Doçentlik Unvanının Geri Alınması ve Yargısal Denetim
Doçentlik unvanının geri alınmasında açık hata, başvuru döneminin koşulları, dil belgesi ve yargısal denetim.
Bu yazıda
- Başvurunun iptali ile verilmiş unvanın geri alınması
- Açık hata ile sonradan değişen değerlendirme
- Aynı dosyada verilen farklı Danıştay kararları
- Dil belgesine ilişkin geri alma kararında başvuru dönemi
- Etik iddia varsa unvanla bağlantısı gösterilmeli
- Başvuru dönemindeki dosya korunmalı
- Mahkemenin denetleyeceği işlem ve acil etkiler
Doçentlik unvanı verildikten yıllar sonra, başvuru dosyasındaki bir yayına veya başvuru koşuluna ilişkin yeniden inceleme yapılabilir. Böyle bir incelemenin sonunda unvanın geri alınması, akademisyenin mevcut görevini ve sonraki mesleki işlemlerini etkileyebilir. Hukuki uyuşmazlıkta önce, idarenin hangi işlemi geri aldığı ve unvanın başlangıçta neden hukuka aykırı verildiğini ileri sürdüğü belirlenmelidir.
Bir yayının bilimsel niteliğine yönelik yeni eleştiri, başvuru tarihinde bulunmadığı ileri sürülen zorunlu koşul ve bilimsel araştırma etiği ihlali farklı incelemeler gerektirir. Bunların hepsini “başvuru geçersizmiş” ifadesi altında toplamak, geri alma işleminin gerçek dayanağını belirsiz bırakır. Unvanın kazanılmasına ilişkin koşullar ile kazanılmış unvanın hangi şartlarla geri alınabileceği birlikte incelenmelidir.
Başvurunun iptali ile verilmiş unvanın geri alınması
Doçentlik Yönetmeliğinin 6. ve 7. maddeleri, başvuru sırasında asgari koşulların sağlanmasını, eserlerin değerlendirilmesini ve etik iddiaların incelenmesini ayrı aşamalar olarak düzenler. Başarılı bulunan adaya Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulu kararıyla unvan verilir. Henüz sonuçlanmamış bir başvurunun iptali ile bu kararın ardından kazanılmış unvanın geri alınması, kişinin hukuki durumu bakımından aynı işlem değildir.
Başvuru aşamasındaki bir hükme dayanılması hâlinde, bu hükmün daha önce verilmiş unvana hangi hukuki bağlantıyla uygulandığı açıklanmalıdır. Geri alma kararında yetkili makam, dayanak düzenleme, tespit edilen eksiklik ve bu eksikliğin unvanın verilmesine etkisi görülebilmelidir. Bir komisyon raporunun bulunması, tek başına bütün bu soruların cevaplandığı anlamına gelmez.
Doçentlik unvanı ile bir üniversitenin doçent kadrosuna atanma işlemi de ayrı değerlendirilir. Unvanın geri alınmasına bağlı olarak üniversite tarafından kadro, görev veya mali haklar hakkında başka işlemler kurulmuşsa, bunların her birinin hukuki durumu ve bildirim tarihi ayrıca incelenir. Yalnızca ilk işleme karşı açılmış dava, sonraki her işlemin süre ve talep sorununu kendiliğinden çözmez.
Açık hata ile sonradan değişen değerlendirme
İdarenin hukuka aykırı işlemlerini geri alabilmesi ile kişilerin idari işlemlere güvenebilmesi arasında bir denge kurulması gerekir. Danıştayın geri almaya ilişkin yaklaşımında yokluk, açık hata, hile ve gerçek dışı beyan gibi hâller özel önem taşır. Bu hâllerin bulunduğu kabul edildiğinde, zamanın geçmiş olması her durumda koruma sağlamaz.
Ancak açık hata, idarenin sonradan vardığı her farklı kanaatin adı değildir. Başvuru tarihinde açıkça aranan bir koşulun bulunmaması ile bilimsel bir eserin hangi kategoride puanlanacağına ilişkin tartışma aynı şekilde ele alınamaz. İkinci durumda düzenlemenin açıklığı, değerlendirme ölçütlerinin belirli olup olmadığı ve idarenin daha önce aynı belgeyi nasıl değerlendirdiği önem kazanır.
Örneğin bir yayının başvuru tarihinden önce yayımlanmış olması zorunluysa, yayın tarihine ilişkin maddi tespit uyuşmazlığın merkezinde yer alır. Buna karşılık eserin özgünlüğü veya bilim alanına katkısı yeniden tartışılıyorsa, hangi önceki değerlendirmenin hangi somut nedenle hukuka aykırı olduğu ortaya konulmalıdır. Bilimsel takdir farklılığının, başka bir açıklama yapılmadan, süresiz geri alma yetkisi doğurduğu kabul edilemez.
