Yükseköğretim hukuku alanında avukatlık ve danışmanlık leventsuayp@gmail.com İletişim
Hakkımızda İletişim
İçeriğe geç
YÜKSEKÖĞRETİM HUKUKU · İDARİ BAŞVURULAR

Üniversiteye Verilen Dilekçeye Cevap Gelmezse Ne Yapılmalı?

Üniversiteye verilen dilekçenin cevapsız kalması: zımni ret, dava süreleri, bilgi edinme, CİMER başvuruları ve hak kaybını önlemek için izlenecek yollar.

Av. Arb. Şuayp LEVENT · 25 Eylül 2026
Üniversiteye verilen dilekçeye cevap gelmezse ne yapılmalı — dilekçesiyle üniversitenin başvuru bankosunda bekleyen kişi

Üni­ver­si­teye verilen bir dilek­çe­nin cevapsız kalması, çoğu zaman yalnızca bir yazışma sorunu değildir. Ders kaydı yapı­la­ma­yan bir öğrenci için dönem kaybı, görev­len­dirme bekleyen bir aka­de­mis­yen için araş­tırma imkânının kaçı­rıl­ması, özlük hakkı talep eden bir personel için ise parasal kaybın devam etmesi anlamına gele­bi­lir. Baş­vu­ru­nun hangi birimde olduğu bilinse bile ne zaman sonuç­la­na­cağı açık­lan­ma­ya­bi­lir. Tele­fonla verilen “işlem devam ediyor” bilgisi de kişinin önündeki hukuki yolu her zaman net­leş­tir­mez.

Üni­ver­si­te­nin cevap ver­me­mesi, baş­vu­ru­cu­nun süresiz olarak bek­le­mesi gerek­tiği anlamına gelmez. Ancak her cevapsız dilekçe için aynı yol izlenmez. İlk kez bir işlem yapıl­ma­sını istemek, daha önce verilmiş bir karara itiraz etmek ve mevcut bir belgenin örneğini talep etmek farklı kural­lara tabidir. Dava süre­si­nin doğru hesap­la­na­bil­mesi için önce bu ayrım yapıl­ma­lı­dır.

1. İlk soru: Dilekçeyle üniversiteden ne istendi?

Bir baş­vu­ru­nun hukuki nite­li­ğini, baş­lı­ğın­dan çok içeriği ve ula­şıl­mak istenen sonuç belirler. “Bilgi edinme”, “itiraz”, “mağ­du­ri­ye­ti­min gide­ril­mesi” veya “gere­ği­nin yapıl­ması” ifa­de­le­rin­den birinin kul­la­nıl­ması, tek başına uygu­la­na­cak süreyi gös­ter­mez.

Örneğin öğrenci, henüz hakkında karar veril­me­miş bir ders mua­fi­yeti tale­binde bulu­nu­yorsa üni­ver­si­te­den yeni bir işlem yap­ma­sını iste­mek­te­dir. Muafiyet talebi red­de­dil­dik­ten sonra aynı kararın kal­dı­rıl­ma­sını isti­yorsa mevcut bir işleme karşı idari başvuru söz konu­su­dur. Muafiyet kara­rı­nın ve dayanak alınan değer­len­dirme bel­ge­si­nin örneğini isti­yorsa bu kez bilgi ve belgeye erişim talebi gündeme gelir.

Bu üç talep aynı olayla ilgili olabilir; buna rağmen süreleri ve başvuru yolları aynı değildir. Belge örne­ği­nin bek­len­mesi, mua­fi­ye­tin reddine karşı açılacak davanın süresini ken­di­li­ğin­den dur­dur­maz. Bel­ge­le­rin gelmemiş olması ile dava açma hakkının korun­ması ayrı ayrı ele alın­ma­lı­dır.

Başvurunun amacıEsas olarak incelenecek düzenlemeCevapsızlığın önemi
İlk kez, dava konusu ola­bi­le­cek bir işlem veya eylem yapıl­ma­sını istemekİYUK m. 10Kanun­daki koşul­larla zımni ret ve buna karşı dava yolu doğa­bi­lir.
Verilmiş bir işlemin kal­dı­rıl­ma­sını, geri alın­ma­sını, değiş­ti­ril­me­sini veya yerine yeni işlem yapıl­ma­sını istemekİYUK m. 11Süre­sinde ve uygun makama başvuru, işle­mekte olan dava süresini dur­du­ra­bi­lir.
Mevcut veya kurumda bulun­ması gereken bilgi ve bel­ge­lere erişmek4982 sayılı KanunBilgiye erişime özgü cevap, itiraz ve dava yolları değer­len­di­ri­lir.

Aynı dilek­çede birden fazla talep varsa her talebin hukuki etkisi ayrıca ince­len­me­li­dir. Genel bir şikâyet veya bir başka kişinin duru­mu­nun araş­tı­rıl­ması talebi de her zaman baş­vu­ru­cuya iptal davası açma imkânı veren kişisel bir işlem talebi sayılmaz.

2. Üniversitenin dilekçeye cevap verme yükümlülüğü

Dilekçe hakkı anayasal güvence altın­da­dır. Dilekçe Hakkının Kul­la­nıl­ma­sına Dair Kanun uyarınca, yetkili makam­lara yapılan baş­vu­ru­la­rın sonucu veya yürü­tü­len işlemin hangi aşamada olduğu hakkında baş­vu­ru­cuya en geç otuz gün içinde gerek­çeli cevap veril­mesi gerekir. Yalnızca işlemin devam ettiği bil­di­ril­mişse sonuç da daha sonra ayrıca bil­di­ril­me­li­dir.

