YÖK’ün STS Kararına Karşı Dava: Sınava Tabi Tutulma İşleminin Yargısal Denetimi
Denklik başvurusunda STS kararı hangi gerekçeye dayanmalıdır? Program karşılaştırması, eksik inceleme, dava süresi ve yürütmenin durdurulması talebi.

STS kararı denklik sürecinde neyi değiştirir?
Yurt dışında alınan bir diplomanın denkliği incelenirken Seviye Tespit Sınavı’na (STS) girilmesinin istenmesi, mezunun eğitimini Türkiye’de kullanabilmesini sınav şartına bağlar. Bu nedenle uyuşmazlık yalnızca sınavın zor olup olmadığıyla ilgili değildir. Asıl mesele, başvuru sahibinin neden sınava tabi tutulduğu ve bu tercihin dosyadaki akademik bilgilerle açıklanıp açıklanamadığıdır. Üniversitenin tanınması, diplomanın denkliği ve mesleğin Türkiye’de icra edilmesi birbirinden ayrı değerlendirmelerdir. Okul tanıma belgesi, tek başına sınavsız denklik hakkı sağlamaz; buna karşılık tanınan bir üniversiteden mezun olan herkesin mutlaka STS’ye girmesi gerektiği de söylenemez.
Denklik dosyasının bilimsel incelemeye sevk edilmesi veya ek belge istenmesi ile STS şartı getiren nihai karar da ayrılmalıdır. Dava konusu, kural olarak kişinin hukuki durumunu etkileyen kesin ve uygulanabilir işlemdir. Bu bakımdan bildirim yazısının yanında dayanak kararın tarihi, sayısı, kapsamı ve hangi makam tarafından alındığı belirlenmelidir. Yalnızca sistemde görünen kısa durum açıklamasından hareket edilmesi, yanlış işlemin dava edilmesine veya gerçek gerekçenin gözden kaçırılmasına yol açabilir.
Yönetmelik, sınav dışında hangi inceleme yollarını öngörüyor?
Temel düzenleme, 5 Aralık 2017 tarihli Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Tanıma ve Denklik Yönetmeliğidir. Yönetmeliğin 6. maddesi; programın asgari süresi, kredileri ve kazanımları bakımından Türk yükseköğretim sistemindeki karşılığının incelenmesini öngörür. Dosyada sunulan belgeler değerlendirilir; gerektiğinde Bilim Alanı Danışma Komisyonundan veya üniversitelerden görüş alınır. Danışma görüşü alınması her başvuruda zorunlu değildir; fakat yapılan incelemenin başvurunun özelliklerini karşılaması gerekir.
Yönetmeliğin 3/1-j maddesindeki Seviye ve Yeterlik Belirleme Sistemi (SYBS), STS’den daha geniştir. Temel kazanımlar, öğretim dili, eğitim niteliği, teorik ve uygulamalı dersler, stajlar veya projeler yönünden eksiklik ya da tereddüt bulunması halinde ders tamamlama, staj, proje veya sınav gibi araçlar kullanılabilir. İncelemede, bu ihtiyacın programın hangi kazanımlarına ilişkin olduğu ve seçilen yöntemin yeterliği nasıl değerlendireceği açıklanmalıdır.
7/3 ve 11/3. maddeler birlikte değerlendirildiğinde, hangi yeterliğin hangi araçla ölçüleceği veya tamamlanacağı önem kazanır. Örneğin belirli bir uygulama alanında eksiklik ileri sürülüyorsa, başvuru sahibinin stajları ve uygulama kayıtları incelenmeden geniş kapsamlı bir sınava yönlendirilmesinin gerekçesi sorgulanabilir. Ancak ders veya staj tamamlama seçeneğinin bulunması, adayın dilediği yöntemi tek taraflı seçebileceği anlamına gelmez. Hukuki denetim, seçilen yöntemin gerekçesini ve tespit edilen ihtiyaca uygunluğunu konu alır.
Sınavsız denklik ihtimali değerlendirilmeden STS kararı verilebilir mi?