Aynı dosyada verilen farklı Danıştay kararları
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 1 Kasım 2021 tarihli, E.2021/507, K.2021/2138 sayılı kararı bu ayrımı somutlaştırır. Uyuşmazlıkta, başvuru tarihinde yayımlanmış özgün bilimsel kitap koşulunun sağlanmadığı ileri sürülmüş; unvanın verilmesinden yaklaşık üç yıl sonra geri alma işlemi kurulmuştur. Başvuru dosyasına kitabın kapağı konulmuş, çalışma daha sonra jüri üyelerine gönderilmiştir.
Sekizinci Daire, 13 Şubat 2020 tarihli, E.2019/6495, K.2020/828 sayılı kararında, eserin jüri tarafından yasal inceleme süresi içinde teslim alınmasını, bilimsel yeterliliğinin kabulünü ve sürecin idarenin bilgisi altında yürütülmesini gözeterek akademisyen lehine değerlendirme yapmıştır. İdari istikrar ve iyi niyetli kişinin korunması, bu gerekçede öne çıkmıştır.
Bölge idare mahkemesi ise başvuru tarihinde sağlanması gereken yayın koşulunun açık olduğunu ve koşul sağlanmadığı hâlde sağlanmış izlenimi verildiğini kabul ederek kararında ısrar etmiştir. Unvan verilmesini açık hata kapsamında değerlendiren bu karar, İdari Dava Daireleri Kurulunca oyçokluğuyla onanmıştır.
Dolayısıyla aynı dosyadaki Sekizinci Daire kararını tek başına aktararak, üzerinden altmış gün geçen bütün doçentlik unvanlarının korunacağı söylenemez. Somut uyuşmazlıkta nihai değerlendirme, geri alma işlemini hukuka uygun bulmuştur. Öte yandan bu karar, her asgari koşul tartışmasının açık hata sayılacağı anlamına da gelmez. Kararın başka bir dosyaya uygulanabilmesi için, koşulun açıklığı ve adayın beyanı dâhil belirleyici olguların gerçekten benzer olması gerekir.
Dil belgesine ilişkin geri alma kararında başvuru dönemi
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 26 Haziran 2020 tarihli, E.2020/1086, K.2020/1614 sayılı kararı, 2014 Ekim döneminde kullanılan TOEFL belgesi nedeniyle verilmiş unvanın geri alınmasına ilişkindir. Daire, başvuru sırasında yürürlükte bulunan 15 Ekim 2012 tarihli ÜAK kararını ve daha sonra 2016’da getirilen iki yıllık geçerlik uygulamasını ayırarak idarenin istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Kararın belirleyici yönü, başvuru döneminde belgenin hangi kurala göre kabul edildiği ve açık hata bulunup bulunmadığıdır. Daire, ilk derece kararındaki belgenin süresinin dolmasının yabancı dil bilgisinin kaybı anlamına gelmeyeceği yönündeki gerekçeyi ise karardan çıkarmıştır. Bu nedenle karar, süresi dolmuş her dil belgesinin geçerli olduğu veya dil belgesine dayanılarak unvanın hiçbir zaman geri alınamayacağı biçiminde okunamaz.
Kararda temyiz yolu açık gösterilmiştir; sonraki kanun yolu sonucu doğrulanmadan kesinleştiği söylenemez. Bu örnek ile 2021 tarihli İdari Dava Daireleri Kurulu kararı birlikte değerlendirildiğinde, unvanın kaç yıldır kullanıldığından önce başvuru döneminin açık koşullarının ve adayın beyanının incelenmesi gerektiği görülür.
Etik iddia varsa unvanla bağlantısı gösterilmeli
Bilimsel araştırma ve yayın etiğine ilişkin değerlendirmede hangi eserin hangi davranış nedeniyle tartışıldığı açık olmalıdır. İntihal, haksız yazarlık, verilerin çarpıtılması veya yanlış beyan gibi iddiaların her biri farklı maddi olgulara dayanır. Bir benzerlik oranı, tek başına bütün bu ihlal türlerinin karşılığı olamaz. İnceleme, somut bölümler ve araştırma sürecindeki katkılar üzerinden yapılmalıdır.
Akademisyenin açıklaması da genel bir etik savunmasıyla sınırlı kalmamalıdır. Atıfların nasıl yapıldığı, yayınların tarih sırası, yazar katkıları ve iddiaya konu verilerin kaynağı ilgili belgelere bağlanmalıdır. Başvuruda kullanılan bir yayın tartışılıyorsa, o yayının unvanın kazanılmasına etkisi ayrıca değerlendirilir. Yalnızca puan toplamının başka eserlerle tamamlanabilmesi, ileri sürülen etik iddiayı kendiliğinden ortadan kaldırmaz; buna karşılık unvanın geri alınması için yapılan tespitle işlem arasında hukuki bağ kurulması gerekir.