Bu yüküm­lü­lük, üni­ver­si­te­nin her talebi kabul etmek zorunda olduğu anlamına gelmez. Üni­ver­site, hukuken kar­şı­la­na­ma­ya­cak bir talebi red­de­de­bi­lir; fakat ret sebe­bi­nin ve yapılan değer­len­dir­me­nin anla­şı­la­bi­lir olması gerekir. Baş­vu­ru­cu­nun ne iste­di­ğine değin­me­yen, hangi işlemin yürü­tül­dü­ğünü açık­la­ma­yan veya yalnızca başka bir birime yön­len­di­ren bir metnin yeter­li­liği somut olayın özel­lik­le­rine göre değer­len­di­ri­lir.

Öte yandan bütün üni­ver­site işlem­le­ri­nin otuz gün içinde tamam­la­na­bi­le­ceği de söy­le­ne­mez. Kurul değer­len­dir­mesi, bilimsel inceleme veya özel bir takvim gerek­ti­ren süreçler bulu­na­bi­lir. Cevap verme yüküm­lü­lüğü, işlemin esasını sonuç­lan­dırma süresi ve dava açma süresi bir­bi­rin­den farklı konu­lar­dır. Birinin ihlali, diğer­leri hakkında otomatik bir sonuç doğurmaz.

3. İlk kez yapılan işlem talebine cevap verilmezse: Zımni ret

İdari Yar­gı­lama Usulü Kanunu’nun 10. maddesi, ilgi­li­le­rin hak­la­rında idari davaya konu ola­bi­le­cek bir işlem veya eylemin yapıl­ması için idareye baş­vur­ma­sına imkân verir. Bu kap­sam­daki baş­vu­ruya otuz gün içinde cevap veril­mezse istek red­de­dil­miş sayılır. Uygu­la­mada buna zımni ret denir.

Zımni ret, üni­ver­si­te­nin ger­çek­ten bir kurul kararı aldığı veya talebi gerek­çeli biçimde ince­le­diği anlamına gelmez. İdarenin sessiz kal­ma­sı­nın mah­ke­meye başvuru imkânını belirsiz bir tarihe erte­le­me­mesi için öngö­rül­müş bir hukuki sonuçtur. Baş­vu­rucu, kanuni bekleme süre­si­nin ardından bu ret işlemine karşı dava yolunu değer­len­di­re­bi­lir.

Genel dava açma süre­si­nin uygu­lan­dığı bir idare mah­ke­mesi uyuş­maz­lı­ğında, otuz günlük cevap­sız­lık süresi bit­tik­ten sonra altmış günlük dava süresi söz konusu olur. Ancak bu hesap, baş­vu­ru­nun ger­çek­ten 10. madde kap­sa­mında olması ve uyuş­maz­lığa özgü başka bir süre bulun­ma­ması koşuluna bağlıdır. “Her dilek­çe­den sonra otuz gün beklenir, ardından mutlaka altmış gün vardır” şeklinde genel bir kabul doğru değildir.

Üni­ver­site talebi otuz gün dolmadan açıkça red­de­derse sırf otuz günü tamam­la­mak için bek­len­mez. Açık ret işle­mi­nin bil­di­ril­mesi, dava süresi bakı­mın­dan ayrıca dikkate alınır. Baş­vu­ru­nun cevapsız kalması talebin kabul edildiği anlamına da gelmez; özel bir düzen­le­mede aksi öngö­rül­me­dikçe ses­siz­lik­ten olumlu karar çıka­rı­la­maz.

4. Öğrenci ve personel başvurularında bu ayrım nasıl görünür?

Bir lisan­süstü öğren­ci­si­nin, ilgili düzen­le­meye daya­na­rak danışman deği­şik­liği yapıl­ma­sını iste­di­ğini düşü­ne­lim. Bu konuda daha önce bir karar veril­me­mişse baş­vu­ru­nun yeni işlem talebi olarak ince­len­mesi müm­kün­dür. Üni­ver­site sessiz kal­dı­ğında, öğren­ci­nin durumuna uygu­la­na­cak özel kurallar ile 10. madde birlikte değer­len­di­ri­lir. Bununla birlikte zımni ret oluşması, danışman deği­şik­liği tale­bi­nin mutlaka haklı olduğu anlamına gelmez; talebin daya­nak­ları da ortaya konul­ma­lı­dır.

Bir aka­de­mis­ye­nin yurt dışın­daki araş­tır­maya katıl­mak üzere görev­len­dirme tale­binde bulun­ması da ben­zer bir ince­le­meyi gerek­ti­re­bi­lir. Burada baş­vu­ru­nun tarihi kadar araş­tır­ma­nın baş­lan­gıcı, davet yazısı, finans­man koşul­ları ve görev­len­dir­meye yet­kili makam önem taşır. İşlem yapıl­ma­ma­sı­nın doğu­ra­cağı kayıp, yal­nızca “cevap veril­medi” deni­le­rek değil, tak­vim ve bel­ge­lerle açık­lan­ma­lı­dır.

Bir per­so­ne­lin belirli bir özlük hak­kı­nın tanın­ma­sını veya buna bağlı öde­me­nin yapıl­ma­sını ilk kez iste­mesi ile daha önce teb­liğ edil­miş bir ret kara­rına iti­raz etmesi ise aynı değil­dir. İlk durumda 10. madde; ikinci durumda, şart­ları varsa 11. madde ön plana çıkar. Tek­rar­la­nan öde­me­ler, geç­miş dönem ala­cak­ları ve yeni doğan hak­lar ayrıca değer­len­di­ri­lir. Yeni dilekçe veril­mesi, bütün geç­miş dönem­le­rin dava süre­sini ken­di­li­ğin­den yeni­den baş­lat­maz.