Yönetmeliğin 7/1. maddesinde belirli başvuruların SYBS uygulanmadan sonuçlandırılması düzenlenmiştir. Güncel 7/1-a bendinde, yükseköğrenime başlanılan yılda YÖK’ün esas aldığı dünya üniversite sıralamalarının en az üçünde ilk 400 içinde bulunma ölçütü vardır. Aynı fıkrada ÖSYM kılavuzundaki yurt dışı programlara yerleşenler ile ilgili yıl, program ve puan şartını sağlayanlar için de hükümler bulunur. Yatay geçişle mezun olanlar bakımından ise geçilen kurum ve eğitimin orada tamamlanan bölümü ayrıca incelenir. Fıkranın başındaki eğitim niteliğine ilişkin değerlendirme hakkı ve diğer yönetmelik şartları saklıdır.
İlk 400 içinde bulunmamak, kendiliğinden STS zorunluluğu doğurmaz. Yönetmeliğin 7/2. maddesi, birinci fıkradaki kurumlar dışında kalan programlar için de sınavsız denklik yolunu açık tutar. Temel kazanımların, teorik ve uygulamalı derslerin, stajların ve projelerin yeterli kabul edilmesi halinde SYBS uygulanmaksızın işlem yapılabilir. Bu nedenle dava dosyasında yalnızca üniversitenin sıralamasına değil, 7/2 kapsamında bireysel akademik inceleme yapılıp yapılmadığına da bakılmalıdır.
İlk 1000 ölçütü ise ilk 400 ölçütüyle aynı işleve sahip değildir. Güncel 7/5. maddede tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hukuk bakımından, başlangıç yılında en az iki sıralamada ilk 1000’de bulunan üniversitelerin mezunlarının başvurularının kabul edilerek münferiden incelenmesi düzenlenir. Bu incelemenin sonunda SYBS kararı alınabileceği açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla “ilk 1000’deki okuldan mezun olan sınava girmez” şeklindeki bir kabul doğru değildir. İlk 1000 dışında kalan programlarda da ortaöğrenimin tamamlandığı yer, kayıt yılındaki merkezi sınav başarısı ve geçiş hükümleri birlikte ele alınmalıdır.
Program akreditasyonu da dikkatle kullanılmalıdır. Akredite program diplomaları için önceki 7/1-b bendindeki özel düzenleme 15 Mart 2024 değişikliğiyle kaldırılmıştır. Akreditasyon eğitim niteliğini destekleyen önemli bir belge olabilir; ancak güncel metinde kaldırılmış bir bent üzerinden herkese otomatik sınavsız denklik hakkı tanınamaz.
Kayıt yılı ve başvuru tarihi neden ayrı ayrı incelenir?
Denklik uyuşmazlığında yalnızca karar günündeki yönetmelik metnini okumak yeterli değildir. Geçici 4/1. madde, 15 Mart 2024 öncesinde diploma programına kayıt yaptıranlar için 7/1-a, 7/5 ve 10/3 hükümlerinin değişiklik öncesi biçimlerinin uygulanmasını sürdürür. Geçici 4/2’de ise merkezi sınav ve sıralama koşullarıyla ilgili 4/1-j ile 7/6-g ve ğ bakımından kayıt tarihine bağlı ayrıca bir koruma vardır. Bu korumalar bütün yeni hükümlerin eski öğrencilere uygulanamayacağı anlamına gelmez; hangi maddenin hangi geçiş hükmüne tabi olduğu ayrı belirlenir.
Geçici 3. madde, yürürlüğünden önce denklik başvurusu yapmış ve işlemleri devam edenler yönünden belirli yabancı dil hükümlerinin uygulanmamasını öngörür. 2017 Yönetmeliğinden önce yapılmış başvurularda ise Geçici 1. madde, usul hükümleri ve lehe düzenleme ayrımını getirir. Bu nedenle dosyada ilk kayıt, varsa yatay geçiş, mezuniyet, tamamlanmış denklik başvurusu ve karar tarihlerini gösteren bir kronoloji bulunmalıdır. Bugünkü koşulların geçmişe doğrudan taşınması kadar, eski bir muafiyetin kapsamı incelenmeden halen geçerli sayılması da hatalıdır.
Lizbon Tanıma Sözleşmesi ne sağlar?
