrası ek süre hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte burs, proje, araştırma görevliliği veya yurt hakkının devamı başka mevzuata ve ayrı kurum kararlarına bağlı olabilir. Lisansüstü öğrenciliğe tanınan iki dönemlik ek süre, bütün mali ve personel haklarını aynı ölçüde otomatik olarak uzatan bir düzenleme değildir.

“İki dönem” nasıl hesaplanmalıdır?

Yönetmelik on iki ay veya 365 gün yerine iki dönem ifadesini kullanmıştır. Bu sebeple hesabın üniversitenin akademik takvimindeki yarıyıl veya dönem yapısına göre yapılması gerekir. Güz ve bahar yarıyılıyla çalışan bir kurumda iki dönem, kural olarak iki akademik yarıyıldır. Farklı dönem sistemi uygulayan programlarda, kurumun takvimi ile ana Yönetmelik birlikte değerlendirilmelidir.

Doğum yarıyılın ortasında gerçekleştiğinde en önemli mesele, ek sürenin hangi tarihte başlayacağıdır. Ana Yönetmelik bu ayrıntıyı gün hesabıyla düzenlememiştir. Üniversitenin kararında yalnızca “iki dönem ek süre verilmiştir” denilmesi, yaklaşan yeterlik sınavı veya tez savunması bakımından belirsizlik yaratır. Kararda doğum ve talep tarihi, öğrencinin program aşaması, ek sürenin kapsadığı akademik dönemler ve değişen son tarihler açıkça yazılmalıdır.

İki dönemin azami süreden sayılmaması için öğrenci otomasyonundaki son tarih de düzeltilmelidir. Kâğıt üzerinde olumlu karar verildiği hâlde sistem eski azami süreyi göstermeye devam ederse, sonraki yarıyılda otomatik kayıt engeli veya ilişik kesme işlemi doğabilir. Enstitü yönetim kurulu kararı, öğrenci bilgi sistemi ve danışmanlık takvimi aynı tarihler üzerinden yürütülmelidir.

Ek süre ile kayıt dondurma aynı hak değildir

Kayıt dondurma, haklı ve geçerli bir sebep nedeniyle öğrencinin belirli bir süre akademik faaliyete ara vermesidir. Şartları, yetkili organı ve öğrencinin o dönemdeki akademik durumuna etkisi üniversitenin lisansüstü düzenlemelerinde ayrıntılandırılır. Doğum sonrası iki dönemlik ek süre ise doğrudan ana Yönetmelikten kaynaklanır ve verilen dönemlerin azami süreden sayılmayacağını açıkça güvence altına alır.

Bu iki kurumun farklı olması, doğum nedeniyle daha önce kayıt donduran öğrenciler bakımından önemlidir. YÖK’ün 2026 yılında üniversitelere ilettiği uygulama açıklamalarında, doğum sonrasında iki dönem kayıt donduran öğrencinin bu süre bittikten sonra ayrıca doğum sonrası iki dönem ek süre talep edebilmesi kabul edilmiştir. Üniversite, “zaten kayıt dondurdunuz” gerekçesiyle Yönetmeliğin 35/9 hükmünün uygulanamayacağını varsaymamalıdır.

Kayıt dondurma kararı ile ek süre kararının başlangıç ve bitişleri ayrı kaydedilmelidir. Öğrenci doğumdan sonra akademik çalışmasını sürdürebilecek durumdaysa, ek süre verilmesi onun zorunlu olarak pasif öğrenciliğe geçirilmesi anlamına da gelmez. Yönetmelik, iki dönemi öğrencinin talebine bağlı bir süre koruması olarak düzenler; akademik faaliyet yasağı olarak değil.

Başvuru zamanı, makamı ve belgeler

Ana Yönetmelik, başvuru için gün olarak belirlenmiş özel bir hak düşürücü süre öngörmez. Yine de talebin geciktirilmesi, yeterlik sınavı, tez önerisi veya azami sürenin dolması gibi işlemler nedeniyle hakkın kullanılmasını güçleştirebilir. Başvurunun, öğrencinin bağlı olduğu enstitüye ve kayıt altına alınacak biçimde yapılması gerekir.

Dilekçede öğrenci numarası, program, doğum tarihi, mevcut akademik aşama, yaklaşan son tarihler ve Yönetmeliğin 35/9 hükmüne dayalı iki dönemlik talep açıkça gösterilmelidir. Doğumu ve tarihini kanıtlayan nüfus kayıt örneği veya resmî sağlık kaydı eklenebilir. İlgisiz bütün sağlık verilerinin sunulmasının istenmesi, kişisel verilerin korunması ve ölçülülük bakımından uygun olmaz.

Başvurunun danışmana sözlü olarak bildirilmesi veya kayıt numarası olmayan bir e-posta gönderilmesi, idari talebin yapıldığını her zaman kanıtlamaz. Elektronik belge yönetim sistemi, öğrenci otomasyonu veya evrak birimi üzerinden alınan tarih ve sayı saklanmalıdır. Danışman ya da anabilim dalı görüşü istenebilir; ancak ana Yönetmelik bu görüşü hakkın kurucu şartı hâline getirmediğinden, olumsuz danışman görüşü tek başına veto gibi kullanılamaz.