5. “İnceleme devam ediyor” cevabı gelirse ne olur?

İYUK’un 10. maddesi, ilk otuz gün içinde verilen cevabın kesin olmaması ihti­ma­lini ayrıca düzenler. Talep hakkında nihai karar içer­me­yen bir cevap alan kişi, bunu talebin reddi sayarak dava açmayı veya kesin cevabı bek­le­meyi tercih edebilir. Kesin cevabın bek­len­diği bu dönemde dava açma süresi işlemez; ancak bekleme sınırsız değildir.

Kanun­daki azami bekleme süresi, başvuru tari­hin­den itibaren dört aydır. Bu süre, ara cevabın geldiği tarihten itibaren dört ay olarak hesap­lan­maz. Otuz güne ayrıca dört ay eklen­mesi veya dört ayın otomatik biçimde yüz yirmi gün sayıl­ması da doğru değildir. Üni­ver­si­te­nin sonraki yazı­la­rında yeniden “inceleme sürüyor” demesi, aynı başvuru için bu azami süreyi sürekli yeni­le­mez.

Burada yazının içeriği belir­le­yi­ci­dir. “Evra­kı­nız alın­mış­tır” şek­lin­deki otomatik kayıt bil­di­ri­mi­nin, telefon görüş­me­si­nin veya dilek­çe­nin başka birime gön­de­ril­diği bil­gi­si­nin her durumda kanunun aradığı kesin olmayan cevap sayı­la­cağı var­sa­yıl­ma­ma­lı­dır. Baş­vu­ru­cuya hangi konuda, hangi makam tara­fın­dan ve hangi tarihte cevap veril­diği ince­len­me­li­dir.

Ayrıca hiç cevap veril­me­mesi ile süre­sinde kesin olmayan cevap veril­mesi aynı durum değildir. Sessiz kalan her baş­vu­ruda dört ay bekleme hakkı bulun­duğu düşü­nül­me­me­li­dir. Bu düzen­leme, mevcut bir işlemin değiş­ti­ril­mesi için yapılan 11. madde baş­vu­ru­la­rına da ken­di­li­ğin­den taşı­na­maz.

6. Üniversite geç cevap verirse dava hakkı yeniden doğar mı?

Geç gelen cevabın etkisi, ilk baş­vu­ru­nun nite­li­ğine bağlıdır. İYUK’un 10. mad­de­sinde, dava açıl­ma­ması veya davanın süreden red­de­dil­mesi hâllerinde, otuz günlük süreden sonra yetkili makamca cevap veri­lirse cevabın teb­li­ğin­den itibaren altmış gün içinde dava açı­la­bil­me­sine ilişkin özel bir düzen­leme bulun­mak­ta­dır.

Dola­yı­sıyla ilk kez yapılan işlem talebine sonradan verilen cevap, kanun­daki şartlar ger­çek­leş­ti­ğinde yeni bir dava süresi bakı­mın­dan önem taşı­ya­bi­lir. Ancak bunun anlamı, her hatır­latma yazı­sı­nın, her bil­gi­len­dirme mesa­jı­nın veya daha önceki bir kararı tekrar eden her cevabın bütün süreleri yeni­le­mesi değildir. Cevabın hangi baş­vu­ruyu kar­şı­la­dığı ve hukuken nasıl bir işlem içerdiği belir­len­me­li­dir.

Özel­likle mevcut bir ret kararına yapılan itiraz, 10. madde baş­vu­ru­suy­muş gibi değer­len­di­ril­me­me­li­dir. 11. madde kap­sa­mın­daki baş­vu­ru­lar için aynı kapsamda genel bir geç cevapla süre yeni­len­mesi kuralı yoktur. Sonraki yazının yeni bir hukuki durum oluş­tu­ran işlem mi, yoksa önceki işlemi bildiren veya tekrar eden bir yazı mı olduğu ayrıca ince­le­nir. Bu nedenle geç cevap ihti­ma­line güve­ni­le­rek süresi içinde açı­la­bi­le­cek bir davanın erte­len­mesi uygun değildir.

7. Mevcut bir karara itiraz edildiğinde: Kalan süreye dikkat

İYUK’un 11. maddesi, verilmiş bir idari işlemin kal­dı­rıl­ması, geri alınması, değiş­ti­ril­mesi veya yerine yeni işlem yapıl­ması için dava açma süresi içinde üst makama, üst makam yoksa işlemi yapan makama baş­vu­rul­ma­sını düzenler. Şart­la­rına uygun başvuru, işlemeye başlamış dava süresini durdurur.

Baş­vu­ruya otuz gün içinde cevap veril­mezse istek red­de­dil­miş sayılır. İstek açıkça red­de­dil­di­ğinde veya bu şekilde red­de­dil­miş sayıl­dı­ğında dava süresi yeniden işlemeye başlar. Fakat baş­vu­ru­dan önce geçmiş günler hesaba katılır. Baş­vu­ru­nun etkisi süreyi sıfır­la­mak değil, kalan süreyi koru­mak­tır.