Yönetmeliğin dayanakları arasında, 5463 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan Avrupa Bölgesinde Yükseköğretimle İlgili Belgelerin Tanınmasına İlişkin Sözleşme yer alır. Lizbon Tanıma Sözleşmesinin VI.1 maddesinde, taraf devletlerin yükseköğretim yeterliklerinin tanınmasında esaslı farklılık yaklaşımı benimsenmiştir. III.3 maddesi başvuru sahibinin uygun bilgileri iyi niyetle sunma sorumluluğunu korurken, gerekli koşulların karşılanmadığını gösterme sorumluluğunu değerlendirmeyi yapan makama yükler. III.5 ise olumsuz kararın gerekçesi ve başvuru yolları bakımından güvence içerir.
Bu hükümler, programların adlarının veya ders başlıklarının birebir aynı olmasını arayan mekanik karşılaştırmaların sorgulanmasında önem taşır. Farklı adlı iki ders aynı kazanımı sağlayabilir; aynı adlı dersler ise farklı içerik ve uygulama düzeyine sahip olabilir. Bununla birlikte Sözleşme, her yabancı diploma için koşulsuz denklik veya doğrudan meslek icrası hakkı yaratmaz. Mesleki düzenlemeler ve Yönetmeliğin ilgili şartlarıyla birlikte uygulanır. Dava gerekçesi, Sözleşmeye genel bir gönderme yapmakla kalmamalı; ileri sürülen farklılığın hangi kazanım açısından esaslı sayıldığını tartışmalıdır.
Kalış süresi ile akademik yeterlik birbirinin yerine geçmez
Yönetmeliğin 7/6-d maddesinde öğrenim görülen ülkede bulunma süresi ayrı bir ret sebebi olarak düzenlenmiştir. Devam süresinin tespitinde Türkiye’deki ilgili yükseköğretim mevzuatı esas alınır; her bir eğitim ve öğretim dönemi için %70’in altına inilemez ve eğitim faaliyeti dışındaki süreler hesaba katılmaz. %70 bütün programlar için yeterli sayılan tek oran değildir; bir alt sınırdır. İlgili programın teorik ders, uygulama, klinik eğitim ve staj devam kuralları ayrıca araştırılmalıdır.
Örneğin Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin 12. maddesi, teorik ve uygulamalı eğitimdeki devamsızlık sınırlarını farklı düzenler; 12/2. maddede düzenlenen küçük grup uygulamalarında %20’yi aşan devamsızlık, bu eğitim bakımından %80 devam gereğini gündeme getirir. Bu örnek, tıp alanındaki bütün dönemler için tek ve değişmez bir oran bulunduğu şeklinde genellenemez. Denklik incelemesinde hangi eşdeğer program kuralının hangi eğitim bölümüne uygulandığı açıklanmalıdır.
Pasaport giriş-çıkışları akademik takvim, ders ve staj tarihleriyle eşleştirilmelidir. Tatil döneminde ülkede bulunmak eğitimdeki eksikliği kendiliğinden tamamlamaz. Ayrıca 7/1-ç ve d’de yatay geçişle eğitimin belirli kurumda tamamlanan kısmı için kullanılan %70 ile 7/6-d’deki ülkede bulunma oranı farklı konulardır. STS’de başarılı olmak da kalış süresine dayalı ayrı bir ret gerekçesini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Somut uyuşmazlık: hukuk mezununun STS ve ders tamamlama şartına itirazı
Anayasa Mahkemesinin 13 Ocak 2026 tarihli Volkan Ceyli kararı, B. No: 2023/24616, STS uyuşmazlığının doğru tanımlanmasının neden önemli olduğunu gösterir. Başvurucu, Kuzey Makedonya’daki FON Üniversitesinde hukuk öğrenimini tamamladıktan sonra 2018 yılında denklik başvurusunda bulunmuştur. Dosyanın bilimsel incelemesinde, Türk hukukunun temel alanlarında yeterliğin sınav ve tamamlayıcı eğitim yoluyla değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Buradaki işlem, diplomanın kesin olarak reddedilmesi değildir; denklik verilmesinin belirli koşulların yerine getirilmesine bağlanmasıdır.
