Doçentlik Başvurusunda Etik İhlal Kararı Nasıl Denetlenir?
Doçentlik başvurusunda etik ihlal tespiti, adayın yalnızca devam eden başvurusunu etkilemez. İhlalin niteliğine göre sonraki başvuru zamanı, akademik atama dosyaları ve mesleki itibar üzerinde de sonuç doğurabilir.
Doçentlik başvurusunda etik ihlal tespiti, adayın yalnızca devam eden başvurusunu etkilemez. İhlalin niteliğine göre sonraki başvuru zamanı, akademik atama dosyaları ve mesleki itibar üzerinde de sonuç doğurabilir. Bu ağırlık, etik incelemenin yetkili kurul tarafından, somut bir isnat ve denetlenebilir deliller üzerinden yürütülmesini zorunlu kılar.
Doçentlik sürecinde üç değerlendirme alanı birbirinden ayrılmalıdır: asgari başvuru şartları, eserlerin bilimsel yeterliği ve bilimsel araştırma-yayın etiği. Bir çalışmanın puan hesabına alınmaması ile o çalışma nedeniyle intihal, tekrar yayım veya dilimleme tespiti yapılması aynı hukuki sebebe dayanmaz.
Etik inceleme hangi aşamada ve hangi merci tarafından yapılır?
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 24. maddesi doçentlik değerlendirmesinin temel çerçevesini kurar. Başvuruya ilişkin usul Doçentlik Yönetmeliğiyle; etik iddialar ise ilgili bilimsel araştırma ve yayın etiği düzenlemeleriyle yürütülür.
Jüri üyesi, eser incelemesi sırasında etik ihlal şüphesi görürse iddiayı eser adı ve dayanak belgeleriyle bildirmelidir. Jürinin görevi somut şüpheyi ortaya koymaktır; intihal, sahtecilik, çarpıtma, tekrar yayım, dilimleme veya haksız yazarlık fiilinin oluşup oluşmadığına yetkili bilimsel araştırma ve yayın etiği komisyonu karar verir. Jüri raporu ya da Doçentlik Komisyonunun süreç yönetimine ilişkin değerlendirmesi, etik komisyonunun yerine geçemez.
Üniversitenin kendi personeli hakkında uyguladığı Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi ile doçentlik dosyalarında uygulanan Üniversitelerarası Kurul düzenlemelerinin görev alanı da aynı değildir. Önce başvurunun türü, isnat edilen fiilin tarihi ve incelemeye yetkili merci belirlenmelidir.
İsnat adaya nasıl bildirilmelidir?
“Hakkınızda etik iddia bulunmaktadır” biçimindeki genel bir yazı, savunma hakkının kullanılmasına elverişli değildir. Aday hangi eserlerin karşılaştırıldığını, iddianın hangi bölüm, veri, görsel veya yazarlık ilişkisine dayandığını ve fiilin hangi etik ihlal türü altında incelendiğini anlayabilmelidir.
Özellikle tekrar yayım ve dilimleme iddialarında yalnızca benzerlik oranı bildirilmesi yeterli olmaz. Eserlerin ilk yayımlanma tarihleri, içerikleri, aynı veri setini kullanıp kullanmadıkları, önceki çalışmaya yapılan atıf ve adayın her eseri doçentlik dosyasında nasıl beyan ettiği açıklanmalıdır. Karar, adayın hiç savunmadığı başka veya daha ağır bir isnada dayandırılacaksa yeni nitelendirmeye karşı açıklama imkânı tanınmalıdır.
İnceleme dosyasının bütünlüğü burada önem kazanır. İhbar ve ekleri, eserlerin tarihli tam metinleri, savunma istemi ve tebliği, adayın açıklamaları, uzman görüşleri, toplantıya katılan kurul üyeleri ve nihai karar aynı dosyada izlenebilir olmalıdır.
Mükerrer eser ile gelişen çalışma nasıl ayrılır?
Üniversitelerarası Kurulun etik düzenlemelerinde tekrar yayım, mükerrer yayınların akademik atama ve yükseltmelerde ayrı yayınlar olarak sunulması; dilimleme ise bir araştırmanın sonuçlarının bütünlüğü bozacak biçimde parçalara ayrılarak yayımlanması ekseninde tanımlanır. İki fiilin maddi unsurları aynı değildir.
Bir çalışmanın bildiri özeti, tam metni, makaleye dönüşen sürümü veya farklı bir sergideki sunumu bulunabilir. Başlık benzerliği ya da aynı görselin kullanılması etik ihlali göstermeye yetmez. Bilim alanının yayın teamülü, yeni sürümdeki özgün katkı, önceki yayına yapılan gönderme ve çalışmaların başvuru dosyasında ayrı puanlanıp puanlanmadığı birlikte incelenmelidir.
Tersinden bakıldığında, başlıkların farklı olması da eserlerin bağımsız olduğunu kanıtlamaz. Aynı veri, yöntem, bulgu ve tartışmanın küçük değişikliklerle birden fazla yayın gibi sunulması hâlinde içerik üzerinden değerlendirme yapılır. Kurulun kararında hangi ortaklığın bilimsel olarak kabul edilebilir devam niteliğinde, hangisinin etik fiil oluşturacak düzeyde görüldüğü açıklanmalıdır.
Bilirkişi ve uzman görüşünün sınırı nedir?
Etik uyuşmazlık, ilgili bilim alanına özgü teknik bilgi gerektirebilir. Uzman; eserler arasındaki benzerliği, verinin niteliğini, yöntemsel ilişkiyi ve o alandaki yayın biçimini açıklayabilir. Fakat fiilin hangi mevzuat hükmüne girdiğine ve idari işlemin hukuka uygun olup olmadığına bilirkişi karar vermez.