Etik komisyonundaki değerlendirme, üniversitedeki disiplin soruşturması ve ÜAK tarafından kurulacak unvana ilişkin işlem ayrı karar süreçleri doğurabilir. Birindeki rapor diğerinde delil olarak değerlendirilebilse de, her işlem kendi yetki ve usul koşullarına uygun olmalıdır. Disiplin cezası verilmemiş olması unvanın hiçbir şartta geri alınamayacağını göstermediği gibi, bir disiplin cezası verilmesi de tek başına unvanın otomatik olarak ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Başvuru dönemindeki dosya korunmalı
Geri alma uyuşmazlığında en değerli belgeler çoğu zaman yıllar önce sisteme yüklenen başvuru beyannamesi ve onun ekleridir. Sonradan güncellenmiş bir özgeçmiş, başvuru tarihinde yapılan beyanın yerine geçmez. Başvurunun yapıldığı döneme ait koşullar, yükleme kayıtları, jüri raporları, komisyon kararları ve adaya gönderilen yazılar birlikte temin edilmelidir.
Yayın tarihi tartışılıyorsa kabul tarihi, çevrim içi yayımlanma tarihi, cilt ve sayı tarihi veya kitabın basım tarihi arasındaki farklar açıklanmalıdır. Hangisinin esas alınacağı, o başvuru dönemindeki düzenleme ve ölçütün metnine bağlıdır. Sonraki dönemde getirilen bir ölçüt, geçmiş başvurunun o tarihteki koşulunu kendiliğinden değiştirmez.
İdarenin belgeyi baştan beri bildiği ileri sürülüyorsa, bu bilginin hangi kayıtla ortaya konulduğu gösterilmelidir. Akademisyenin eksikliği açıkça bildirmiş olması ile belgenin dosyada bulunmasına rağmen fark edilmemiş olması aynı şey değildir. Önceki jüri veya komisyon kararlarının varlığı da hangi hususun gerçekten incelendiği belirtilerek değerlendirilmelidir.
Mahkemenin denetleyeceği işlem ve acil etkiler
Geri alma işlemine karşı davada; yetki, işlem sırasındaki usul, dayanak alınan maddi olgu ve hukuki gerekçe denetlenir. Bilimsel uzmanlık gerektiren bir uyuşmazlıkta bilirkişi incelemesi gerekebilir. Böyle bir incelemede sorunun doğru kurulması önemlidir. Bir yayının hangi koşulu karşılayıp karşılamadığının incelenmesi ile adayın bütün akademik yeterliliğinin baştan değerlendirilmesi aynı kapsamı taşımaz. İdari işlemin hukuka uygunluğuna ilişkin nihai değerlendirmeyi mahkeme yapar.
Dava süresi, özel bir hüküm bulunmadıkça, işlemin usulüne uygun yazılı bildirimini izleyen günden itibaren altmış gündür. Elektronik bildirim yapılmışsa, bildirimin hangi düzenlemeye göre tebliğ sayıldığı ve ilgili sistem kaydı belirlenmelidir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi kapsamında süresinde yapılan başvurunun süre üzerindeki etkisi de takvime işlenmelidir. Bilgi ve belge istemek, tek başına geri alma işlemine karşı dava süresini koruyan bir başvuru sayılmamalıdır.
Unvanın geri alınmasına karşı dava açılması işlemi kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması talebinde, hukuka aykırılık iddiasının yanında mevcut kadroya, yürüyen bir atama sürecine veya somut akademik görevlere etkiler belgelenmelidir. İleride yaşanabilecek bütün ihtimalleri sıralamak yerine, hangi işlemin hangi tarihte neyi engellediği gösterilmelidir.
Unvanı korumaya yönelik hukuki çalışma, başvurunun yapıldığı günkü koşulları bugünkü geri alma gerekçesiyle karşılaştırarak ilerler. Adayın o tarihte neyi beyan ettiği, idarenin hangi bilgiyle karar verdiği ve sonradan ortaya çıkan hususun ne olduğu açıkça belirlenmelidir. Yargısal denetimin ağırlık noktası, unvanın üzerinden kaç yıl geçtiği kadar, idarenin yıllar sonra bu unvanı hangi somut hukuki nedenle geri aldığıdır.
Mevzuat ve kararlar
Doçentlik Yönetmeliği (m.6 ve 7); Danıştay İDDK, E.2021/507, K.2021/2138; 2577 sayılı Kanun. Ankara BİM 4. İDD’nin E.2020/1086, K.2020/1614 sayılı kararının kapsamı ayrıca açıklanmıştır.
Yükseköğretim Hukuku