Bilim Alanı Danışma Komisyonunun 7 Temmuz 2021 tarihli değerlendirmesini izleyen süreçte, Yükseköğretim Yürütme Kurulu 15 Eylül 2021 tarihinde karar almıştır. Kararda önce STS’den 100 üzerinden en az 40 puan alınması; ardından Türk hukukunun temel alanlarına ilişkin fark derslerinin tamamlanması öngörülmüştür. Ders tamamlama için üç devlet üniversitesi tercih edilmesine dayanan bir süreç kurulmuştur. Sınav ile fark dersleri birbirinin alternatifi olarak değil, aynı denklik sürecinin birbirini izleyen koşulları olarak belirlenmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığı yalnızca “sınava sokuldu” veya “denkliği reddedildi” şeklinde anlatmak olayın hukuki yapısını eksik bırakır.
Başvurucu, üniversitesinin tanındığını ve transkriptindeki Türk hukuku derslerinin yeterli olduğunu belirterek STS ve ders tamamlama koşullarına itiraz etmiştir. YÖK ise üniversitenin tanınması ile hukuk eğitiminin Türkiye’deki karşılığı bakımından yeterli bulunmasının ayrı değerlendirmeler olduğunu açıklamıştır. Uyuşmazlık, alınan eğitimin hangi yönlerden tamamlanması gerektiği üzerinde yoğunlaşmıştır.
Ankara 5. İdare Mahkemesi 18 Ekim 2022 tarihinde davayı reddetmiş; Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi 25 Ocak 2023 tarihinde istinaf başvurusunu kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu bunun üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Dolayısıyla bu örnekteki son inceleme bir Danıştay temyiz incelemesi değildir. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin yerine geçerek yeniden denklik belirlememiş; başvuruyu eğitim hakkının anayasal güvenceleri açısından değerlendirmiştir.
Anayasa Mahkemesi neyi kabul etti, kararın sınırı nedir?
Anayasa Mahkemesi, denklik koşullarının başvurucunun eğitim hakkına müdahale oluşturduğunu kabul ederek kanuni dayanak, meşru amaç ve ölçülülük incelemesi yapmıştır. 2547 sayılı Kanunun 7/p maddesindeki yetkiyi kanuni dayanak bakımından değerlendirmiş; yükseköğretimin niteliğinin korunmasını meşru amaç olarak ele almıştır. Somut dosyada Türk hukukuna ilişkin yeterliğin araştırılmasını ve belirlenen eksikliklerin tamamlanmasını, başvurucuya yüklenen koşulların ağırlığıyla birlikte incelemiştir.
Kararda STS’de aranan 40 puanlık başarı düzeyi ile hukuk eğitiminin temel alanlarını kapsayan ders tamamlama koşulu birlikte tartışılmıştır. Başvurucunun diplomasının hiçbir şekilde kullanılamayacağı bir yasak yerine, yeterliğini ortaya koyabileceği ve eksikliklerini tamamlayabileceği yolun açık olması değerlendirmede etkili olmuştur. Mahkeme, eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasını açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemezlik kararı vermiştir. Bu karar bir ihlal kararı veya STS işlemini iptal eden karar olarak gösterilemez.
Kararın sonucu, bütün hukuk mezunları için aynı sınav ve ders koşullarının uygulanacağı anlamına gelmez. Başvurucunun transkripti, işlem dönemindeki düzenleme, akademik değerlendirme ve öngörülen tamamlayıcı eğitim birlikte ele alınmıştır. Başka bir başvuruda eksik görülen derslerin tamamlandığı veya aynı kazanımların farklı isimli derslerle edinildiği ortaya konulabilir. Emsalden yararlanırken program içeriği, uygulanan mevzuat ve başvuru sahibinin eğitim geçmişi arasındaki benzerlikler değerlendirilmelidir.
Ayrıca kararda aktarılan Yönetmelik hükümleri, 2021 tarihli işleme uygulanmış kurallardır. Özellikle 7/5. maddenin o tarihteki metni, 2024 değişikliklerinden sonraki güncel metinle aynı değildir. Başvuru sahibinin kayıt tarihi ve geçiş hükümleri belirlenmeden, karar içinde alıntılanan eski düzenlemenin yeni bir başvuruya doğrudan uygulanması hatalı olur. Kararın anayasal yaklaşımı ile her dosyada uygulanacak somut yönetmelik metni ayrı değerlendirilmelidir.
