Yükseköğretim hukuku alanında avukatlık ve danışmanlık leventsuayp@gmail.com İletişim
Hakkımızda İletişim
İçeriğe geç
Doçentlik

Doçentlik Başvurularında Asgari Şart, Eser İncelemesi ve Etik Süreç

Bir doçentlik dosyasında üç ayrı hukuki eşik vardır: başvurunun belge ve asgari şartlar yönünden kabulü, eserlerin jüri tarafından bilimsel incelemesi ve varsa etik iddianın ayrı usulle karara bağlanması.

Av. Arb. Şuayp LEVENTYükseköğretim Hukuku
Doçentlik Başvurularında Asgari Şart, Eser İncelemesi ve Etik Süreç

Bir doçentlik dosyasında üç ayrı hukuki eşik vardır: başvurunun belge ve asgari şartlar yönünden kabulü, eserlerin jüri tarafından bilimsel incelemesi ve varsa etik iddianın ayrı usulle karara bağlanması. Aynı yayın bu aşamaların her birinde incelenebilir; fakat sorulan soru ve kararı verecek makam aynı değildir.

Bir eserin puan tablosunda karşılığının bulunması, onun bilimsel bakımdan yeterli sayılmasını zorunlu kılmaz. Eser incelemesi yapan jüri de ilan edilmiş asgari şartlara sonradan yeni bir koşul ekleyemez. Doçentlik uyuşmazlıklarının önemli bir kısmı, asgari şart değerlendirmesiyle bilimsel takdirin veya etik incelemeyle eser değerlendirmesinin birbirine karıştırıldığı dosyalarda ortaya çıkar.

Hangi başvuru döneminin kuralları uygulanır?

Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurul başka tarih belirlemedikçe yılda iki kez, Mart ve Ekim dönemlerinde yapılır. Adayın yayınları ve akademik faaliyetleri, başvurduğu dönemde geçerli bilim alanı, anahtar kelime, tablo ve açıklamalara göre beyan edilmelidir.

Doçentlik Yönetmeliği, bilim ve sanat alanlarındaki güncellemelerin izleyen dönemde; kriter değişikliklerinin ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci başvuru döneminde uygulanacağını düzenlemektedir. Bu ayrım önemlidir. Yeni bir temel alan veya anahtar kelime düzenlemesiyle puanlama kriterindeki değişiklik aynı tarihte sonuç doğurmayabilir.

Bir derginin hangi indekste bulunduğu, yayının hangi kategoride değerlendirileceği, yazar sırasının puana etkisi veya bir faaliyetin belirli alt başlık için yeterli olup olmadığı başvuru dönemine göre kontrol edilmelidir. Daha sonraki bir döneme ait kılavuz, açık bir hukuki dayanak bulunmadan önceki başvurunun aleyhine uygulanamaz. Önceki dönem kuralları da yeni başvuru bakımından kendiliğinden kazanılmış hak oluşturmaz.

Puan hesabı neden tek başına yeterli değildir?

Başvuru öncesinde yalnızca toplam puana bakmak yanıltıcıdır. Doçentlik şartları çoğu bilim alanında hem toplam puan hem de belirli faaliyet gruplarından alınması gereken asgari puanlar üzerine kuruludur. Aday toplamda yüksek bir puana ulaşmış olsa bile zorunlu alt başlıklardan birini karşılamıyorsa asgari şart sorunu doğabilir.

Her çalışma bakımından şu sorular ayrı ayrı cevaplanmalıdır:

  • Çalışma hangi tarihte ve hangi yayın statüsünde tamamlanmıştır?
  • Başvurulan bilim alanı ve anahtar kelimeyle ilişkisi nasıl kurulmaktadır?
  • Derginin veya yayınevinin ilgili tarihteki niteliği nedir?
  • Eser doğru faaliyet başlığı altında mı beyan edilmiştir?
  • Yazar sayısı ve yazar sırası bakımından doğru puan mı hesaplanmıştır?
  • Aynı çalışma birden fazla başlıkta mükerrer kullanılmış mıdır?
  • İstenen doğrulayıcı belge sisteme doğru ve okunabilir biçimde yüklenmiş midir?