Üniversitenin karar verirken öğrencinin ilk kayıt tarihini, programın normal ve azami süresini, daha önce sayılmayan dönemleri, kayıt dondurma kararlarını ve bulunduğu akademik aşamayı tek çizelgede göstermesi gerekir. Bu çalışma yapılmadan yalnız doğum tarihine bakılması, ek sürenin hangi yükümlülükleri ertelediğini belirsiz bırakır.

Birden fazla doğum ve 6 Mart 2026’dan önceki doğumlar

Yönetmelik, öğrencilik süresindeki birden fazla doğum bakımından her doğum için ayrı hak doğup doğmadığını açıkça söylememektedir. YÖK Yürütme Kurulunun 22 Nisan 2026 tarihli uygulama değerlendirmesinde, öğrencilik devam ettiği sürece her doğum için ayrı ayrı iki dönem ek süre talep edilebileceği kabul edilmiştir. Her doğumun tarihi ve buna bağlı dönemler ayrı kararda veya ayrı satırlarda gösterilmelidir.

Aynı uygulama çerçevesinde, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 6 Mart 2026’dan önce doğum yapmış ancak öğrenciliği devam edenlerin de haktan yararlanabilmesi benimsenmiştir. Bu yaklaşım, yeni hükmün devam eden öğrencilik statüsündeki süre hesabına uygulanmasına dayanır. Doğumun eski tarihli olması tek başına ret sebebi sayılmamalıdır.

Buna karşılık yürürlük tarihinden önce öğrenciliği sona ermiş veya ilişiği kesilmiş kişinin durumu farklıdır. Yeni düzenleme, kesinleşmiş eski ilişik kesme işlemini otomatik biçimde hükümsüz kılmaz. Doğum, azami sürenin dolması, ilişik kesme, tebliğ ve yeni başvuru tarihleri birlikte ele alınmalıdır. Öğrencinin yalnız sistemde pasif görünmesiyle yetinilmemeli; öğrencilik statüsünü sona erdiren yetkili kurul kararı bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Ret kararının gerekçesi ve yargısal denetim

Doğum sonrası ek süre talebi reddediliyorsa, ret sebebi öğrencinin dosyasına özgü olmalıdır. Öğrencilik statüsünün bulunmadığı, doğumun belgelendirilemediği, istenen dönemlerin daha önce kullanıldığı veya talebin hüküm kapsamına girmediği düşünülüyorsa bu husus açıkça yazılmalıdır. “Uygun görülmemiştir” şeklindeki tek cümle, takdir yetkisinin hangi olgulara dayanarak kullanıldığını göstermez.

Kararın yetkili kurul tarafından alınması, tarih ve sayısının bulunması ve öğrenciye usulüne uygun biçimde bildirilmesi gerekir. Enstitü müdürlüğü, enstitü yönetim kurulu, senato veya rektörlük arasındaki görev dağılımı üniversitenin lisansüstü mevzuatına göre kontrol edilmelidir. Anabilim dalının hazırlık görüşü, çoğu durumda nihai işlem değildir.

Yargısal denetimde mahkeme üniversite yerine akademik takvim oluşturmaz; fakat doğru hükmün uygulanıp uygulanmadığını, yetkili makamı, süre cetvelini ve gerekçeyi denetler. Doğum sonrası iki dönemin azami süreden çıkarılmaması nedeniyle kayıt yenilenmemiş veya ilişik kesilmişse, ek süre kararı ile bu sonraki işlem arasındaki bağ da dava konusu bakımından önem taşır.

Doğum sonrası süre talebine ilişkin bir dosya lisansüstü eğitim ve yükseköğretim hukuku alanında çalışan bir avukat tarafından incelenirken yalnız ret yazısıyla yetinilemez. İlk kayıt tarihi, azami süre cetveli, doğum ve başvuru belgeleri, kayıt dondurma kararları, tez veya yeterlik takvimi ile otomasyon kayıtları birlikte değerlendirilmelidir. Hukuki sorun, iki dönemlik sürenin soyut olarak tanınmasından çok, bu sürenin öğrencinin akademik takvimine doğru işlenip işlenmediğidir.

Doğum sonrası ek süre, öğrencinin bütün akademik yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Sağladığı koruma, iki dönemin azami süre hesabında öğrenci aleyhine kullanılmamasıdır. Bu korumanın gerçek bir karşılığı olabilmesi için kararın yalnız dosyada kalmaması; yeterlik, tez ve mezuniyet tarihleriyle birlikte öğrenci bilgi sistemine de doğru yansıtılması gerekir.

Av. Arb. Şuayp LEVENT
Yükseköğretim Hukuku
www.levent.av.tr

Tüm makaleler