Örneğin genel altmış günlük dava süre­si­nin uygu­lan­dığı bir olayda, sürenin yirmi günü geç­tik­ten sonra uygun bir 11. madde baş­vu­rusu yapıl­mışsa, baş­vu­ru­nun red­din­den sonra kural olarak kalan kırk günlük süre söz konusu olur. Yeni bir altmış günlük süre başlamaz. Bu örnek, gün hesa­bı­nın man­tı­ğını gösterir; gerçek dosyada tebliğ, başvuru, cevap ve tatil günleri ayrıca hesap­lan­ma­lı­dır.

Baş­vu­ru­nun doğru makama yapıl­ması da önem­li­dir. İdari teş­ki­lat­taki her denetim ilişkisi, 11. madde anla­mında hiye­rar­şik üst makam ilişkisi değildir. Her üni­ver­site kara­rı­nın YÖK’e gön­de­ril­mesi veya çok sayıda makama aynı dilek­çe­nin ile­til­mesi, süreyi mutlaka durdurur deni­le­mez. Baş­vu­ru­nun yapıl­dığı tarihte asıl dava süresi zaten dolmuşsa dilekçe veril­mesi de kural olarak kay­be­dil­miş süreyi geri getirmez.

8. Süre hesabında en sık yapılan hatalar

İlk hata, takvim günü ile iş gününü karış­tır­mak­tır. İYUK’un 10 ve 11. mad­de­le­rin­deki otuz günlük süreler iş günü değildir. Hafta sonları ve tatil günleri kural olarak süreye dahildir. Bilgi edinme mev­zu­a­tın­daki bazı süreler ise açıkça iş günü olarak düzen­len­miş­tir.

İkinci hata, baş­lan­gıç gününü yanlış seç­mek­tir. Yar­gı­lama huku­kunda süreler, ilgili tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Baş­vu­ru­nun idareye ulaştığı tarih, ret ceva­bı­nın bil­di­rimi ve elekt­ro­nik teb­li­gata ilişkin özel kurallar ayrı ayrı belir­len­me­li­dir. Bir evrakın hazır­lan­dığı tarih ile üni­ver­site kayıt­la­rına girdiği tarih aynı olma­ya­bi­lir.

Üçüncü hata, son günün tatile rast­la­ma­sını veya özel usulleri gözden kaçır­mak­tır. İYUK kap­sa­mın­daki süre­lerde son günün tatil olması hâlinde izleyen çalışma günü kuralı dikkate alınır. Çalış­maya ara verme dönemine ilişkin kural­la­rın da kapsamı vardır; bunlar her idari başvuru süresini ken­di­li­ğin­den uzatan genel bir imkân gibi uygu­lan­ma­ma­lı­dır.

Dördüncü hata, resmî bir kâğıt ulaş­ma­dığı için hiçbir sürenin baş­la­ma­ya­ca­ğını düşün­mek­tir. Üni­ver­si­te­nin elekt­ro­nik sistemi, usulüne uygun elekt­ro­nik bildirim, ilan veya işlemin öğre­nil­mesi, uyuş­maz­lı­ğın nite­li­ğine göre önem taşı­ya­bi­lir. “Bana posta gelmedi, bu nedenle bek­le­ye­bi­li­rim” düşün­ce­siyle hareket edil­me­me­li­dir. Bil­di­ri­min hukuki geçer­li­liği ve süreye etkisi dosya üze­rin­den ince­len­me­li­dir.

9. Bilgi veya belge istenmişse farklı kurallar uygulanır

Üni­ver­si­te­den mevcut bir kurul kara­rı­nın, değer­len­dirme tuta­na­ğı­nın veya kişiyi ilgi­len­di­ren işlemin daya­nak­la­rı­nın isten­mesi bilgi edinme baş­vu­rusu niteliği taşı­ya­bi­lir. Bu yolun temel konusu, kurumun elinde bulunan ya da görevi gereği bulun­ması gereken bilgi ve bel­ge­lere eri­şim­dir. Üni­ver­si­te­den yeni bir hukuki görüş hazır­la­ma­sını, özel bir araş­tırma yap­ma­sını veya talep edilen atamayı ger­çek­leş­tir­me­sini istemek aynı şey değildir.

4982 sayılı Kanun uyarınca bilgi veya belgeye erişim, kural olarak on beş iş günü içinde sağlanır. Başka bir birimden temin, başka kurumun görü­şü­nün alınması veya baş­vu­ru­nun birden fazla kurumu ilgi­len­dir­mesi gibi kanunda sayılan durum­larda süre otuz iş gününe uza­ya­bi­lir. Uzatma ve gerek­çesi, ilk on beş iş günlük süre dolmadan baş­vu­ru­cuya bil­di­ril­me­li­dir.

Bilgi edinme hakkı bütün bel­ge­le­rin istis­na­sız ve tüm içe­ri­ğiyle pay­la­şı­la­cağı anlamına gelmez. Kişisel veriler, özel hayat ve kanunda korunan diğer men­fa­at­ler bakı­mın­dan sınır­la­ma­lar gündeme gele­bi­lir. Bununla birlikte bir belgenin yalnızca bir bölü­mü­nün kapsam dışında kalması, ayrı­la­bi­lir diğer bölüm­le­rin de otomatik olarak sak­lan­ma­sını gerek­tir­mez. İlgili kısım­la­rın ayrıl­ması veya gerekli bil­gi­le­rin kapa­tıl­ması değer­len­di­ril­me­li­dir.

Örneğin bir akademik değer­len­dir­mede kişinin kendi sonucuna ilişkin gerek­çeyi ve dayanak bel­ge­leri istemesi ile diğer aday­la­rın bütün kişisel dos­ya­la­rını istemesi aynı kapsamda ele alınamaz. Belgeyi istemek, belgeye daya­nı­la­rak tesis edilmiş asıl işleme karşı dava süresini tek başına dur­dur­maz.

10. Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna ne zaman başvurulabilir?

Bilgi edinme talebi red­de­di­len kişi, kanun­daki koşul­larla ret kara­rı­nın bil­di­ril­me­sin­den itibaren on beş gün içinde Bilgi Edinme Değer­len­dirme Kuruluna itiraz edebilir. Bu süre, bilgiye erişim için öngö­rü­len on beş iş günlük cevap süre­siyle karış­tı­rıl­ma­ma­lı­dır. Kurula itiraz, bilgi edinme uyuş­maz­lı­ğına ilişkin idari yargıya başvuru süresini durdurur; öğren­ci­lik veya personel işlemine ilişkin farklı bir dava süresini ken­di­li­ğin­den korumaz.

Hiç cevap veril­me­yen baş­vu­ru­larda da süre hesabına özel­likle dikkat edil­me­li­dir. Kurulun resmî başvuru açık­la­ma­ları ve yayım­la­dığı uygulama örnek­leri, cevap­sız­lı­ğın İYUK’un 10. mad­de­sin­deki otuz günlük süreyle birlikte ele alın­dı­ğını, ardından Kurula itiraz için on beş günlük sürenin dikkate alın­dı­ğını gös­ter­mek­te­dir. Bu nedenle on beş iş günlük cevap süre­si­nin dolması, her durumda aynı anda Kurula itiraz süre­si­nin baş­la­dığı şeklinde yorum­lan­ma­ma­lı­dır. Kanuna uygun bir süre uzatımı bil­di­ril­mişse bunun etkisi de ayrıca ince­len­me­li­dir.

Kurulun yayım­la­dığı üni­ver­site baş­vu­ru­ları arasında, otuz günlük süre dolmadan yapılan itirazın erken bulun­ması nede­niyle ince­len­me­diği örnekler vardır. Bunun tersine, cevap­sız­lık son­ra­sın­daki itiraz süre­si­nin geçi­ril­mesi de baş­vu­ru­nun usulden reddine neden ola­bil­mek­te­dir. Burada yalnızca başvuru yapmış olmak değil, baş­vu­ru­nun hangi aşamada yapıl­dığı önem­li­dir.

Kurulun bilgiye erişim yönünden verdiği karar, üni­ver­si­te­nin asıl akademik veya idari işlemini ken­di­li­ğin­den ortadan kal­dır­maz. Örneğin bir karar örneğine erişim sağ­lan­ması, o kararla red­de­dil­miş bir talebin kabul edildiği anlamına gelmez.

11. CİMER’e veya YÖK’e başvurmak yeterli olur mu?

CİMER, baş­vu­ru­nun ilgili idareye ulaş­tı­rıl­ması, cevap­sız­lı­ğın bil­di­ril­mesi ve sürecin izlen­mesi bakı­mın­dan kul­la­nı­la­bi­lir. Ancak CİMER’e yazıl­ması, bütün dava süre­le­rini ken­di­li­ğin­den durduran ayrı bir kanun yolu değildir. Baş­vu­ru­nun içeriği, hangi yetkili makama ulaştığı, tarihi ve ilgili mev­zu­at­taki koşul­ları kar­şı­la­yıp kar­şı­la­ma­dığı değer­len­di­ri­lir.

Bir CİMER baş­vu­rusu, içeriği ve diğer şartları iti­ba­rıyla İYUK’un 10 veya 11. maddesi kap­sa­mında önem taşı­ya­bi­lir. Buna karşılık yalnızca “üni­ver­site dilek­çeme cevap vermiyor” denilen genel bir şikâyetin, daha önce tebliğ edilmiş bir işlemin iptali için devam eden süreyi mutlaka koruduğu söy­le­ne­mez. Baş­vu­ru­nun sistemde “işlemde” görün­mesi de mah­ke­meye başvuru için süresiz bekleme imkânı vermez.

YÖK’e yapı­la­cak baş­vu­ru­larda da benzer dikkat gerekir. Üni­ver­si­te­nin ve işlemi yapan organın statüsü, işlemin konusu ve özel düzen­le­me­ler ince­len­me­li­dir. YÖK’ün yük­se­köğ­re­tim ala­nın­daki yet­ki­le­rin­den hare­ketle, her üni­ver­site işlemi için otomatik biçimde 11. madde anla­mında üst makam olduğu kabul edil­me­me­li­dir.

Başka bir makama baş­vu­ru­la­caksa dilek­çe­nin hangi hukuki amaçla veril­diği açık olma­lı­dır: İşlemin kal­dı­rıl­ması mı isten­mek­te­dir, bilgi mi talep edil­mek­te­dir, yoksa cevap veril­me­mesi mi şikâyet edil­mek­te­dir? Aynı olay için farklı yolların kul­la­nıl­ması müm­kün­dür; fakat her yolun süre etkisi ayrı takip edil­me­li­dir.

12. Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru bir seçenek midir?

Kamu Denet­çi­liği Kurumu, görev alanına giren üni­ver­site işlem­leri ve idari dav­ra­nış­lar bakı­mın­dan başvuru yapı­la­bi­le­cek yol­lar­dan biridir. Başvuru önce­sin­deki idari yolların kul­la­nıl­ması ve Kurumun kendi kabul koşul­ları ince­len­me­li­dir. Bu yol, mahkeme kara­rıyla işlemin ipta­liyle aynı sonucu doğuran bir yar­gı­lama yolu değildir; Kurumun tavsiye ve diğer karar­la­rı­nın niteliği fark­lı­dır.