Özellikle çevrim içi yayımlanma tarihi ile cilt-sayı tarihi farklı olan makalelerde, indeks kapsamı değişen dergilerde, bölüm yazarlığı ile editörlüğün aynı kitapta birleştiği çalışmalarda ve proje çıktısı yayınlarda sınıflandırma hatası yapılabilmektedir. Uyuşmazlık çıktığında “toplam puanım zaten yeterliydi” demek, yanlış beyan edilen eserin neden doğru kategoride değerlendirilmesi gerektiğini açıklamaz.

Eksik veya hatalı belge ile asgari şart yetersizliği aynı şey değildir

14 Ekim 2025 tarihli değişiklikten sonra Doçentlik Yönetmeliği, öğrenim belgesi, tez, yabancı dil belgesi veya başvuru için gerekli diğer belgelerin eksik ya da hatalı olması ile kılavuzdaki usule aykırı başvuruyu özel olarak düzenlemektedir. Bu tür bir eksiklik, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığınca başvurunun reddine yol açabilir. Bu karar, eserlerin bilimsel yönden yetersiz bulunmasından farklıdır.

Asgari şart incelemesi ise adayın, bilim alanı için önceden belirlenmiş sayı ve nitelikte özgün yayın ve çalışmayı yapıp yapmadığına ilişkindir. Jüri üyelerinden biri adayın asgari şartı sağlamadığı görüşündeyse mesele Doçentlik Komisyonunca incelenir. Komisyon şartın sağlanmadığı sonucuna ulaşırsa başvuruyu iptal edebilir.

Ret, iptal ve eser incelemesinde başarısızlık aynı hukuki sonuç değildir. Yeniden başvuru zamanı, önceki dosyanın yeni jüriye açılacak bölümleri ve giderilmesi gereken eksiklikler karar türüne göre değişir. Bu sebeple tebliğ edilen işlemin adıyla yetinilmemeli; kararın hangi Yönetmelik hükmüne dayandığı görülmelidir.

Aday bütün akademik çalışmalarını bildirmek zorundadır

Güncel Yönetmelik, adayın özgeçmiş ve eserler listesinde bütün akademik çalışmalarını belirtmesini zorunlu kılmaktadır. Bu düzenleme, yalnızca puan verilen eserlerin sisteme girilmesi anlayışını değiştirmiştir.

Bir eserin puan talep edilmeyen bölümde gösterilmesi, o eserin değerlendirme dışında kalacağı anlamına gelmez. Jüri, başvuru dosyasındaki herhangi bir çalışma bakımından etik iddia ileri sürebilir. Çalışmaları gizlemek, eksik bildirmek veya aynı çalışmayı farklı isim ve türlerde göstermek bu bakımdan ciddi risk doğurur.

Daha önce bir bilim veya sanat alanından doçentlik unvanı alan kişinin başka bir alandan yeniden başvurması da ayrıca düzenlenmiştir. İlk unvana esas akademik çalışmaların yeni başvuruda yeniden puanlanması mümkün değildir. Önceki unvan için kullanılmış eserlerin yeni dosyadaki yeri, başvuru yapılmadan önce dikkatle ayrıştırılmalıdır.

Jüri nasıl oluşturulur?

Doçentlik Komisyonu, başvurulan bilim veya sanat alanını dikkate alarak her aday için kural olarak beş asıl ve iki yedek üyeden oluşan bir değerlendirme jürisi kurar. İlgili alanda yeterli öğretim üyesi bulunmaması hâlinde jüri üç asıl ve bir yedek üyeden oluşturulabilir; gerektiğinde en yakın bilim alanından tamamlama yapılır.

Jüri üyeleri profesör unvanlı öğretim üyeleri arasından ve objektif ölçütlere göre belirlenmelidir. “En yakın alan” kavramı, başvuru alanıyla gerçek bir bilimsel bağ bulunmadan kullanılmamalıdır. Özellikle disiplinler arası çalışmalarda jüri üyesinin uzmanlığı bölüm adıyla sınırlandırılmamalı; yayınları ve fiilî çalışma alanı da incelenmelidir.

Jürinin sonucu etkileyebilecek bir çıkar ilişkisi, ciddi husumet veya tarafsızlık sorunu varsa bunun somut olgularla ileri sürülmesi gerekir. Aday ile jüri üyesinin aynı kurumda çalışmış olması ya da bilimsel bir konuda farklı görüş taşıması, tek başına tarafsızlık ihlali sayılmaz. Buna karşılık devam eden kişisel uyuşmazlık, doğrudan rekabet ilişkisi veya dosya dışındaki saikle hareket edildiğini gösteren belirli olaylar ayrıca değerlendirilir.