Sağlıklı bir raporda karşılaştırılan eserler ve sürümler açıkça gösterilmeli; benzerlik belirli sayfa, veri, tablo, görsel ya da yöntem üzerinden ortaya konulmalı; ilk yayın ve kabul tarihleri doğrulanmalı; adayın başvuru beyanı incelenmeli ve savunmadaki teknik itirazlar cevaplanmalıdır. Yalnızca “etik ihlal vardır” cümlesiyle biten bir rapor, bilimsel değerlendirme sürecini görünür kılmaz.
Anayasa Mahkemesinin Fehmiye Dilek Er başvurusu hakkında verdiği 26 Şubat 2025 tarihli B. No: 2022/18771 sayılı karar da bu sınır içinde okunmalıdır. Başvuruda, iptal davasında rapor hazırlayan bilirkişi heyetinin tarafsızlığı ve rapora karşı beyanda bulunma imkânı incelenmiştir. Mahkeme, heyetin daha önce aday hakkında karar veren etik komisyonda yer almadığını, başka dosyalarda görev yapmanın tek başına tarafsızlığı ortadan kaldırmadığını ve başvurucuya rapora karşı görüş sunma imkânı verildiğini değerlendirerek şikâyeti kabul edilemez bulmuştur.
Bu karar, etik isnadın bilimsel doğruluğunu Anayasa Mahkemesinin yeniden inceleyip onadığı anlamına gelmez. Bireysel başvuruda ele alınan yargılama güvenceleri ile etik işlemin esasına ilişkin idari yargı denetimi farklıdır.
Kurul üyelerinin tarafsızlığı nasıl değerlendirilir?
Etik komisyonu üyelerinin adayla ortak çalışması, devam eden proje ilişkisi, açık akademik husumeti, şikâyetçi sıfatı veya dosyanın önceki aşamasında kesin görüş açıklamış olması tarafsızlık yönünden incelenmelidir. Üyenin aynı üniversitede çalışması ya da başka etik dosyalarında görev yapması ise tek başına yeterli bir itiraz sebebi sayılmaz.
Kararda toplantıya katılan üyeler, varsa çekilme veya reddedilme talepleri ve karar nisabı anlaşılabilmelidir. İmza sayfasıyla toplantı kaydı arasındaki uyumsuzluk veya katılması yasak olan bir üyenin müzakereye iştiraki, işlemin şekil ve usul unsurunu etkileyebilir.
Aynı eser hakkında yeniden inceleme yapılabilir mi?
Üniversite etik kurulları bakımından yürürlükteki Yönergenin 12. maddesi, daha önce incelenmiş ve esası hakkında karar verilmiş eserler konusunda aynı iddialarla yeniden inceleme yapılamayacağını düzenler. Bunun için eserin ve maddi iddianın tamamen aynı olduğunun kurulca tespit edilmesi gerekir.
Bu hüküm, ÜAK etik komisyonunun usul kuralıymış gibi doğrudan uygulanamaz; çünkü doçentlik dosyasındaki merci ve düzenleyici çerçeve farklıdır. Bununla birlikte daha önce verilmiş bir etik kararı varsa kararın hangi kurulca, hangi eser ve isnat hakkında verildiği yeni dosyada mutlaka değerlendirilmelidir.
Şikâyetçinin değişmesi veya aynı fiilin başka bir etik terimle adlandırılması yeni bir iddia yaratmaz. Buna karşılık önceki incelemede bulunmayan başka bir eser, ayrı bir maddi davranış veya kararın dayanağını değiştirebilecek gerçek bir yeni delil varsa yeniden incelemenin koşulları farklılaşabilir.
Etik karar ve dava süresi hangi belgelere göre belirlenir?
Doçentlik sürecinde etik komisyonu kararı, ÜAK’ın başvuruyu sonuçlandıran işlemi ve sonraki dönem başvuru sonucu farklı tarihlerde bildirilebilir. Dava konusu edilecek işlemin kesin ve icrai niteliği, her belgenin hukuki etkisine göre belirlenir. Kurul içi hazırlık görüşü ile adayın hukuki durumunu doğrudan etkileyen nihai işlem aynı değildir.
Özel bir süre öngörülmemişse 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki altmış günlük genel dava süresi uygulanır. Elektronik sistem bildirimi, e-posta ve posta tebligatı arasında tarih farkı bulunabileceğinden erişim ve tebliğ kayıtları saklanmalıdır. 2547 sayılı Kanun’un 24. maddesindeki elektronik tebliğ kuralının somut işleme uygulanıp uygulanmadığı da ayrıca kontrol edilmelidir.
İYUK’un 11. maddesi kapsamında kaldırma, geri alma veya değiştirme istemiyle yapılan idari başvuru ile yalnızca belge talep eden dilekçe aynı etkiyi doğurmaz. Etik dosyada süre hesabı yapılırken hangi işlemin ne zaman tebliğ edildiği ve adayın idareden tam olarak ne istediği açıkça belirlenmelidir.
Doçentlikte etik ihlal uyuşmazlığı, benzerlik yüzdesine veya kurul kararının sonuç cümlesine bakılarak çözülemez. Bilimsel inceleme ile idari işlemin hukuki denetimini birlikte okuyabilen bir doçentlik avukatı, gerektiğinde ilgili bilim alanından uzman görüşü de alarak dosyayı yetki, somut isnat, savunma, delil, gerekçe ve süre yönlerinden değerlendirmelidir.
Av. Arb. Şuayp LEVENT
Yükseköğretim Hukuku
www.levent.av.tr