6328 sayılı Kanun, dava açma süresi içinde yapılan baş­vu­ru­nun işle­mekte olan dava süresini dur­dur­ma­sını düzenler. Dola­yı­sıyla Kamu Denet­çi­liği Kurumuna başvuru için ayrıca tanınan süre ile idare mah­ke­me­sinde dava açma süresi bir­bi­rine karış­tı­rıl­ma­ma­lı­dır. Kuruma baş­vur­mak bakı­mın­dan zaman bulun­ması, asıl işlemin dava süre­si­nin hâlâ açık olduğunu gös­ter­me­ye­bi­lir.

Duran sürenin yeniden işlemesi de Kurumun kararına ve sürecin sonucuna göre değer­len­di­ri­lir. Ret kara­rı­nın bil­di­rimi, tavsiye üzerine idarenin belir­le­nen süre içinde işlem yap­ma­ması veya ince­le­me­nin kanuni süre içinde bit­me­mesi farklı ihti­mal­ler­dir. Baş­vu­ru­nun yapıl­ma­sıyla birlikte takvim takibi bıra­kıl­ma­ma­lı­dır.

13. Dilekçe hangi makama, nasıl verilmelidir?

Üni­ver­site tek bir karar maka­mın­dan oluşmaz. Rek­tör­lük, senato, üni­ver­site yönetim kurulu, fakülte veya enstitü organ­ları ve diğer birimler arasında mevzuata göre görev ayrımı vardır. Talebin hangi organın yet­ki­sinde olduğu belir­len­me­li­dir. Öğrenci işleri veya personel birimi üze­rin­den yürüyen yazış­ma­lar, karar verme yet­ki­si­nin mutlaka o birimde bulun­duğu anlamına gelmez.

Dilek­çede baş­vu­ru­cu­nun kimliği ve iletişim bil­gi­leri, talebin konusu, olay­la­rın kısa açık­la­ması, istenen somut işlem ve dayanak belgeler anla­şı­lır biçimde yer alma­lı­dır. Uzun bir olay anla­tı­mı­nın sonunda yalnızca “gere­ği­nin yapıl­ma­sını arz ederim” denil­mesi, hangi işlemin isten­diği konu­sunda belir­siz­lik yara­ta­bi­lir. Talebin ayrı bir sonuç cüm­le­siyle belir­til­mesi yarar­lı­dır.

Baş­vu­ru­nun içeriği kadar üni­ver­si­teye ulaş­tı­ğı­nın ispatı da önem­li­dir. Evrak kayıt numarası, tarihli alındı belgesi, kurumun kabul ettiği elekt­ro­nik başvuru sis­te­min­deki kayıt ve usulüne uygun elekt­ro­nik iletim bel­ge­leri sak­lan­ma­lı­dır. Sıradan bir e-posta veya mesajın, ilgili başvuru için geçerli kanal ve şekil şart­la­rını her durumda kar­şı­la­dığı var­sa­yıl­ma­ma­lı­dır.

Postayla gön­de­rimde yalnızca gönderim tarihine güve­nil­me­meli; teslim ve kurum kayıt bilgisi de izlen­me­li­dir. Yetkisiz makama verilen dilek­çe­nin ile­til­me­sine ilişkin kurallar bulun­makla birlikte, hak kaybı riski taşıyan bir işte evrakın birimler arasında dola­şa­cağı var­sa­yımı üzerine süre hesabı kurul­ması uygun değildir.

14. İkinci dilekçe veya hatırlatma yazısı süreyi yeniler mi?

Baş­vu­ru­nun sonucunu sormak ve hatır­latma yapmak müm­kün­dür. Ancak aynı talebin tekrar edilmesi kural olarak yeni bir dava süresi yaratmaz. Daha önce oluşmuş zımni ret veya tebliğ edilmiş açık ret varken aynı içerikle yeniden baş­vur­mak, ilk işlemin dava süresini güven­ceye alan bir yöntem değildir.

Örneğin ders mua­fi­yeti talebi red­de­di­len öğren­ci­nin, gerek­çe­sini değiş­tir­me­den aynı talebi her hafta yeniden sunması süreyi sürekli baştan baş­lat­maz. Önceki kararın kal­dı­rıl­ması iste­ni­yorsa baş­vu­ru­nun 11. madde koşul­ları ve kalan dava süresi yönünden ince­len­mesi gerekir.

Buna karşılık yeni bir mevzuat hükmü, sonradan ortaya çıkan maddi durum veya farklı bir dönem için doğan ayrı hak, yeni bir işlem talebini gerek­ti­re­bi­lir. Buradaki değer­len­dirme, dilek­çe­nin tari­hi­nin yeni olmasına değil, ger­çek­ten yeni bir hukuki talep bulun­ma­sına dayanır. Yeni belge sunul­ması da her olayda tek başına yeni süre doğur­duğu anlamına gelmez.

İlk baş­vu­ruya sonradan verilen cevabın 10. madde kap­sa­mın­daki özel etkisi ise bundan ayrı bir konudur. Hatır­latma dilek­çesi, geç cevap ve yeni başvuru bir­bi­ri­nin yerine kul­la­nıl­ma­ma­lı­dır.