Güncel düzenlemeye göre jüri bilgileri sonuç açıklandığı tarihte adayın elektronik erişimine açılır ve erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün tebliğ edilmiş sayılır. Dava ve itiraz süreleri bakımından sistemdeki erişim ve bildirim kayıtlarının saklanması bu nedenle önemlidir.

Asgari şartı sağlamak eser incelemesinde başarı garantisi vermez

Doçentlik Yönetmeliği açık biçimde, asgari başvuru şartlarının sağlanmasının eser incelemesinde başarılı sayılmak anlamına gelmediğini belirtmektedir. Asgari şartlar başvuru eşiğidir. Eser incelemesinde ise çalışmaların niteliği, özgünlüğü, bilim alanına katkısı ve adayın alanındaki yetkinliği bir bütün olarak değerlendirilir.

Jüri üyesinin “başarılı” veya “başarısız” sonucuna ulaşması yeterli değildir; ayrıntılı ve gerekçeli rapor hazırlaması gerekir. Adayın bilimsel katkısı yetersiz bulunuyorsa hangi eser veya faaliyet bakımından nasıl bir eksiklik görüldüğü açıklanmalıdır. “Yayınlar doçentlik düzeyinde değildir”, “çalışmalar özgün bulunmamıştır” veya “alana katkı sınırlıdır” şeklindeki sonuç cümleleri, dayanakları gösterilmediğinde denetlenebilir bir bilimsel değerlendirme ortaya koymaz.

Bir çalışmanın yöntem hatası taşıdığı düşünülüyorsa hatanın ne olduğu, bulgular ile sonuç arasında kopukluk varsa bunun hangi eserde görüldüğü, yayınların başvurulan alanla ilgisiz olduğu söyleniyorsa alan bağının neden kurulamadığı raporda yer almalıdır. Jürinin akademik takdir yetkisi vardır; fakat bu yetki raporu gerekçesiz bırakma yetkisi değildir.

Jüri raporları arasındaki çelişki nasıl değerlendirilir?

Bilimsel değerlendirmede farklı görüşlerin ortaya çıkması doğaldır. Beş üyeli jüride en az üç, üç üyeli jüride en az iki üyenin adayı başarılı bulması hâlinde aday başarılı sayılır. Çoğunluk kuralı, her raporun ayrıca hukuka ve dosya gerçeklerine uygun olması gereğini ortadan kaldırmaz.

Bir jüri üyesinin özgün bulduğu çalışmayı diğerinin yetersiz görmesi akademik görüş farkı olabilir. Fakat raporlar aynı eserin yazarı, yayın tarihi, dergi türü veya içeriği hakkında birbirine aykırı maddi bilgiler içeriyorsa mesele takdir farklılığını aşar. Nihai sonuca etkili maddi hataların Doçentlik Komisyonunca incelenmesi gerekir.

Raporlardan birinde başka adaya ait eserlerin değerlendirilmesi, başvurulmayan anahtar kelime üzerinden inceleme yapılması veya güncel olmayan dosyanın esas alınması da bilimsel takdirle açıklanamaz. Çoğunluğun oluşmuş olması bu tür hataları kendiliğinden iyileştirmez.

Başarısız sayılan aday, jüri tarafından eksik görülen eser ve faaliyetleri tamamlamak kaydıyla, başvuru dönemi esas alınarak en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabilir. Önceki başarısızlığa esas bilgi, belge ve anonimleştirilmiş raporlar yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılabildiğinden, bekleme süresinin dolması yetmez; raporlarda gösterilen eksikliklerin yeni dosyada nasıl giderildiği de ortaya konulmalıdır.

Etik iddia eser incelemesinden ayrı yürütülür

Eser incelemesi yapan jüri üyesi, dosyadaki bir çalışmada bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık görürse iddiasını gerekçeli raporla ve ilgili eserlerle birlikte Üniversitelerarası Kurula bildirir. Dosya, gerekli ön değerlendirmeden sonra ilgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonuna gönderilir; etik iddia hakkında karar verilinceye kadar doçentlik değerlendirmesi durur.