STS, ilmi hüviyet tespiti ve ders tamamlama aynı yol değildir
YÖK’ün SYBS usul ve esasları, farklı yöntemlerin uygulanma biçimini ayrıca düzenler. Yazılı STS, belirli alan bilgilerini sınavla ölçmeye yöneliktir. Ders tamamlama ise adayın belirlenen eğitim içeriğini bir üniversitede alıp başarmasını gerektirir. Klinik pratik, mesleki uygulama ve stajın amacı da farklıdır. Bir dosyada birden fazla yöntemin uygulanabilmesi mümkündür; fakat her yöntemin kararda hangi eksikliği veya tereddüdü karşılamak üzere seçildiği anlaşılmalıdır.
Usul ve esaslar, ilgilinin henüz hakkında STS kararı alınmadan veya denklik başvurusu yapmadan sınava katılabilmesine de olanak tanır. Bununla birlikte sınavı önceden geçmiş olmak, diploma denkliğinin diğer koşullarının da sağlandığını göstermez. Tanınma, belgelerin doğruluğu, öğrenim biçimi, ülkede kalış ve varsa ayrı ders veya uygulama yükümlülükleri incelenmeye devam eder. Sınav başarısının dosyaya sunulması ile bütün denklik sürecinin tamamlandığı iddiası birbirinden ayrılmalıdır.
İlmi hüviyet tespiti de her başvurucunun STS yerine serbestçe seçebileceği genel bir seçenek değildir. Usul ve esaslarda belirlenen alan ve durumlarda uygulanır; sınav komisyonunun kuruluşu, değerlendirme yöntemi, görüntü kaydı ve başarı ölçütü bakımından kendine özgü koşulları vardır. Bir başka mezuna bu yolun açılmış olması, ilgili alan ve özel koşullar karşılaştırılmadan doğrudan aynı hakkı doğurmaz. İtirazda önce kişinin ilgili yöntemin kapsamına girip girmediği araştırılmalıdır.
Ders tamamlama kararı bakımından ise yalnızca ders adları değil, krediler, başarı koşulları, hangi üniversitede işlem yapılacağı ve tamamlama süresi önemlidir. Kararın üniversiteye gönderilmesi ile üniversitenin fiilen kayıt açması arasında sorun yaşanıyorsa bu uygulama aşaması ayrıca belgelenmelidir. Sınava tabi tutma kararının hukuka uygunluğu, tamamlayıcı eğitimin uygulanmasındaki aksama ve sınav sonucundaki puan hatası ayrı işlem ve delil grupları oluşturur. Hepsini tek bir genel “denklik mağduriyeti” başlığında toplamak, somut hukuka aykırılığın görülmesini zorlaştırır.
Danıştayın kalış süresine yaklaşımı
Danıştay bir kararında, mimarlık eğitimi bakımından öğrenimin fiilen ve düzenli olarak izlenmesinin önemini vurgulamıştır. Belirli dönemlerdeki devam eksikliğinin yalnızca toplam kalış süresiyle karşılanmasına olanak veren düzenlemeyi, mimarlık eğitiminin tabi olduğu kurallar çerçevesinde hukuka uygun bulmamıştır. Kararın dayandığı temel yaklaşım, devam koşulunun eğitimin niteliği ve ilgili programın gerekleriyle birlikte değerlendirilmesidir.
Bu yaklaşım, STS başarısı ile öğrenime devamın farklı koşullar olduğunu gösterir. Her programın devam gereği, kendi eğitim ve uygulama özellikleri içinde belirlenmelidir. Karardan bütün programlar için tek bir devam oranı çıkarılamaz. Başvuruda uygulanacak yönetmelik hükümleri, kayıt tarihi ve akademik takvim birlikte değerlendirilerek, dönemlerdeki fiilî devam durumu ortaya konulmalıdır.
STS kararının hukuka uygunluğu hangi belgelerle denetlenir?
Denklik incelemesinde transkript; ders içerikleri, teorik ve uygulamalı saatler, krediler, öğrenme çıktıları, staj defterleri, klinik rotasyonlar ve proje belgeleriyle birlikte değerlendirilir. Belgelerin programın hangi kazanımlarını karşıladığının açıklanması, eğitim içeriğinin anlaşılmasını kolaylaştırır. İtirazda da akademik değerlendirmede eksik görülen alanlara karşılık gelen eğitim ve uygulamalar somut biçimde gösterilmelidir.