15. Sınav, kayıt ve akademik takvim bulunan işlerde bekleme riski

Öğren­ci­lik ve akademik faa­li­yet­ler çoğu zaman takvime bağlıdır. Kayıt yenileme, tez savun­ması, değişim programı, araş­tırma ziyareti veya görev­len­dirme bakı­mın­dan birkaç haftalık gecikme dahi baş­vu­ru­nun fiilî yararını azal­ta­bi­lir. Bu nedenle dilek­çede yalnızca hakkın dayanağı değil, gecik­me­nin neden kritik olduğu da açık­lan­ma­lı­dır.

Başvuru tari­hi­nin yaklaşan son tarihle ilişkisi, işlemin daha erken istenip iste­ne­me­ye­ceği ve üni­ver­si­te­nin elindeki bel­ge­le­rin yeter­li­liği önem taşır. Geç başvuru yapıl­mışsa ortaya çıkan her kaybın yalnızca üni­ver­si­te­nin ses­siz­li­ğin­den kay­nak­lan­dığı söy­le­ne­me­ye­bi­lir. Dosyada takvim, teslim ve eksik belge bil­di­rim­leri birlikte değer­len­di­ri­lir.

Üni­ver­si­te­deki her sınav uyuş­maz­lığı aynı dava süresine tabi değildir. Örneğin İYUK’un 20/B maddesi kap­sa­mına giren Millî Eğitim Bakan­lığı ve ÖSYM tara­fın­dan yapılan merkezî ve ortak sınav­lara ilişkin özel yar­gı­lama usulünde on günlük dava süresi bulunur ve 11. madde uygu­lan­maz. Bu özel kural, üni­ver­si­te­nin yaptığı her ders sınavına veya her akademik değer­len­dir­meye ken­di­li­ğin­den uygu­la­na­maz; önce uyuş­maz­lı­ğın kapsamı belir­len­me­li­dir.

Üni­ver­site düzen­le­me­le­rinde yer alan kısa sınav itiraz süreleri de ayrıca kontrol edil­me­li­dir. Kurum içi yeniden değer­len­dirme için öngö­rü­len süre ile mah­ke­mede dava açma süresi farklı işlevler taşır. Birinin var­lı­ğın­dan hare­ketle diğe­ri­nin baş­la­dığı, durduğu veya sona erdiği var­sa­yıl­ma­ma­lı­dır.

16. Cevapsızlık nedeniyle açılacak davada ne incelenir?

Zımni ret işlemine karşı dava, çoğu durumda yalnızca “üni­ver­site bana bir yazı gön­der­sin” tale­bin­den ibaret değildir. Asıl mesele, istenen idari işlemin yapıl­ma­ma­sı­nın hukuka uygun olup olma­dı­ğı­dır. Baş­vu­ru­nun kapsamı, kişinin hakkının dayanağı, üni­ver­si­te­nin yetkisi ve gerekli koşul­la­rın ger­çek­le­şip ger­çek­leş­me­diği ince­le­nir.

Bu nedenle dava hazır­lı­ğında dilekçe ve kayıt bel­ge­si­nin yanında ilgili mevzuat, öğren­ci­lik veya personel sta­tü­sünü gösteren belgeler, önceki kararlar ve talebi des­tek­le­yen somut veriler de bulun­ma­lı­dır. Yalnızca cevap veril­me­miş olması, baş­vu­ru­cu­nun esasa ilişkin bütün iddi­a­la­rını kanıt­la­maz.

Mahkeme idari işlemin hukuka uygun­lu­ğunu denetler; idarenin yerine geçerek her konuda doğrudan idari karar vermez. Bilimsel değer­len­dirme veya takdir yetkisi bulunan alan­larda da denetim dışılık söz konusu değildir, ancak dene­ti­min kapsamı işlemin nite­li­ğine göre belir­le­nir.

Davanın hangi idareye karşı, hangi mah­ke­mede ve hangi işlem esas alınarak açı­la­cağı ayrıca belir­len­me­li­dir. Özel­likle devlet ve vakıf üni­ver­si­te­leri bakı­mın­dan, kamu gücü kul­la­nı­la­rak tesis edilen akademik işlemler ile sözleşme veya çalışma iliş­ki­le­rin­den doğan uyuş­maz­lık­la­rın aynı şekilde ele alınması doğru değildir.

17. Acil durumlarda yürütmenin durdurulması istenebilir mi?

İdari davada yürüt­me­nin dur­du­rul­ması, kanunda aranan koşul­la­rın birlikte ger­çek­leş­me­sine bağlıdır: İşlemde açık hukuka aykı­rı­lık ve uygu­lan­ması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar ihtimali ortaya konul­ma­lı­dır. Dilek­çe­nin cevapsız bıra­kıl­ması tek başına bu koşul­la­rın oluş­tu­ğunu gös­ter­mez.

Öğren­ci­nin bir dönemi kaybetme ihtimali, kabul aldığı programa katı­la­ma­ması veya aka­de­mis­ye­nin belirli tarihler arasında yarar­la­na­bi­le­ceği araş­tırma imkânını kaçır­ması, zarar koşulu yönünden somut­laş­tı­rı­la­bi­lir. Bunun için akademik takvim, kabul yazısı, başlama tarihi ve işlemin gecik­me­siyle kayıp ara­sın­daki ilişki açık­lan­ma­lı­dır. Genel bir “mağdur olacağım” ifadesi her zaman yeterli değildir.

Talebin reddi veya zımni ret gibi olumsuz işlem­lerde yürüt­me­nin dur­du­rul­ma­sı­nın ne ölçüde etkili bir koruma sağ­la­ya­cağı ayrıca değer­len­di­ri­lir. Mah­ke­meye baş­vu­rul­ması işlemi ken­di­li­ğin­den dur­dur­maz; her yürüt­me­nin dur­du­rul­ması talebi de kabul edilmez.