Jüri üyesinin bildirimde bulunması, adayın etik ihlal yaptığına karar verildiği anlamına gelmez. İddianın hangi eser, bölüm, veri veya yayın ilişkisine dayandığı belirli olmalıdır. Savunma isteminde soyut biçimde “etik ihlal şüphesi” denilmesiyle yetinilemez; isnadın türü ve maddi dayanakları anlaşılmalıdır.

İntihal, sahtecilik, çarpıtma, tekrar yayım, dilimleme, haksız yazarlık ve yanlış veya yanıltıcı beyan farklı fiillerdir. Bir fiilin hangi etik ihlal türüne girdiği, savunmanın kapsamını ve kararın sonucunu değiştirir. Savunma bir fiil üzerinden alınıp karar başka bir etik ihlal türüne dayandırılacaksa, adayın yeni nitelendirmeye cevap verebilmesine imkân tanınmalıdır.

Benzerlik oranı intihal kararı değildir

Benzerlik programları, metinler arasındaki ortak ifadeleri gösterir; bilimsel etik ihlal konusunda nihai karar vermez. Oranın yüksek veya düşük olması tek başına intihalin varlığını ya da yokluğunu kanıtlamaz.

Değerlendirmede;

  • benzerliğin hangi kaynaktan geldiği,
  • kaynak gösteriminin yapılıp yapılmadığı,
  • ortak kısmın yöntem, mevzuat, ölçek veya teknik ifade niteliğinde olup olmadığı,
  • adayın önceki çalışmasıyla ilişkinin açıklanıp açıklanmadığı,
  • benzerliğin çalışmanın özgün katkısını etkileyip etkilemediği,
  • ilgili bilim alanındaki zorunlu anlatım biçimleri

birlikte ele alınmalıdır.

Örneğin mevzuat maddelerinin, standart laboratuvar yöntemlerinin veya ölçek sorularının aynen görünmesiyle başka bir araştırmacının düşünsel katkısının kaynak gösterilmeden sahiplenilmesi aynı şekilde değerlendirilemez. Tersine, benzerlik oranının düşük çıkması da verinin uydurulması, görselin manipüle edilmesi veya haksız yazarlık gibi başka etik ihlalleri dışlamaz.

Etik incelemenin sonucu doçentlik dosyasını nasıl etkiler?

Etik iddianın doğru olmadığına karar verilirse doçentlik süreci kaldığı yerden devam eder. Bu durumda etik iddiayı ileri süren jüri üyesinin görevi sona erdirilir.

Etik ihlal tespit edilirse adayın başvurusu iptal edilir ve başvuru dönemi esas alınarak en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvuru yapılabilir. Etik ihlale konu yayınların sonraki başvuruda nasıl gösterileceği ve kullanılıp kullanılamayacağı güncel Yönetmelik hükümlerine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Özellikle lisansüstü tezde intihal veya sahtecilik nedeniyle başvurusu iptal edilen adayın aynı tezi kullanarak tekrar başvurması yasaklanmıştır.

Etik kararın etkisi mevcut doçentlik başvurusuyla sınırlı kalmayabilir. Karar, disiplin ve diğer idari işlemler için adayın kurumuna ve gerekli görülen hâllerde YÖK’e bildirilebilir. Etik savunma, bir başvuru dönemini kurtarmaya dönük kısa bir açıklama olarak görülmemelidir. İddia edilen fiilin kaynağı, yayın süreci, yazar katkıları ve varsa düzeltme kayıtları belgeleriyle ortaya konulmalıdır.

Doçentlik kararının yargısal denetimi

Asgari şart yetersizliği, eser incelemesinde başarısızlık ve etik ihlal kararları kesin ve icrai nitelikteyse idari yargıda dava konusu edilebilir. Dava süresi, kararın elektronik ortamda erişime açılması ve tebliğ edilmiş sayılmasına ilişkin özel kurallar gözetilerek hesaplanmalıdır.