Yönetmeliğin 7/7. maddesi, ön inceleme raporu, Komisyon incelemesi ve Yükseköğretim Yürütme Kurulu kararından oluşan süreci düzenler. Bu aşamalarda yapılan akademik değerlendirmeler, sınav şartının neden gerekli görüldüğünü anlamaya yardımcı olur. Dava sırasında başvuru dosyası ve ilgili değerlendirme raporları birlikte incelenerek uyuşmazlığın bilimsel ve hukuki yönleri açıklığa kavuşturulur.
Başka bir mezuna sınavsız denklik verilmesi karşılaştırmaya yardımcı olabilir. Ancak aynı üniversiteden mezuniyet tek başına yeterli değildir: program, kayıt yılı, geçiş durumu, ders ve staj içeriği ile uygulanacak mevzuat da karşılaştırılmalıdır. Bilimsel uyuşmazlık bilirkişi incelemesi gerektiriyorsa sorular belirli kazanımlara yöneltilmeli; bilirkişiden yalnızca “denklik verilsin mi?” şeklinde hukuki sonuç bildirmesi beklenmemelidir.
Dava süresi, doğru davalı ve sınav sonucuna itiraz ayrımı
YÖK’ün bireysel STS’ye tabi tutma işleminin iptali için, özel bir görev veya yetki kuralı bulunmadığında Ankara idare mahkemelerinde Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına karşı dava açılır. Genel dava açma süresi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7 ve 8. maddeleri uyarınca usulüne uygun bildirimi izleyen günden başlayarak 60 gündür. Bildirimin posta veya elektronik yolla yapılabilmesi nedeniyle tebliğ belgesi ve sistem kayıtları birlikte korunmalıdır.
Süresinde ve yetkili makama yapılan, işlemin kaldırılması veya değiştirilmesini isteyen İYUK 11 başvurusu işlemeye başlamış dava süresini durdurur. 30 gün cevap verilmezse istem reddedilmiş sayılır; açık veya zımni ret sonrasında daha önce geçen süre hesaba katılarak kalan süre işler. Sadece dosyanın durumunu soran ya da belge isteyen başvurunun aynı sonucu doğuracağı varsayılamaz. Tekrarlanan dilekçeler de kaçırılmış dava süresini kendiliğinden yeniden başlatmaz.
YÖK’ün sınava girme şartı ile ÖSYM’nin sınav sorusu, puanı veya sınav sonucuna ilişkin işlemi aynı uyuşmazlık değildir. ÖSYM’nin merkezi sınav işlemlerine karşı İYUK 20/B kapsamındaki davalarda 10 günlük özel süre vardır ve 11. madde uygulanmaz. Dolayısıyla “STS ile ilgili her davanın süresi 60 gündür” denilemez. İşlemi yapan kurum ve itiraz edilen kararın niteliği daha başta belirlenmelidir.
Yürütmenin durdurulması ve iptal kararından sonraki işlem
Dava açılması STS şartını kendiliğinden kaldırmaz. İYUK 27 uyarınca yürütmenin durdurulması için açık hukuka aykırılık ile telafisi güç veya imkânsız zarar koşulları birlikte gösterilmelidir. Süresi belirli bir işe giriş, mesleki başvuru veya lisansüstü eğitim olanağının kaybı ileri sürülüyorsa buna ilişkin ilan, kabul belgesi ve son başvuru tarihi sunulmalıdır. Genel bir mesleki gecikme ifadesiyle yetinmek, zararın ağırlığını göstermeyebilir.
İptal kararının uygulanması, kararın gerekçesine bağlıdır. Eksik akademik inceleme nedeniyle verilen iptal, her zaman doğrudan denklik belgesi düzenlenmesini gerektirmez; idarenin hukuka uygun yeni inceleme yapması gerekebilir. Yeni değerlendirme, mahkemenin belirlediği hukuki çerçeveye uygun olarak yürütülür. İYUK 28 gereğince idare, kararın kendisine tebliğinden sonra gecikmeksizin ve en geç 30 gün içinde gereğini yerine getirmelidir. Bu aşamada da yeni işlemin, mahkemenin hangi eksikliği giderme yükümlülüğü getirdiğiyle karşılaştırılması gerekir.
Yükseköğretim Hukuku