18. Cevap verilmemesi veya gecikme tazminat hakkı doğurur mu?

Üni­ver­si­te­nin hukuka aykırı işlem veya eylemi nede­niyle zarar doğ­muşsa, somut ola­yın koşul­la­rına göre tam yargı ve taz­mi­nat talep­leri gün­deme gele­bi­lir. Ancak cevap süre­si­nin aşıl­ması veya işle­min iptal edil­mesi, ileri sürü­len her zara­rın oto­ma­tik ola­rak öde­ne­ceği anla­mına gel­mez.

Maddi zarar bakı­mın­dan kaybın ger­çek­ten doğduğu, miktarı ve üni­ver­si­te­nin hukuka aykırı dav­ra­nı­şıyla bağ­lan­tısı ortaya konul­ma­lı­dır. Örneğin bir görev­len­dir­me­nin gecik­mesi nede­niyle ileri sürülen gelir kaybında, ödemenin hangi koşul­larda yapı­la­cağı, baş­vu­ru­cu­nun bu koşul­ları sağlayıp sağ­la­ma­dığı ve kaybın başka bir sebepten kay­nak­la­nıp kay­nak­lan­ma­dığı ince­le­nir. Henüz kesin­leş­me­miş bir beklenti ile bel­ge­le­ne­bi­lir kayıp aynı değildir.

Manevi tazminat da her gecik­me­nin zorunlu sonucu değildir. Olayın niteliği, etkileri ve idarenin sorum­lu­luk koşul­ları ayrıca değer­len­di­ri­lir. Taz­mi­na­tın bir idari işlemden mi yoksa idari eylemden mi kay­nak­lan­dığı, izle­ne­cek ön başvuru ve dava süre­le­rini etki­le­ye­bi­lir. Bu nedenle iptal dava­sı­nın süre­siyle tazminat tale­bi­nin bütün usul koşul­la­rı­nın aynı olduğu var­sa­yıl­ma­ma­lı­dır.

19. Cevap bekleyen bir başvuruda nasıl hareket edilmeli?

  1. İlk dilek­çeyi ve kayıt bel­ge­sini bulun. Baş­vu­ru­nun tam içe­ri­ğini, teslim tarihini ve eklerini tek dosyada toplayın. Telefon görüş­me­le­riyle yetin­me­yin.
  2. Daha önce verilmiş karar olup olma­dı­ğını belir­le­yin. Yeni işlem talebi ile mevcut kararın değiş­ti­ril­mesi talebini ayırın. Tebliğ veya öğrenme tarihini gösteren kayıt­ları saklayın.
  3. Her talep için ayrı süre hesabı yapın. İşlem talebi, itiraz ve bilgi edinme baş­vu­ru­la­rını aynı takvim altında bir­leş­tir­me­yin. Özel düzen­leme bulunup bulun­ma­dı­ğını kontrol edin.
  4. Gelen yazının içe­ri­ğini değer­len­di­rin. Nihai ret, kesin olmayan cevap, evrak kayıt bil­di­rimi ve başka birime sevk yazısı aynı etkiyi doğur­ma­ya­bi­lir.
  5. Gecik­me­nin somut etkisini bel­ge­le­yin. Akademik takvim, kayıt son günü, davet veya kabul yazısı, ödeme bel­ge­leri ve diğer daya­nak­ları ekleyin.
  6. Yeni bir dilekçe verirken devam eden dava süresini gözden kaçır­ma­yın. CİMER kaydı, hatır­latma yazısı veya bilgi tale­bi­nin ilgili süreyi koruyup koru­ma­dığı ayrıca değer­len­di­ril­me­den cevabı bek­le­me­yin.

Baş­vu­ru­nun bir örneği, teslim kaydı, önceki kararlar ve gelen cevaplar birlikte ince­len­di­ğinde hangi yolun kul­la­nı­la­cağı daha sağlıklı belir­le­ne­bi­lir. Üni­ver­si­te­nin sessiz kaldığı bir dosyada belir­le­yici olan, yalnızca kaç gün geçtiği değil; hangi talebin, hangi makama, hangi aşamada ile­til­di­ği­dir.

İlgili konular

Uyuş­maz­lı­ğın nite­li­ğine göre üni­ver­site öğrenci işlem­leri, aka­de­mik per­so­ne­lin özlük hak­ları, disip­lin işlem­leri ve doçent­lik dava­ları bir­likte değer­len­di­ri­le­bi­lir. Gecik­me­nin yol açtığı maddi veya manevi zarar iddi­a­ları ise tam yargı ve taz­mi­nat dava­ları kap­sa­mında ayrıca ele alı­nır.

Doçent­lik süreç­le­rine iliş­kin uyuş­maz­lık­lar için Doçent­lik Dava­ları say­fası ince­le­ne­bi­lir. Baş­vu­ru­nun ve ilgili bel­ge­le­rin somut olay bakı­mın­dan değer­len­di­ril­mesi için ile­ti­şim say­fası üze­rin­den bilgi alı­na­bi­lir.

Bu yazı genel bil­gi­len­dirme amacı taşır. Başvuru ve dava süreleri; işlemin konusu, bildirim şekli, baş­vu­ru­nun içeriği ve özel mevzuat dikkate alınarak somut dosya üze­rin­den hesap­lan­ma­lı­dır.

Av. Arb. Şuayp LEVENT
Yükseköğretim Hukuku
Tüm makaleler