İdare mahkemesi adayın yayınlarını baştan değerlendirerek doğrudan doçentlik unvanı vermez. Mahkeme;

  • doğru başvuru döneminin kriterlerinin uygulanıp uygulanmadığını,
  • eserin doğru kategori ve bilim alanında değerlendirilip değerlendirilmediğini,
  • jürinin usulüne uygun oluşturulup oluşturulmadığını,
  • raporların maddi hata, açık çelişki veya gerekçe eksikliği taşıyıp taşımadığını,
  • etik isnadın somutlaştırılıp somutlaştırılmadığını,
  • adayın savunmasının temel iddialarına cevap verilip verilmediğini,
  • nihai kararın dosyadaki bilimsel görüşlerle bağlantısını

denetler.

Teknik uyuşmazlıklarda bilirkişi incelemesi yapılabilir. Bilirkişinin başvuru alanına gerçekten yakın uzmanlığa sahip olması ve raporun dava konusu sorunu cevaplaması gerekir. Jüri raporlarını özetlemek veya “çoğunluk başarısız bulmuştur” demek, mahkemenin çözmesi gereken maddi ve hukuki itirazları karşılamaz.

Bir doçentlik dosyası hazırlanırken her eserin puanını göstermek gerekir; fakat uyuşmazlık çıktığında yalnızca puan cetveli üzerinden savunma yapmak çoğu kez yeterli olmaz. Belgenin niteliği, başvuru dönemi, bilim alanı, jüri raporları ve varsa etik dosyası kendi hukuki rejimi içinde incelenmelidir. Dosyanın gerçek sorunu hangi aşamadaysa itiraz da o aşamaya yönelmelidir.

Doçentlik avukatının görevi jüri yerine bilimsel kanaat kurmak değildir. Başvuru dönemi kurallarını, jüri oluşumunu, raporların gerekçesini, etik isnadı ve savunma sürecini hukuken denetlenebilir hâle getirir. ÜAK ile YÖK işlemlerinin birbirinden ayrılması, doğru işleme karşı doğru süre içinde başvuru yapılması bakımından belirleyicidir.

Yargı kararlarında puan hesabı ve eser niteliği

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 14 Mayıs 2025 tarihli, E.2025/1679, K.2025/1935 sayılı kararında, muhasebe alanındaki başvuruda alan dışı kabul edilen eserler çıkarıldığında kalan 120,98 puanın asgari 100 puanı karşıladığı değerlendirilmiş; ret işlemini iptal eden karara karşı idarenin istinaf başvurusu reddedilmiştir. Uyuşmazlığın çözümünde her eserin bilim alanıyla ilişkisi ve kalan puanın doğru hesabı belirleyici olmuştur.

Aynı Dairenin 14 Mayıs 2025 tarihli, E.2025/1976, K.2025/1936 sayılı kararında ise uluslararası iktisat alanında beyan edilen 109 puandan, alan dışında kalan dört esere ait 16 puan çıkarılınca 93 puan kaldığı saptanmıştır. Asgari şart yetersizliğine ilişkin işlemin hukuka uygun bulunduğu ilk derece kararı korunmuştur. Bu iki karar, yalnızca adayın beyan ettiği toplamın değil, başvuru alanına uygun eserlerden elde edilen puanın esas olduğunu göstermektedir.

14 Mayıs 2025 tarihli, E.2025/1946, K.2025/1942 sayılı karar ise kardiyoloji alanında eser incelemesinde başarısızlıkla ilgilidir. Adayın 129 puanla başvurduğu yönündeki iddiasına rağmen, eserlerin nitelik ve niceliğine ilişkin uzman incelemesi doğrultusunda ret kararı korunmuştur. Buradaki 129 puan, kararda aktarılan aday iddiasıdır; mahkemenin doğruladığı toplam puan gibi sunulmamalıdır. Asgari puanı sağlamak ile eser incelemesinde bilimsel olarak yeterli bulunmak farklı aşamalardır.

Bu üç istinaf kararı, karar metinlerinde kesin olarak verilmiştir. Kararlar farklı bilim alanlarına ve farklı başvuru dosyalarına ilişkindir; tek bir eser türü veya puan hesabı hakkında bütün alanlara uygulanacak sonuç üretmez.

Verilmiş unvanın sonradan kaldırılması ise ayrı bir işlemdir. Başvuru dönemi koşulları ve açık hata ayrımı için Doçentlik Unvanının Geri Alınması ve Yargısal Denetim yazısı incelenebilir.

Av. Arb. Şuayp LEVENT
Yükseköğretim Hukuku
www.levent.av.tr

Tüm makaleler